"...çünkü hanımları istedikleri isimle öven bütün şairler, onlara sahip değildirler. Sen sanıyor musun ki, kitapları, romansları, berber dükkânlarını ve tiyatroları dolduran bütün o Amaryllis'ler, Phyllis'ler, Silvia'lar, Diana'lar, Galateia'lar, Alida'lar ve diğerleri, gerçekten, etten, kemikten kadınlardılar ve onları övenlere aittiler? Tabii ki hayır, çoğu uydurmaydı; şiirlere konu olsun diye, şairi âşık, âşık olabilecek tıynette bir adam olarak tanınsın diye uydurulmuştu."
Sayfa 214·Kitabı okudu
Çevreme basınç yaptığını, bir panik burgacı gibi içimden yükseldiğini hissettiğim bu özlem, bir hayvanın görünmeyen ama var olan bir şeyin kokusunu almasına benziyordu.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Birkaç yıl süren psikoterapinin ardından, Phyllis'in, yakın ilişkilerde şiddetli derecede anksiyeteye kapılan ve bir ilişki bile yaşayamayan bir eş seçtiği ortaya çıktı. (Bakınız, s. 25) Bu durum Phyilis için, bir ilişkiye başlaması halinde duyduğu terk edilme korkusuyla başa çıkabilmesi ve bu korkusunu saklayabilmesi için bir uzaklaşma aracıydı. Bu ayrılma-yeniden birleşme döngüsü, hastanın ilişki yaşadığı adamın kendisine uygun olmadığını düşündüğü ve ilişkilerini sonlandırdığı noktada terapötik sürecin kontrolü altına alındı. Devam eden psikoterapi, hastanın terk edilme korkusunu tam anlamıyla fark edebilmesini ve bu korkusunu kontrol altına almasını sağladı ve hasta öyle bir noktaya geldi ki korkusu üzerinde derinliğine çalışmasına rağmen, artık korkusunu uygun bir eş seçip onunla evlenebilecek kadar kontrol edebiliyordu.
Sayfa 110
Aşk, kurtların bile avlanmaktan korktuğu yerlerden geçerek yolunu bulur. (Lord Byron)
Sayfa 74
Jorge Luis Borges
Kitapları, aşk öykülerini, berber salonlarını, komedi sahnelerini dolduran Amarillis'ler, Phyllis'ler, Sylfia'lar, Diana'lar, Galatea'lar, Filida'lar ve benzeri hanımların gerçekten et ve kemikten varolduklarını ve onları ünlü yapanların sevgilileri olduğuna inanıyor musun? Kesinlikle hayır; tersine çoğu, dizelerine konu bulmak için ve aşkla yanan genç erkekler ve aşka layık görünen kişilerce değer kazanmak için onları düşlerinde canlandırıyordu.
Sayfa 96·Kitabı okudu
Edebiyat
Komedyen Phyllis Diller, "Çocuklarımızın hayatlarının ilk on iki ayını onlara yürümeyi ve konuşmayı öğreterek, sonraki on iki ayını da oturup susmalarını söyleyerek geçiriyoruz," der. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde araştırmalar, çocuklukta çok eleştirel ebeveynlerle büyüyen bireylerin yetişkin olarak kendilerine karşı eleştirel olma yatkınlıklarının çok daha yüksek olduğu­nu göstermektedir.
Sayfa 34 - Diyojen Yayıncılık
1000Kitap