Kayra haklıymış. Gerçekten de hikâyenin sonuna geliyoruz. Ve çok yükseklerden düşeceğiz. Unutuyoruz. Hissetmiyoruz. İstemiyoruz. Yaptıklarımız, daha çok eski alışkanlıklar. Konuşmalarımız, elli kelimelik bir bulmaca. Çok fazla tanıdık hayatı. Şimdi kusma zamanı! Ama her tükürdüğümüz pislik, yanında bizden bir parça da götürüyor...
Sayfa 50
Küskün Kahvenin Türküsü
Her şeyden önce, sevgi iki kişi arasında ortak bir yaşantıdır. Ama ortak bir yaşantı olması, ikisi için de benzer bir yaşantı olduğu anlamına gelmez. Bir seven vardır, bir de sevilen. Ama bunlar başka başka diyarların insanlarıdır. Sevilen çoğu zaman sevenin içinde uzun zamandır saklı duran sevgi için yalnızca bir uyarıcıdır. Her nasılsa, seven de bilir bunu. Ruhunda sevgisini eşsiz bir duygu olarak algılar. Tuhaf, yeni bir yalnızlık duymaya başlar. Ona acı veren de bu duygudur işte. Bu yüzden, sevgisini elinden geldiğince içinde barındırmalı, kendisine yepyeni bir iç dünya yaratmalıdır. Kendisiyle bütünleşen, yoğun, tuhaf bir dünya... Şunu da ekleyelim: Söz ettiğimiz bu seven kişinin nişan yüzüğü almak için para biriktiren bir delikanlı olması gerekmez. Seven kişi erkek, kadın, çocuk ya da yeryüzünde yaşayan herhangi birisi olabilir. Sevilen de her türlü tanımlanabilir. En olağandışı kişiler bile sevgi için bir uyarıcı olabilir. Eli ayağı tutmayan bir büyük-büyükbaba yirmi yıl önce bir gün öğleden sonra Cheehaw sokaklarında gördüğü tuhaf bir kızı hâlâ seviyor olabilir. Bir rahip, kötü yola düşmüş bir kadını sevebilir. Sevilen, düzenbaz, saçı başı pislik içinde, hatta kötü alışkanlıklar edinmiş birisi olabilir. Evet, seven de herkes kadar görebilir bunu; ama sevgisinin gelişimini zerre kadar etkilemez böyle olması. En sıradan birisi coşkun, ateşli ve bataklıktaki zehirli zambaklar kadar güzel bir sevginin nesnesi olabilir. İyi yürekli birisi gerek amansız gerek rezilce bir sevgiyi uyarabilir. Abuk sabuk konuşan bir deli, başkasının yüreğinde yalın, duygulu bir şiir yaratabilir. Demek ki, sevginin değerini, özgünlüğünü yalnızca seven belirler. İşte bunun içindir ki çoğumuz sevilmektense sevmeyi yeğleriz. Hemen herkes seven durumunda olmayı ister. Derin bir gizeme
Sayfa 27 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 9.Basım, Ağustos 2024·Kitabı okuyor
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kendini soyut bir "İnsan" idesine adayan her idealist, karşısındaki somut, canlı ve bencil insanı o kafasındaki "kutsal şablona" uymadığı için hor görür, onu "pislik veya egoist" ilan ederek aşağılar. Tıpkı bir engizisyon rahibinin günahkarları lanetlemesi gibi, modern eleştiriciler de gerçek insanları kendi teorik laboratuvarlarında kurban ederler. Daniel J. Siegel'ın "katı düzen kıyısı" olarak adlandırdığı o bükülmez ideolojik fanatizm, insanı bütünüyle nesneleştiren en büyük tiranlıktır.
Biraz bekle Aron geçecek.
“Büyüyorsun. O yüzdendir belki," dedi usulca. "Bazen bana öyle geliyor ki, dünya en çok o zaman sınıyor bizi; biz de içe dönüyoruz, kendimizi dehşetle izliyoruz. Bununla da kalmıyor, herkesin ruhumuzu okuduğunu sanıyoruz. O zaman pislik çok pis oluyor, saflık pırl pırıl bembeyaz. Geçecek Aron. Biraz bekle, geçecek. Söylediklerim seni pek teselli etmiyor, çünkü inanmıyorsun, ama başka bir sey gelmez elimden. Hiçbir şeyin sana şu anda göründüğü kadar iyi ya da kötü olmadığına inanmaya çalış.”
Sayfa 535·Kitabı okuyor
Katılıyor Musunuz?
Önyargılar, gündelik yaşantımızdaki bütün pislik ve iğrençlikler gereklidir çünkü bunlar gübrenin kara toprağa düşmesi gibi zamanla faydalı bir şeye dönüşür. Kökeninde pislik barındırmayan iyi bir şey dünya üzerinde bugüne kadar görülmemiştir.
Sayfa 16·Kitabı okuyor
Önyargı
O hâlde ahlâkın anası ve esası dört şeydir. Bunlar, hikmet, secaat, iffet ve adalettir. Hikmetten kastımız: Nefsin, tüm ihtiyari fiillerde doğruyu yanlıştan ayırt edebilmesidir. Mesela akıl kuvvetinin mutedil olmasından işleri iyi idare etme, derin kavrayış, isabetli görüş, işlerin incelikle rini görme, nefisleri helâk eden hususların gizli hâllerine vâkıf olabilme yetileri ortaya çıkar. Eğer akıl kuvveti mutedil çizgiden ifrata kaçarsa; aldatma, hilekârlık, sahtekârlık ve cin fikirli olma durumları meydana gelir. Akıl kuvvetinin tefriti durumunda ise ahmaklık (ebleh), bönlük (gamaret) ve cinnet durumları ortaya çıkar. Şecaat ahlâkına gelince: Bundan iyilik ve ihsan, gözü pek olma, kıvrak zekâ, âlicenap olma, tahammül gücü, hilim, yufka yüreklilik, metânetli olma, öfke kontrolü, saygı, sevgi ve benzeri övülen huylar ortaya çıkar. Secaatin ifratı durumundaki bu aşırı böbürlenme (salf), kibirlenme (bezh), âni hiddetlenme (istişate), kendini beğenme (ucub) ve tepeden bakma durumları meydana gelir Secaatin tefriti durumunda ise: Mehanet (kepazelik), zillet (alçaklık), ceza' (feryat etme), hasaset (adilik), insan- ları hor görme, hakkını arayamayıp içine kapanık olma gibi durumlar ortaya çıkar. İffet ahlâkına gelince: İffetten cömertlik, hayâ, sabır, mü- samaha, kanaat, takvâ, letâfet, yardımlaşma, zarâfet ve tok gönüllülük ortaya çıkar. İffetin ifrat veya tefrit boyutunda ise şunlar meydana gelir: Hırs, oburluk, yüzsüzlük, pislik, savurganlık, cimrilik, riyâ, kusurları teşhir etme, sonunu düşünmeden işe girişme, boş işlerle meşgul olma, dalkavukluk, hased, başkasının başına gelene sevinme, zenginler karşısında zelil olma, fakirleri hakir görme...
Sayfa 34·Kitabı okudu
1000Kitap