Post Mortem

Post Mortem
@post_mortem
Bir hiç için bir sürü gürültü...
Yine mi kendine rast geldin ey okuyucu!
7/10
·192 syf.·
2026 7. kitabı
Sanırım Tatar Çölü 'nden beri ve ondakine benzer duygularla okuduğum ilk kitap oldu "Kumların Kadını". Kahramanın, böcek koleksiyonu yapmak gibi, kimilerine göre kılını dahi kıpırdatmanın yersiz olduğu bir uğraş uğruna başına gelenler, belki de dünyanın geri kalanının hatta bizzat dünyanın kendisinin dahi yüz çevirdiği topraklara, pardon, kumlara doğru yol alması, çukurda çırpınışları... Kendimi Tatar Çölü 'nde nasıl ki Bastiani Kalesi'nde, o ne zaman geleceği belli olmayanı beklerken bulduysam, bu kitapta da kum yığınları arasında, o çukurun içinde, üstüme başıma, ağzıma yüzüme kum yapışır dururken, tükürmeye bile mecali kalmamış halde buldum. Benim de kendimce kum yığınlarım var çünkü. Vagonlar benim biriktirdiklerimi gelip almasa da, ben de içimde bir kenara yığarak yaşam alanımı korumaya çabalayıp duruyorum. Orada olmasını umduğum, uğruna yaygaralar kopardığım, elimde olan, ya da olmayan küçücük kozlarım veya bahanelerimle temin etmeye çabaladığım o ip merdiven, benim için de en az kahramanımızınki kadar kıymetli. Yakınmalarıma kah ciddiyetle, kah kulak arkası eder şekilde muhatap olan köy ahalim benim de var elbet. Müzakereler yürüttüğüm bir yaşlı adam, kaçmaya kalktığımda her seferinde elime yüzüme bulaştırdığım ve sonunda saplanıp kaldığım bir kumlu kar yığınım var benim de. Ve kaçıştan umudu kesip, olduğun yerde biraz olsun dayanabilmene yardım edecek, aklını çukurun dışına vermene bir nebze de olsa mani olacak, seni doyurup besleyecek, sana bakacak, sana sevecenlikle kucağını açacak bir "Kumların Kadını"... Bazı şeyler, bazı şeylerin eksikliğiyle birlikte, katlanması kat be kat güç bir hal alabiliyor. Anlatımın bazı kısımları detaylarda boğulma hissi verdi, belki de benim yer yer gelen okuma isteksizliklerimin bahanesidir bu satırlar. O anlarda sıkıcılaştı kitap
Edebiyat
Kumların KadınıKobo Abe · Merkez Kitap · 20082,895 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İlklerin yazarı Mehmet Rauf
7/10
·120 syf.·
2026 6. kitabı
Çoğumuz, ki buna ben de dahilim, Mehmet Rauf'u, Türk edebiyatının ilk psikolojik roman örneği olan "Eylül" romanıyla tanıyordur. Fakat yazarımız ilklere doymamış olacak ki, bu kitabını da "edebiyatımızın ilk erotik roman örneği" olarak sunmuş bizlere. Neden böyle bir şey yapmaya ihtiyaç duymuş, demin de dediğim gibi, derdi edebiyatımıza hep "ilk"lerin örneklerini sunmak mıymış, yoksa başkaca bir amaca mı hizmet ediyormuş yazdığı kitap, kendisi kitabın "Başlamadan Evvel" kısmında bu konudan detaylıca bahsetmiş zaten. Bu kısımlarda bolca zevk vaadinde bulunmuş, ki bence bu zevki de alıyorsunuz okurken. Daha başlamadan evvel zihnimde bu kitabı Bir Kadının Zevk Anıları kitabıyla -ister istemez- kıyaslayacağımı biliyordum fakat üstü kapalı bir şekilde ifade etmek gerekirse, o kitap uzun metraj bir konulu film niteliğindeyken bu, "kaderin cilvesi"vari bir kesişme ile harmanlanmış, nispeten kısa metraj bir konulu film kıvamındaydı. Gelelim yazılış amacına. Amiyane tabirle ve de kısaca ifade etmek gerekirse, yazarımız diyor ki, lan gün boyu hayatın keşmekeşinde kıvranıyor, siyaset, miyaset veyahut içi boş safsatalar okuyarak hayatınızı cehenneme çeviriyorsunuz zaten, alın ben size içinizi gıdıklayacak bir şeyler yazayım da onu okuyun, biraz olsun kafanız dağılsın, uzaklaşın can sıkıcı şeylerden... Yine de bu kurgunun can sıkıcı yeri yok muydu derseniz, başlıca can sıkıcı noktası, kurgumuzun "Zambak" kızının reşit olmayan bir kızcağız oluşuydu. Yaş taş çatlasın 15-16... Bunun yanında başlarda tam bir abazana bağlayan erkek karakterimiz, sonrasında merkezdeki karakterler şekillenince biraz daha odağını buldu ve kurgu da yerine oturdu bence. Kısa keselim. Türe merak duyan veya "ben ne olsa okurum, edebi erotizmden falan da rahatsızlık duymam" diyen okurlar okuyabilirler. Kısacık bir hikaye
Edebiyat
Bir Zambak HikayesiMehmet Rauf · Sel Yayıncılık · 2008311 okunma
Develer tellal, pireler berber iken...
8/10
·200 syf.·
2026 5. kitabı
Farklı kültürlerden derlenen masalların, işledikleri konular veya vermek istedikleri mesajlar bakımından kategorize edilerek okuyucuyla buluşturulduğu, güzel bir antoloji olmuş. Masal türünü çocuklukta bırakmak taraftarı olmadığım gibi, bu yetişkin yaşımda dahi masalları çocuklara bırakacak değilim :P Gerçi bu kitapta yer yer, çocuklara hitap etmeyecek masallar da mevcuttu ama zaten ismiyle müsemma, "Yetişkinler İçin Masal Antolojisi" denilmiş baştan. Masal okumaktaki amaçlarımdan biri de bana ilham vermesini beklediğim bir şeylere rast gelmek, ne yalan söyleyeyim. Fakat her ne kadar kitabı beğenmiş olsam da, bu emelime ulaşamadım. Bunda kitabın bir kabahati yok elbet, sanırım ilham perilerimi yitireli çok oldu. Onları geri getirecek işaret fişeğini de nasıl ve ne zaman ateşlerim bilinmez... Neyse, bu sefer çok konuşmayacağım. Masalları hayatınızdan eksik etmeyin, gereken dersleri, kıssadan hisseleri alın ama kendinizi masallara kaptırmayın ;) Haydn keyifli okumalar :)
Masal
Masal Masal MatitasMelek Özlem Sezer · Evrensel Basım · 201259 okunma
İnsan insana benzer. Ama nereye kadar?..
7/10
·295 syf.·
2026 4. kitabı
Kitap, sembolist bir başyapıt olarak kabul ediliyor. Andre Breton'a ilham veriyor. Yazar, ki bu zamana kadar keşfetmemiş olmama hayıflandım biraz, Mallarme, Alphonse Daudet, Auguste Rodin, Claude Monet gibi, sanat ve edebiyat dünyasından ünlü isimlerle dost biri. Aynı zamanda, kişiliği ve görüntüsüyle de Proust'un Swann karakterine ilham veren figürlerden biri olmuş. Tanıtım yazısında geçen bunca detay tabii ki de heyecanı ve beklentiyi yükseltti. Beklenti demişken ben hemen hissiyatımı da aktarmış olayım, kurgu hoşuma gitti. Kitap, içerik olarak çok katmanlı, sanki lahana gibi tasarlanmış. Başlangıç kısmında bir "Sunuş" (ki bu kısmı okumadan konuya girdim, iyi ki de öyle yapmışım, zira spoiler içeriyor), akabinde yaklaşık 200 sayfa kadar hikayeyi okuyorsunuz. Ki hikayenin tamamı da toplasanız o kadar tutmaz, zira içerisinde, konuya dahil olan ve kitabın da alametifarikası, Bruges'ün fotoğrafları mevcut. Konu her ne kadar düzyazı formunda işleniyor olsa da, anlatımın şiirselliği sayfa düzenini de etkilemiş olsa gerek, satırlar standart bir şiirin kaplayabileceği kadar bir alanı kaplıyor sayfada. Bu da, normal bir düzyazı şeklinde aktarılmış olsa, metnin 200 sayfadan çok çok daha az tutacağını bize gösteriyor. Hikayenin bitiminde, kurgu içinde geçen bazı kısımların açıklamaları, "Sonnotlar" bölümünde açıklanmış. "Ek Dosya" bölümü ise kitaba yapılan yorumlara dair mektupları, kitap hakkında bazı gazete ve dergilerde çıkan yazıları vs. içeriyor. Aktarırken bile içim şişti doğrusu. Çok fazla detay var. Sırf bu yüzden dahi kitaba inceleme yazasım yok, çünkü bu kısımları okurken bir incelemeden çok daha fazlasına maruz kalacaksınız. Maruz dedim, çünkü bu kadar detay bana fazla geldi. Proje ödevi hazırlamıyoruz, alelade okuruz nihayetinde :) Yazasım yok dedim, ama yine de
Edebiyat
Bruges La MorteGeorges Rodenbach · Everest Yayınları · 2019252 okunma
Bekle...
6/10
·104 syf.·
2026 3. kitabı
Beş mi olsun altı mı derken, bu sefer çok darlanmadığım gerçeğini de göz önünde bulundurarak altı puan verdim dedem. 210 sayfa diye söz vermişsin editörüne fakat 99 sayfa anca yazabilmişsin. Aramızda kalsın ama bazı sayfaları, pilot kalemle yazıp da "arkasında izi kalmıştır" düşüncesiyle boş bıraktığımız gibi boş bırakmasaydın, bazı sayfaları da büyük büyük puntolarla, tek cümlelik veya tek kelimelik hamlelerle doldurmasaydın 99'u da göremezdin. Ayrıca bu kitabında, benim de hayranı olduğum "Tatar Çölü" romanına birkaç kez değinmen gayet hoşuma gitti. Yine de eğer henüz bu eseri okumamış okurlar varsa, bu kitabın 10. sayfasında spoiler yiyecekler sayende, uyarması benden ;) Geçmişinden hikayeler dinlemek güzeldi, e bir de yaşlı başlı adamsın, onca yılın birikimi var. Haliyle güzel kitaplar, filmler ve de şarkılar serpiştiriyorsun cümlelerin arasına. Meraklı okurlar sebepleneceklerdir illa ki. Tek cümle, tek kelime falan dedim ama koca bir sayfaya nal gibi çakılı o bir tek soru işaretinin, normalde durup düşünmeme sebebiyet vermesini dilerdin belki ama, ben kağıt israfı kısmına takıldım bilesin. Bu aralar, olur olmadık şeyler için durup düşünürken, belki de bazı bazı da düşünülmesi gereken yerlerde başka başka tavırlar sergiliyor olabilirim. Neyse, çok konuştum aynı senin gibi. Bekleyişlerimin biriktiği bir dönemde, beklemekten bahseden birkaç satır okumak bana iyi geldi mi gelmedi mi bilmem. Bir gün "Dul" kalışın hakkında da konuşacağız unutma. Haydn kendine iyi bak :)
Edebiyat
Bekleyecek Vaktim Kalmadı ArtıkJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20253,730 okunma