Post Mortem

Post Mortem
@post_mortem
Bir hiç için bir sürü gürültü...
“Gerçekten önemli olan bir tek felsefe sorunu vardır, intihar”
Lucretius; “Ölüm ben varken yok. Ben yokken de onun var olması anlamsız.” demiş galiba. Nasıl inanabilir, bekleyebilirim. Hemen tüm yazarların ölüm beklentisine bel bağladıkları gerçek. Virginia Woolf, Ernes Hemingway daha niceleri. Bitti’yi algıladıklarından bu yolu seçtiler. Gerçekten yürekliydiler. Bencileyin zayıf, korkak değil.
Sayfa 9 - Yapı Kredi Yayınları
Gül
Seneca, Mayakovski, London, Sadık Hidayet, Pavese, Plath, Kaan İnce, Nilgün Marmara, Metin Kaçan diye uzayıp gidiyor. Hayat, bu kadar ciddiye alınmaya değer mi?
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Birkaç kez okudum :)
Var olmuş olan artık var değildir; hiç var olmamış olan kadar vardır ancak. fakat var olan her şey, bir sonraki anda çoktan var olmuş kabul edilir. Bu yüzdendir ki büyük öneme sahip, ama geçip gitmiş olan bir şey, ne kadar önemsiz olursa olsun, şu anda mevcut olan bir şeyden daha aşağıdır; çünkü sonuncusu bir gerçekliktir ve bir şeyin hiçbir şey karşısında durumu ne ise onun durumu da ilki karşısında odur.
Sayfa 63 - Say Yayınları
Post Mortem
Türkçe meali "nebula". Yani hem bir Angaralı tepkisi olarak "ne bu la" hem de "bulutsu bir katmanın içindeki bir şeyler bir şeyler..." (alıntıyı okurken, cümlenin "ne kadar önemsiz" değil de, "ne kadar önemli" şeklinde kurulsa daha mantıklı olup olmayacağı konusunda ikileme düştüm)
9/10
·360 syf.··
2020 64. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Ağustos 2020 18:08
"Milkman" orjinal adıyla bilinen, 2018 Man Booker Ödülü, 2019 Ulusal Kitap Eleştirmenleri Ödülü ve Orwell Politik Kurgu Ödülü’ne layık görülen bir eser vardı elimde. Eseri Türkçe'ye İthaki kazandırdı ve bence çok da iyi yaptı. Duygu Akın'ın çevirisi neredeyse kusursuzdu. Öncelikle kitap kapağından bahsetmek istiyorum. Ki ben kapağı gördüğüm an büyülenip kitapı edinenlerden biriyim. Duyduğum birçok kişi de Hamdi Akçay'ın kapak tasarımından etkilenerek okumuş kitabı. Hatta bence orjinal kapaktan bile daha iyiydi, dikkat çekiciliği 10 üstünden 8-9 olmuş bu sayede. Gelelim konuya; Kuzey İrlanda'da geçiyor romanımız. Ana karakter ise kendisini "ortanca kız kardeş" olarak tanımlıyor. 18 yaşındaki ortanca kız kardeş; spor yapmayı, koşmayı ve yürüyerek kitap okumayı çok seviyor. Yani yaşam tarzı basit ve kimilerine göre sıradan. Ancak ortanca kız kardeşin hayatına bakınca bir eksiklik var gibi görünüyor. Bu eksiği de semtin dedikoducuları bir 'söylenti' ile tamamlıyor. "Retçi" bir sütçü ile sevgili olduğunu yayıyorlar semtte. Peki bu doğru mu? Siyasetin gölgesinde yaşayan kutuplaşmış bir toplumda "diğer taraftan" bir sütçü ile sevgili olabilir mi ortanca kız kardeş? Ortanca kız kardeşin aklını çelen, onu etkileyen kişi başka biri aslında. Biz onu kitapta "belki-erkek arkadaş" olarak okuyoruz. Belki erkek arkadaş... Resmi bir ilişki yaşanmayan ama birlikte de güzel vakit geçirilen kişi. Toplumsal yozlaşmalar arasında 'dikkat çekmeden' ve 'adı çıkmadan' gizlice görüşülen erkek arkadaş ile onun siyasi görüşü hakkında uzun uzun anlatıyor ana karakterimiz. (Bence okuması en keyifli kısımlar buralardı.) Işte konu kısaca böyle Sütçü'de. Kutuplaşan bir toplum, siyasetle perçinlenen hayatlar, günümüz kavgaları ve kaygıları... Yakından bildiğimiz şeyler yani. Yaşanılan coğrafyadaki
Edebiyat
SütçüAnna Burns · İthaki Yayınları · 2020523 okunma
Post Mortem isimli okura yanıt verildi
Post Mortem
İsim konusunun sorun olmaması güzel :) Aslında janjanlı kapakların, içerikteki banalliği maskelemek adına kullanıldığı da olur ama bu anlayışı kırıyor bu seri demek ki. Rica ederim :)
9/10
·360 syf.··
2020 64. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Ağustos 2020 18:08
"Milkman" orjinal adıyla bilinen, 2018 Man Booker Ödülü, 2019 Ulusal Kitap Eleştirmenleri Ödülü ve Orwell Politik Kurgu Ödülü’ne layık görülen bir eser vardı elimde. Eseri Türkçe'ye İthaki kazandırdı ve bence çok da iyi yaptı. Duygu Akın'ın çevirisi neredeyse kusursuzdu. Öncelikle kitap kapağından bahsetmek istiyorum. Ki ben kapağı gördüğüm an büyülenip kitapı edinenlerden biriyim. Duyduğum birçok kişi de Hamdi Akçay'ın kapak tasarımından etkilenerek okumuş kitabı. Hatta bence orjinal kapaktan bile daha iyiydi, dikkat çekiciliği 10 üstünden 8-9 olmuş bu sayede. Gelelim konuya; Kuzey İrlanda'da geçiyor romanımız. Ana karakter ise kendisini "ortanca kız kardeş" olarak tanımlıyor. 18 yaşındaki ortanca kız kardeş; spor yapmayı, koşmayı ve yürüyerek kitap okumayı çok seviyor. Yani yaşam tarzı basit ve kimilerine göre sıradan. Ancak ortanca kız kardeşin hayatına bakınca bir eksiklik var gibi görünüyor. Bu eksiği de semtin dedikoducuları bir 'söylenti' ile tamamlıyor. "Retçi" bir sütçü ile sevgili olduğunu yayıyorlar semtte. Peki bu doğru mu? Siyasetin gölgesinde yaşayan kutuplaşmış bir toplumda "diğer taraftan" bir sütçü ile sevgili olabilir mi ortanca kız kardeş? Ortanca kız kardeşin aklını çelen, onu etkileyen kişi başka biri aslında. Biz onu kitapta "belki-erkek arkadaş" olarak okuyoruz. Belki erkek arkadaş... Resmi bir ilişki yaşanmayan ama birlikte de güzel vakit geçirilen kişi. Toplumsal yozlaşmalar arasında 'dikkat çekmeden' ve 'adı çıkmadan' gizlice görüşülen erkek arkadaş ile onun siyasi görüşü hakkında uzun uzun anlatıyor ana karakterimiz. (Bence okuması en keyifli kısımlar buralardı.) Işte konu kısaca böyle Sütçü'de. Kutuplaşan bir toplum, siyasetle perçinlenen hayatlar, günümüz kavgaları ve kaygıları... Yakından bildiğimiz şeyler yani. Yaşanılan coğrafyadaki
Edebiyat
SütçüAnna Burns · İthaki Yayınları · 2020523 okunma
Post Mortem
Demek ki çocuk tüpçüden değil sütçüden :D İşin esprisi bir yana, karakterlerde isim kullanmadan bir kurgu yapmak zor işlerden olsa gerek. Bunun çok da göze batmamış olmasını diliyorum. Listemde olan kitaplardan biriydi. İncelemeniz için teşekkürler. Bu arada, bu bir seri mi bilmem ama İthaki'nin bu şekilde harika çizimlerle süslediği kitapları var. İçerik olarak güzel kitaplar olmalarının yanında insan, her birini çerçeveleyip duvara asmak istiyor.