poena

poena
@poenap
Ve mahvetmektir arzusu neşeli bir kalbin şarkılı sesini. youtu.be/JJS_NhbkVhw
Dinginliğin sona erdiği yerdi, bir nehir denize erişir gibiydi gözleri. Aralıksız dalgalarla bir kıyıyı birlik olur döverdi rüzgarla, fırtınalar kopar, sular kabarır, denizkuşları uçamaz olurdu mutsuzluğunda. Durulduğunda, yağmursonrasının dinginliği - bir çağıltının dinmesi - beklenmedik bir sessizlik: Ansızın yetişir bir ırmak, yatağına dönerdi. Sonsuzluğun başladığı yerdi, bir nehir denize erişir gibiydi gözleri.
Şiir
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Baudrillard modernliği kendini inkâr, öldürücü düzeyde tiksinti verici paradoksal bir koşul olarak yorumlar. Teknolojinin boyunduruğunda sıkışan modern birey fraktal, sanal monatlara dönüşen, kendine teslim edilmiş ve umutsuzca ötekini arayan nükleer kimliğe sahip, kendi uzlaşmaz kopyasıyla çarpışan kendisini aşan düzende artık yer almayan varlıktır. İçinde yaşadığımız düzende teknolojik aygıtlarla parçalanan, hırpalanan, fraktal yani gönüllü kölelik biçimi yaşayan, bir anlamda geçmiş çilecilerin ve keşişlerin kaderini yaşayan modern bireyin varlığı söz konusudur.
Felsefe
Baudelaire kentten hareketle modernite yorumlaması yaparken Baudrillard hem kentten hem de kitle iletişim araçlarının egemen olduğu düzenden hareketle modernite yorumlaması yapar. Yine Baudelaire’den farklı olarak modernliğin göstergelerinin, kodlarının ve modellerinin yerini sibernetik tarafından denetim altında tutulan kod ve modellerin aldığı simülasyon çağı içine girdiğimizi dile getirir.
Edebiyat
Üstadının, dekadans dediği şeye, o, dekadansla dans diyecekti, deyim yerindeyse: Ruhu bitiren "müstehcenlik"in, "pornografi"nin ve anlamsızlaşmanın; gerçekliği bitiren hiper-gerçeklik'in; duyguyu ve vicdanı bitiren hiper-duygu'nun; vecdi, kendini aşma çabasını bitiren hiper-coşku'nun; politikayı bitiren, retoriğe ve "müstehcenliğe" hapseden hiper-politika'nın zaferini ilan ederek, postmodern dünyanın (dolayısıyla Amerika'nın) "ölüm"ünü kutlayacaktı; insana, hayata ve varlığa derin saygı duymasına imkan tanıyan dervişliğinden devşirdiği devrimci bir ruhla ve coşkuyla.
Felsefe
İnsanlık, aklın sekülerleştirilmesi yani Tanrıdan kopartılmasıyla ve araçsal olarak kullanılmasıyla yeni bir barbarlık biçimine sürüklenmiştir. Akıl Hegel'de olduğu gibi tarihsel bir anla içkinleşen ve böylece bir yandan geçmişten gelen bütün anları içeren kendisini gerçekleştiren bir güç değildir. Aksine aklın tarihi baskı ve unutuş tarihidir.
Edebiyat