poena

poena
@poenap
Ve mahvetmektir arzusu neşeli bir kalbin şarkılı sesini. youtu.be/JJS_NhbkVhw
Baudelaire kentten hareketle modernite yorumlaması yaparken Baudrillard hem kentten hem de kitle iletişim araçlarının egemen olduğu düzenden hareketle modernite yorumlaması yapar. Yine Baudelaire’den farklı olarak modernliğin göstergelerinin, kodlarının ve modellerinin yerini sibernetik tarafından denetim altında tutulan kod ve modellerin aldığı simülasyon çağı içine girdiğimizi dile getirir.
Edebiyat
Üstadının, dekadans dediği şeye, o, dekadansla dans diyecekti, deyim yerindeyse: Ruhu bitiren "müstehcenlik"in, "pornografi"nin ve anlamsızlaşmanın; gerçekliği bitiren hiper-gerçeklik'in; duyguyu ve vicdanı bitiren hiper-duygu'nun; vecdi, kendini aşma çabasını bitiren hiper-coşku'nun; politikayı bitiren, retoriğe ve "müstehcenliğe" hapseden hiper-politika'nın zaferini ilan ederek, postmodern dünyanın (dolayısıyla Amerika'nın) "ölüm"ünü kutlayacaktı; insana, hayata ve varlığa derin saygı duymasına imkan tanıyan dervişliğinden devşirdiği devrimci bir ruhla ve coşkuyla.
Felsefe
İnsanlık, aklın sekülerleştirilmesi yani Tanrıdan kopartılmasıyla ve araçsal olarak kullanılmasıyla yeni bir barbarlık biçimine sürüklenmiştir. Akıl Hegel'de olduğu gibi tarihsel bir anla içkinleşen ve böylece bir yandan geçmişten gelen bütün anları içeren kendisini gerçekleştiren bir güç değildir. Aksine aklın tarihi baskı ve unutuş tarihidir.
Edebiyat
Modern dünyada; sabah kahvaltısını Paris’te yapan, beş çayını Londra’da içen, kravatı İtalyan kumaştan, ceketi ise Hint kumaşından olan, bir kanalda Talk Show’da kahkahalar atan kanal değiştirdiğinde Afganistan ve Irak'taki olaylara sadece yapmacık bir “duygu ötesi” yaklaşımda bulunan, TV ’de açlıktan ölen insanlar için içi burkulan, köpekleri için milyonlarca dolarlık mamalar almaktan geri durmayan, an’ı yaşayan, kopuşlar yaşayan, kendisine parçalı hayat tarzı inşa eden, kendine imaj ve kimlik satın alan muğlak bir çağın eşiğinde ve insanlığın kucağında yaşıyoruz.
Edebiyat
Toplumsalın; çözülme, anlamsızlık, buharlaşma ve ahlaki değerlerin ortadan kalkma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı bu çağ bir kaos çağıdır. Bu çağda katastrof/felaket sonrasını yaşayan insan, maddi değişimle paralel seyreden zihinsel dönüşümün bedelini çok ağır ödemektedir.
Edebiyat