Bu, benliğimizin öyle bir tarafı ki, yaralı bir parmak gibi sargılar içindedir. En keskin ağrıyı bu sargılar çözülürken duyarız. İnsan orada bütün bahtıyle yalnızdır. Eksikleri, fazlaları, korkulan, emniyetleri, bezginlikleri, hasretleri, her şeyiyle...
Goethe, Schiller'in resmini kaldırıp gözlerinin önüne getirmiş ve şöyle demişmiş: nefesleri yetmediği için büyüklüğe layık olmayan bütün zayıflar için üzgünüm.
Hayır, mutlu olmayı istemiyorum, memnun olayım yeter. Mutluluktan korkuyorum. Sanırım mutlu olmaya katlanamam, şu kafam dayanmaz. Çıldırır, bir daha da düzelmem, ya da ölürüm. Ya da birini öldürürüm.
insanlığın mutlaka var olması gerektiğine dair bir sav ileri sürebilir misiniz?
Yine de, bu konudaki kararın insanlığın sadece küçük bir kısmı tarafından verileceğini düşününce, ağlayacak gibi oluyorsunuz; üstelik yarı uyku halindeyken verecekler kararlarını, çünkü insanların ne yapmaları gerektiğini bilip yine de yapmamaları haline bilinçli denemez.