Haaah… Nereden başlasam?
Öncelikle kitap benden 4 yıldız alıyor (5 üzerinden)
Aslında daha objektif olsam 3 verirdim (benim için bu güzeldi beğendim ama bazı kısımları olmamıştı veyahut benlik değildi demek) ama beğenmediğim birkaç şey olsa bile genel olarak bir günde bitirmek, duyguları bu kadar hissetmek, bayıldığım cümleler okumak… 4 derim.
Bir düğer unsur da… adam akıllı ağlasam çok rahatlayacağım. Dram kitabı değildi evet ama bir yas işleniyordu ve ben cidden kitabın büyük bir kısmını gözlerim dolu okudum. Birkaç damla gözyaşı da aktı. Ama o ağlayamamış olma hissi kaldı.
Ağlamak demişken hikâyede en sevdiğim unsurlardan biri ana kadın karakterin çok rahat ağlayan birisi olmasıydı. Ve kurgunun pek çok yerinde ağlaması. Ayrıca ana erkek karakterin de ağlayan birisi olması. Birlikte ağladıkları bir sahne olması. Hadi ama? Ağlamak öcü değildir, bize daha çok ağlama sahnesi verin.
Yas temasının işlenişini de çok beğendim. Aile, pişmanlıklar, keşkeler, sırlar, destekler. Of o kadar güzeldi ki… Nasıl anlatabilirim inanın bilmiyorum. Babaları HARİKA biriymiş ve biz bunu o kadar güzel görüyoruz, dahası hissediyoruz ki… (gözlerim yine doldu, of ağlayacak gibi oluyorum ama tam olmuyor. Yorumun sonunda belki?)
Benji Andor… Favori erkek karakterlerim listesine girdiğinin umarım farkındasındır ahaha. Ama gerçekten. Pek çok sahnesine o kadar bayıldım ki… Bu yıl okuduğum en iyi erkek karakterlerden biriydi. Destekleyici, kitapsever, ağlayan, değer veren. Harikaydı işte ya.
Florence Day… gerçekten çok farklı ve derinlikli bir karakterdi. Seni okumak harikaydı Florence.
Ve genel olarak kitaba gelelim. Bu bir aşk kitabıydı. Hatta aşk kitapları hakkında bir aşk kitabı diyebilirim ve bu harikaydı. Rahatlatıcı, keyifli… büyük ters köşeler değil bir mutlu son bekliyordunuz. Ve