“Zindandan gelen kaval sesini duyunca kendine geldi. Tepeden tırnağa bütün bedeni çımgıştı. Ahmet zindandan çıksaydı, bir gece gelseydi, onu atının sırtına atsaydı, sürseydi bol ceylanlı çöle...Orada uzun çadırlı Kürt obaları, oymakları vardı. Ve Kürtler konuksever olurlardı. Bir de Ağrıdağı insanına bir başka türlü bakarlardı. Bir başka dünyanın yaratığıymış, kutsal bir şeymiş gibi.”
“12 büyük Tanrı’nın oturduğu söylenilen Olimpos Dağı mitolojik bir semboldür. Daha sonraları Makedonya ile Tesalya arasında oldukça heybetli sıra dağlarının en yüksek tepesine de bu ad verilmiştir.” “Nasıl ki Olimpos başlı başına bir sembolse, Olimpos’ta oturduğu ifade edilen bu 12 Tanrı’nın da her biri ayrı bir semboldür. Bunların hiç biri “Yaradanı” ifade etmez. O devirde yaşayan insanların çok tanrı inancı birden fazla Yaradan’a taptıkları anlamına da gelmez. Bütün bu Tanrılar, İnisiyatik Bilgilerin halka şifrelendirilerek anlatılmasında kullanılan araçlardan ibarettir. Yani bir senaryonun oyuncularıdır. Bunların her birinin ifade ettikleri anlam başkadır.”