"Kadınlar yemek pişirip, çorap örmekle; piyano çalıp, nakış işlemekle yetinsin." demeleri dar kafalılıktır. Bir kadın geleneklerin kendisi için yeterli saydığı şeylerden daha fazlasını yapmak, öğrenmek isterse onu kınamak, alaya almak düşüncesizliktir.
''Mûsikî dersinin 'gına ve mûsikî' olarak iki ayrı ders şeklinde okutulması günümüzde bile uygulanmayan bir durumdur. Müfredata ilk olarak 'gına' adıyla alınan mûsikî dersleri zaman içerisinde çeşitlenerek piyano, keman, mûsikî, teganni ve yine gına adlarıyla okutulmuştur.''
Nöroplastisitenin ilk ve başlıca ilkesi, belirli bir nöral ağı kasıtlı herhangi bir şekilde değiştirebilmek için ilk olarak o nöral ağı 'aktive' (ya da bazı durumlarda olduğu gibi 'deaktive') etmemiz gerektiğidir. Tabii, bu kulağa gayet doğal geliyor; piyano çalmayı öğrenmek için kişinin piyanonun başına geçip çalması gerekir. Piyano çalmakla ilgili bir kitap okumak veya bir YouTube videosu izlemek piyano çalmaktan sorumlu olan belirli nöral ağları değiştirmez. Piyano başında geçirdiğiniz vakit bir kitaptan ya da videodan öğrendiklerinizden faydalanabilir ama 'piyano çalmayı mümkün kılan o yaygın nöral ağı tuşlara basarak tam olarak aktive etmediğiniz sürece bu ağlar yaratılamaz ya da değiştirilemez.
Aynı durum travmatik anılar ve travmatik bir olaydan sonra meydana gelen karmaşık ve yaygın travma tepkisine bağlı stres yanıt ağları için de geçerlidir.
Beyin zamanla, tekrarların ve maruz kalınan şeylerin sürekli olarak birikimiyle gelişir: Her geçen an, olumlu ya da olumsuz örüntüleri pekiştirmek için bir fırsattır. Bir örüntü başladığında, alışkanlığa ya da ize dönüşür, benzeri davranışları kolaylaştırır ve tekrarlanmalarını daha olası kılar. Sosyal beyinlerimizin ayna sistemleri, davranışları bulaşıcı yapar. Bir kez daha, pratiğini yaptığınız şey spor veya piyano çalmak ya da iyilik yapmaksa, bu harikadır ama tekrar edilen şey tehdide verilen dürtüsel ve saldırgan tepkilerse, o kadar harika değildir.