Filozofu, bilinçli bir insanın kendi kendisine saygı duyamayacağına ve tarihte akla dair tek bir iz bulunmadığına dair derinlerimizdeki kanıtları inkar et-meye zorlamak için bu yüce tehdit yeterli olmuştur; dolayısıyla Plotinus'un şu melankolik ancak aynı zamanda pek "incelikli" itirafını okumak da yeterlidir: "Yeryüzünde evrensel düzene uyum sağlayamadığı için helak olan varlıklar bulunur örneğin bir kaplumbağa kendisini mükemmel bir düzen-uyum içinde dans eden bir koronun ortasında buluverseydi ayaklar altında ezilirdi çünkü dansçıların adımlarını yöneten düzenin sonuçlarından kaçmayı bilemezdi. Aksine, bu düzene uyması durumunda ise hiç acı çekmezdi"
Spinoza, "Homo liber de nula res minus quam de morte cogital" [Özgür insan hiçbir şeyi, ölümü düşündüğü kadar az düşünmez) diye yazmıştır; Plotinus ise antik dü şüncenin tüm özünü şu birkaç sözcükte toplamıştı: "Evrendeki kötü lüğü kabul etmek ve mantıksız düşünceden daha kötüsü olamaz)
kötülüğü, anlaşılabilir dünyaya dek taşımak demektir."Başka bir ifadeyle kötülüğü kabul etmek, onu akla yerleştirmektir ve şayet akıl Tanrı ise onu Tanrı'ya yerleştirmektir.
Bedene yerleşen insan ruhu ıstırap ve kötülüğe mahkumdur. O, pişmanlık, arzu, korku ve kötünün bütün formları içinde yaşamını sürdürür. Beden ruh için bir hapishane ve bir mezardır, ve dünya da onun ini ve mağarasıdır.
Tinsel dünya, 'ben'in göksel alanlarla ayrıldığı bir yeryüzü-ötesi yahut kozmik-ötesi mekân değildir. Geri dönülmez bir biçimde yitirilmiş ve yalnızca tanrısal lütfun 'ben'i ulaştırabileceği bir ilksel hal de değildir. Hayır, tinsel dünya en derindeki benden başka bir şey değildir.
Plotinus'un öğretisi, Hıristiyan mistisizmi, İslam felsefesi ve Rönesans hümanizmi üzerinde önemli etkiler bırakmıştır. Raffello’nun Plotinus’a model olarak erken Rönesans döneminin ünlü heykeltıraşı Donatello'yu kullandığı düşünülür.