Puan vermedi
Edebiyat ve sinemada en çok ele alınan konulardan biri olan Yahudi soykırımı, özellikle Katyn Ormanı katliamı, Max Schulz'un yani maktulün değil kitle katilinin ağzından aktarılmış. "Ben Max Schulz." diye başlayan kitap kahramanın bebekliğinden başlıyor. Bebekken yaşadıklarını bile hatırlar gibi anlatmış kahraman. 5 babalı doğan Max, 7 haftalıkken üvey babanın tacizine uğradığını söylüyor. Buna benzer uç olaylarla dolu kitapta kahraman hem Nazi SS subayı hem Yahudi özgürluk savaşçısı olarak karşımıza çıkıyor. Bir gün arayla doğduğu komşu Yahudi çocuğu İtzig Finkelstein adını alarak devam ettiği hayatında sırları onu rahat bırakacak mı, yakalanacak mı, bir katil vicdanen ne hisseder merakıyla sürüklüyor kitap sizi. Kurgu ve anlatım olarak gayet başarılı. Özellikle tamamen zıt kimlikle var olma çabasının arkasında aslında güçlünün yanında var olma isteği çarpıcıydı. Birçok insan gibi Max da gücün peşinde, onun için maktulün veya ırkın önemi yok. " Güce taparım " diyor. Din de aynı şekilde , ister Hristiyan ister Musevi olsun farkı yok. Hitler onun için bir zamanlar Tanrı gibiyken sonra tek Tanrı Musevi tanrısı oluyor. Ama 6 milyon ölü onu hiç rahat bırakmıyor. Hem katilin hem maktulün aynı kişi olarak karşımıza çıktığı eser tam filmlik. Yazarın kendi hayatından izler taşıyan eser bazı yerlerde vahşetiyle tiksindirse de suç, ceza, antisemitizm, pogrom gibi kavramlara sıradışı bir bakış atmış.
Nazi ve BerberEdgar Hilsenrath · İthaki Yayınları · 200745 okunma
Puan vermedi·434 syf.·
2025 623. kitabı
Bundan bır kaç sene önce, Auschwitz kamplarını okumaya başlrken bu kıtabı aradım hıç bıc bır yetde yok, aklıma yazdım bu kıtabı bulacaktım, nadir kitapta gunler sonra bulunca nasıl sevındım sankı hemen okuyacakmışım gıbı, her şeyın zamanı var bınu unutmuşdum, şimdı Hitler Hitler'in kitaplarını okurken kütüphanemde gözüme bakan kıtabımla buluştuk, şimdi de bitti. Uzun soluklu bir yolculuktu.. Gelelım kıtabımıza Nazi ve Berber Schiller Sokağı'ndaki sinagog bütün gece yandı. Komşu evlerin birkaçı da alev aldı. Bunun suçu kasım rüzgarıydı as­ lında. Finkelstein'ların berber dükkanı da yandı. Öyle oldu, o da yandı. Sembolik Alman Kültür Köşesi... Goethe ve Schiller Sokağı köşesi... artık yoktu. Orada devasa bir delik esnemekteydi. Bir kültür deliği. Bu arada kapatılmış mıdır acaba delik? Bilmiyorum, çünkü ben Wieshalle'de daha fazla kalmadım.... S:35 "Hilsenrath, Nazi ve Berber'de; katille maktulün, bir ve aynı eylemin iki failinin gerçekliğini muhteşem bir kurguyla gözler önüne seriyor. Yahudi pogromları, pogrom, suç ve ceza olgusu ve insana dair sıradışı bir bakış... Nazi ve Berber Bu titiz ve cesur girişim; yazarın büyüklüğünü, yer yer vahşice fışkıran ama isabetli, yalın ve aynı zamanda sakin bir şiirsellik taşıyan dilini gözler önüne seriyor.. Benım gıbı tarıh dönem romanı severler bır bakın ilgiyle okuyacaksınız Buyurun Nazi ve Berber
Edebiyat & Roman
Nazi ve BerberEdgar Hilsenrath · İthaki Yayınları · 200745 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi
"İşte bu benim dilim" diyorum, "kendim seçmediğim ama içinde doğduğum, öğrendiğim, büyüdüğüm ve kendimi ifade ettiğim anadilim..." Ve ölüm budur işte; nar çatlıyor ve kan rengindeki damlacıklar damlamaya başlıyor. Ve ince beyaz tüller dalga dalga kızıla boyanıyor. Ve kızıl rengin dalgaları durmadan genişliyor ve genişliyor ve genişliyor... Mehmed uzun'un üslubuyla tanışmanizi çok isterim, tavsiyemdir Niye bu kan, bu kin, bu öfke, bu nefret, ey geçmişinden, deneyimlerinden hiçbir ders çıkarmayan, hemencecik çılgınlığın ve şiddetin cazibesini kapılan, “hep ben hep biz” diyen unutkan insanoğlu Her insan ayrı bir cihan“ Açlık, kıtlık, sürgün, göç; Pogrom, Auschwitz, Hiroşima, Nagazaki, Sibirya, Lunyinka, Halepçe ve daha neler neler... Sanki dünya, dünya değil bir ölüm tarlası, ölüm üreten, ölüm saçan bir makine. Nasıl nar ağaçları, çiçekleri ve renkleri, tüm farklılıklarını rağmen, insana huzur veren bir uyum içindeyse, insanlık da, kıtalar, renkler, farklı diller, kültürler, dinler, alışkanlıklar, gelenek ve görenekleriyle Renkli bir uyum içindedir. Milliyetçiliğin ve ırkçılığın taşlaştırdığı yüreklerin yol açtığı, anlatılması olanaksız insani dramlarla dolu, çılgınlıkların sonucu ne oldu?   Her insan ayrı bir cihan. Yüzyılımız, ırkçı, milliyetçi, şovenist dalgalar ve savaş rüzgarlarıyla tüm insanlığı kasıp kavuran canı ve çılgın bir yüzyıl, canilerin ve çılgınların cenneti bir yüzyıl oldu. Sanki dünya, dünya değil bir ölüm tarlası, ölüm üreten, ölüm saçan bir makine. Yaşam buydu işte, çatlayan olgun narlar, bembeyaz tüller ve kan kırmızısı damlalar. Ve ölüm budur işte, nar çatlıyor ve kan rengindeki damlacıklar damlamaya başlıyor. Ve ince beyaz tüller dalga dalga kızıla boyanıyor. Ve kızıl rengin dalgaları durmadan genişliyor ve genişliyor ve genişliyor.
Nar ÇiçekleriMehmed Uzun · İthaki Yayınları · 20124,621 okunma
7/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2023 52. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Kasım 2023 21:51
İster soykırım, ister pogrom, ister sürgün olarak adlandıralım; 1915’te yaşananların bu toprakların çok kültürlü, çok sesli, renkli ve kesinlikle daha zengin bir gelecek umudunu çöpe attığı, çok acı da olsa, gerçek. “Yerini bulmamış adalet, katillerini ve kurbanlarını çoğaltır.” demiş Murathan Mungan. Nitekim bu topraklarda, yaşadığımız bir çok olumsuzlukta yaşama sevincimizi ve ümidimizi kaybetmemize neden olan ve sayısı sürekli artan arsız güruhunun fütursuzluğunu, bu ve benzeri yaşananlarda adaletin yerine getirilmemesine bağlamak, bence de hiç yanlış değil. Bu kitap, onlarca yazarın katılımı ile, 1915 olaylarının 100. yılında yaşananları hatırlamak, kurbanlara saygı duruşunda bulunmak, siyasilerin kısır bakış açılarından sıyrılıp tartışmanın odağına “insan”ı oturtmak ve yitirdiğimiz "ortak kader” duygusunu tekrar harekete geçirmek amacıyla kaleme alınmış. Yazarların paylaşmak istedikleri kimi yazılarından oluşan bir derleme bu; kitabın editörlüğünü ise Yiğit Bener yapmış. Toplamda 35 tanınmış yazarın imzası var eserde. Projenin amacına yürekten inandığımı ve desteklediğimi, ama eseri yetersiz bulduğumu belirterek başlamalıyım incelememe. Yazıların bir kısmı deneme, bir kısmı anı, bir kısmı hikaye hatta köşe yazısı tarzında kaleme alınmış. Bu birbirine benzemez tarzın hoşuma gitmediğini ve eserden beklediğim keyfi alamama engel olduğunu söylemeliyim. Bir editörlük faaliyetinden ziyade, öğrencilerinin dönem ödevlerini kendince bir sıralamayla okul dergisinde yayınlayan bir sınıf öğretmenine benzettim Yiğit Bener’in tarzını; kimseyi kırmamak için ses çıkarmamış, içine sinmese de ne gelirse kabul etmiş gibi. Halbuki benim açımdan bu, okuyucuya yapılan bir haksızlık. İkinci eleştirim, her fırsatta tarih dersi vermeyi amaçlayanların bu kitaba da sızmış olmalarına. Odağa
Edebiyat & Roman
İçimizdeki ErmeniKolektif · Can Yayınları · 201550 okunma
Parvus Efendi nam-ı diğer devrim taciri
Puan vermedi·477 syf.·
2023 33. kitabı
Parvus, Rusya İmparatorluğu'nun (bugünkü Beyaz Rusya'da) Vareglerden Yunanlara uzanan ticaret yolunun bir parçası olan Berezina Nehri üzerindeki bir ticaret merkezi olarak ortaya çıktığına inanılan, mühim bir kısmını Yahudilerin teşkil ettiği Berezyna'da Yahudi bir ailenin çocuğu olarak 8 Eylül 1867'de doğdu. Adını Israel koydular, çocukluğuna dair çok az şey bilinmesine rağmen, Gelfand ailesinin alt-orta sınıfa ait olduğu biliniyor; babası bir çeşit zanaatkar olarak çalışıyordu - belki çilingir ya da demirciydi. İsrael küçük bir çocukken, bir pogrom neticesinde ailesinin Berazino'daki evinde çıkan yangın yüzünden İsrael'in baba tarafından büyükbabasının memleketi olan eskiden Kırım Tatarlarının önemli bir liman kenti olan Hacıbey'e ya da Rusya İmparatorluğu'nun (bugünkü Ukrayna toprakları da dahildi) verdiği adla Odessa şehrine taşınmaya yol açtı. Gelfand, daha çok Dr. Aleksander Helphand ya da Parvus Efendi olarak bilindi, evvela sıra dışı ve alışılmadık bir adamdı. Marksist bir teorisyen olarak hem Troçki'nin hem de Lenin'in fikirlerine ilham kaynağı olmuştu. Dünyanın sosyalizme büyük bir savaş neticesinde ulaşacağını öngörüyordu. Fakat nerede? Neredeydi o yer? Avusturya mı? Rusya mı? Almanya mı? 1912-13 yıllarında Balkan Savaşları çıkınca peşisıra bir dünya savaşı çıktı öngörüsü tutmuştu ve daha önceden yani Balkan Savaşları esnasında şaibeli ticari anlaşmalarla kısa sürede bir multimilyoner oldu, öyle görünüyor ki kazandığı parayı yine de beklediği ihtilalin zeminini hazırlamak için onun hizmetine yatırmış. Birinci Dünya Savaşı sırasında Çarlık Rusya'yı çökertmek amacıyla Almanya ile işbirliği başlattı ve bir Alman ajanı olarak faaliyet gösterdi. Parvus tuhaf, çok tuhaf bir kişi. İnanmış bir Marksist ama aynı zamanda bir kapitalist, elindeki kapitali yani
Devrim TaciriWinfried B. Scharlau · Kalkedon Yayınları · 20184 okunma
Çıldırmak
8/10
·456 syf.··
Beğendi
·
2021 17. kitabı
Ben kitabı okurken 6-7 Eylül olayları kısmına kadar gayet normal bir Rum ve Türk ailesinin dostane ilişkisini okumaktaydım. Ve yazarın istediği normal bir aile yaşamı içinde dönemim siyasi olaylarının yorumlamaktı. Ama kitabın sonlarına doğru dünyam başıma yıkıldı. Toplumsal tüm değerlerin hiçe sayılarak sade iğrenç siyasi amaçlarla literatürde geçen "Pogrom" uygulanması yakın tarihimiz için büyük bir lekedir. İstabul'da yüzlerce yıl yaşamış bu halkların tek bir gecede evlerinden kaçmak zorunda kalmaları utanç verici bir olay. Evet, döneminde Kıbrıslı Rumların Türklere uyguladığı bir politikaydı. Kıbrıstaki olaylarla bağlantılı bir durumdur bu aynı zamanda. Ancak pogrom uygulanması için haklı bir sebep değildir.
Edebiyat
En Hüzünlü EylülOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 20243,724 okunma