BİLİM MİSİN DEĞİL MİSİN; KURGU MUSUN? DEĞİLSİN, ORASI KESİN... (AĞIR SPOILER İÇERMEMESİNİ UMARAK BAŞLIYORUM)
İthaki Bilimkurgu Klasikleri hastalığına yakalandığımı mutlulukla belirtmek isterim, hayırlı uğurlu olsun. Aşı çalışmaları ilgimi çekmiyor, ilacını falan da aramıyorum, tek derdim serinin dibine kadar keyfine varmak, bakalım nasıl olacak ne zaman olacak...
Serinin çok cafcaflı olmasa da güzel ve de anlamlı kapakları, alametifarikalarından biri. Yalnız bu kitabın kapağını pek de ilişkilendiremedim içerikle. Tamam, Ortaçağ Avrupası kıvamında bir yer olan Arkanar ve ona sihirli bir dokunuş gerçekleştirmek çabasındaki ütopik Dünyamız. Klasik, "Adem'in Yaratılışı" pozu. Yalnız o, sihirli dokunuşu yapan androidvari elin sırrına pek de vakıf olamadık. Bunun için başlıkta "bilim misin" diye sorma ihtiyacı hissettim zira bilime dair örnekler bir elin parmaklarını dahi geçmez. Alkol zehirlenmelerine karşı kullanılan, ağrıları şıp diye gideren veya kuvvetli uyku hali veren haplar bunlardan bir tanesi. Bunun yanında alında yer alan tokaların radyo vericisi, üzerlerindeki taşın da kamera oluşu en ilgi çekici bilimsel detaylardan biriydi. Paragrafın birinde değinilen ütopik Dünya'daki kristal tapınaklar, saadet bahçeleri, uçan halılar falan filan... bunların hiçbirinin bilimsellik değeri yok. Sadece bir cennet prototipinden ibaret. Hal böyle olunca da bir yerden sonra "hikayeye biraz canavar, iblis vs. katsak, bilimkurgudan ziyade fantastiğe yakın bir kitap olurdu bu" diye düşünmeden edemedim.
Hikayeye bilimkurgu değeri katabilecek olgulardan biri olarak düşündüğüm şu sorunun cevabını dahi kitabın sonlarında aldım: "Bu Don'lar, nasıl Don olmuşlar? Arkanar'a ne şekilde gelmişler?" Neyse ki Don Reba'nın sorgulamaları ve Sonsöz'deki Arkadi'nin mektubu aydınlatıcı oldu. Hele