Cinayet Bürosu'nda en çok kitap, dergi okuyan kişi Eda'ydı. Onun ardından her gün Milliyet gazetesine, ayda bir de Polis
dergisine göz gezdiren Behzat Ç. geliyordu. Akbaba her gün Posta alır, arada bulmacasını çözerdi. Hayalet, Mehmet Eymür'ün anılarını okumuştu; o da bildiği şeylerdi zaten, doğru mu yazmış diye kontrol etmişti. Harun, Penguen'in karikatür balonları, bir de Fotomaç olmasa okumayı çoktan unuturdu.
Battaniyenin üzerinde, ocağın kırmızı aydınlığı altında yanyana dizilip uyudular. Ocağa sekiz ayak birden uzanmıştı. Batan günün kızıllığını seyreden penguenleri andırıyorlardı.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
PENGUEN 2
O büyük ve muazzam zamanda unuttum
Kanatlarım çok oldu üşüyor benim
Bu beyaz ıssızlıkta göğsüme düşüyor
Bu yüzden eğik boynum.
Bir kuşun anısı kalmış bende, saklı
Bundan gözlerimdeki kayalık,
içimdeki serseri buzullar
Dürtme içimdeki narı
Üstümde beyaz gömlek var.
İnsanın,bulduğu fikirleri, keşifleri, başkalarına anlatamaması kadar zor bir durum yoktur. Yazmak bu yüzden gelecek yüzyıllarda gelecek olan zeki insanlar için belge oluyor. Bu yüzden bir yazar doğan her bebekle yeniden gelir dünyaya.
Bir kapak oğlanıydı sanki adam. Beyoğlu caddesinde yürürken sarışın bir penguen gibi seyrettiriyordu kendisini. Şimdi gülüyor, ama o vakit delicesine hoşlanıyordu adamdan. Hoşlanmaktan da öte, mutlaka onun olmayı, onun kadını olmayı istiyordu. Bütün sorunun resimsel bir etki, bir sinema hilesi olduğunu az sonra kavrayacaktı.