Dileği: Biriciğine sonsuzca bağlanıp yokluğunu duyduğu bütün mutluluğu bulmak, özlemini duyduğu bütün sevinçleri bır arada yaşamaktır. Bütün ümitlerin gerçekleşeceğine dair, şüphe bırakılmayana kadar tekrar edilen edılen yeminler, arzularını, kamçılayan cesur okşayışlar, kızın ruhunu tümüyle sarmaya başlar; bütün sevinçlerin önsezisiyle, bilinci bulanıklaşır ve gerilimi en yüksek düzeye tırmanır. O anda, bütün isteklerini gerçekleştirmek üzere kollarını açar ve sevgilisi onu terk eder. Donmuş, aklı başından gitmiş bir halde uçurumun kenarında durur; çevresi tümüyle karanlık, çıkış yok, teselli yok, gelecek yok! Çünkü ona var olduğunu anımsatan o biricik insan onu terk etmiştir. Önünde açılan engin dünyayı, yitirdiklerini ona geri verebilecek olan birçok insanı görmez, dünya tarafından terk edilmiş, yapayalnız hisseder ve artık kördür, yüreğinin korkunç kederi tarafından köşeye sıkıştırılmıştır: Kendini uçurumdan aşağıya atar ve böylece onu kucaklayan ölümle, tüm acılarını boğuverir. Görüyor musun Albert, birçok insanın öyküsü böyle işte! Söyle, bu bir hastalık durumu değil midir?