4/10
·488 syf.··
2026 13. kitabı
Mahi – Okuma Deneyimim ve Düşüncelerim Öncelikle kitabın kapağından başlamak istiyorum. İlk kapağı gerçekten beğendim. Dikkat çekici ve kitabın atmosferine uygun duruyor. Ancak ikinci kapağı aynı şekilde beğendiğimi söyleyemem. Bana biraz fazla karmaşık geldi ve bir kitap kapağından çok poster tasarımını andırdı. Kitabı açtığımızda bizi günümüz başlıklı bir bölüm karşılıyor. Açıkçası bu bölüm ilgimi çekti çünkü daha ilk sayfalarda büyük sayılabilecek bir spoiler veriliyor ve ister istemez Bu noktaya nasıl geldiler? diye merak etmeye başlıyorsunuz. Kitabı bitirdiğimde bile bende kalan en büyük merak unsuru buydu. Hâlâ karakterlerin günümüzde gördüğümüz noktaya nasıl geldiklerini öğrenmek istiyorum ve ikinci kitabı okuma sebebim büyük ölçüde bu olurdu. Şunu da belirtmem gerekiyor ki bu tamamen benim kişisel okuma tercihim ben kitaplarda ana karakter dışında sürekli başka karakterlerin bakış açısından okumayı sevmiyorum. Mahi ve Ali Asaf'ın bölümlerini okumakta problem yaşamadım çünkü hikâyenin merkezinde onlar var. Ancak Bahar, Kaan ve Ayşe gibi yan karakterlerin bakış açıları bana gereksiz geldi. Bu karakterlerin hikâyeye kattıkları şeyler benim gözümde ana hikâyeyi çok fazla ilerletmiyordu. Bu yüzden onların bölümlerini okurken çoğu zaman kitabın uzatıldığını hissettim. Kendimi kitap okuyor gibi değil de sanki bir dizinin farklı karakterlerine geçiş yapıyormuş gibi hissettim. Kitap boyunca beni en çok rahatsız eden şeylerden biri de karakterlerin ilişki aşamalarını yaşamadan birkaç adım sonrasına zıplamasıydı. Bunun en belirgin örneğini Bahar ve Selim arasında gördüm. Karakterler daha sevgili bile değilken, doğru düzgün flört etmemişken ve birbirlerini yeni yeni tanımaya başlamışken Selim'in bir anda öpemiyor diye evlilik ve ardından nişan konuşması bana oldukça
MahiTuğba Atıcı Coşar · Pukka Yayınları · 2024428 okunma
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 135. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 00:00
"ELMA CADISI PETRONELLA 3" “Kahkahalar uçuşurken, dostluk her şeyden güçlüydü.” Elma Cadısı Petronella serisinin üçüncü kitabıyla yeniden büyülü bir maceraya yolculuk ediyoruz. Yazar Sabine Städing, “Maceraya devam!” diyerek bu kez kardeşliğin ve affetmenin sımsıcak hikâyesiyle kucaklıyor bizi. Yeni yıl heyecanı, ilk karın büyüsü ve yepyeni maceralar… Yılbaşı yaklaşırken Petronella’nın değirmen evinde büyük bir telaş vardır. Petronella’nın dünyasına bir kez daha konuk olurken, onun kız kardeşleriyle tanışıyor ve yılbaşı hazırlıklarının tatlı telaşına ortak oluyoruz. Yılın ilk karını özlemle bekleyen Pastakreması ikizleri ve yılbaşı hazırlıklarını tamamlamaya çalışan Petronella derken, kimse evin yeni sakinini fark etmez: Cincüce! Bu küçük yaramazlık uzmanı, fark edilmeden içeri sızar ve kahramanlarımızın başına türlü türlü işler açar. Kartopu savaşları, şakalar, kovalama maceraları ve bol kahkaha… Ah, o Cincüce! Gönüllerde taht kurdu. Cincüce karakteri tam anlamıyla bir enerji bombası. Ne yapacağı kestirilemeyen, yaramaz ama bir o kadar da sempatik bu küçük yaratık, “yaramazlık” kavramını komediyle buluşturmayı başarıyor. Yazarın Cincüce’yi bir “problem” kaynağı olarak değil, bağ kurmayı öğreten bir karakter olarak yazması çok değerli. Her şey çok güzeldi ama en çok da korku ve heyecan içinde geçen yakalama kovalamaca beni benden aldı. Sabine Städing’in kalemi gerçekten büyülü. Yazar, karmaşık betimlemelere girmeden akıcı ve mizahi bir dil kullanmış. Cümleler kısa ve anlaşılır, diyaloglar ise doğal ve eğlenceli. Kitap boyunca tempoyu düşürmeyen bir anlatım söz konusu. Özellikle Cincüce’nin yaramazlıklarını okurken çocukların kahkahayı basacağına eminim. Yazarın en büyük başarısı, fantastik unsurları gündelik hayatla o kadar ustaca harmanlamış ki bizler kendimizi
Edebiyat
Elma Cadısı Petronella 3: Kartopu Savaşı ve Cincüce ŞakalarıSabine Stading · The Kitap Çocuk Yayınları · 202521 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Olmasını İstediğim Dünya: Tam Bir İşleyiş Rehberi
9/10
·52 syf.··
Beğendi
·
2026 39. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 00:22
Bu kitabı fazlasıyla sevdim. Peki, neden mi sevdim? Çünkü bu kitap, tam da benim yaşamak, içinde nefes almak istediğim dünyayı anlatıyor. Piyasada havada uçuşan soyut teorilerin ya da bizi yoran belirsizliklerin aksine, burası tesadüflere yer bırakmayan, tıkır tıkır işleyen bir yönetim mekanizması gibi. Kitap her şeye en temelden başlıyor: Önce bilgiyi tanımlıyor, ardından insanı. Sonra bu bilginin tam olarak nasıl kullanılacağını, nerede işe yarayacağını, insanın erdemlerini ve bu bilgiyle hem kendini hem de toplumu nasıl yöneteceğini adım adım inşa ediyor. Bu yönüyle burası soyut bir felsefe metni değil; tam bir işleyiş, tam bir yönetim kitabı. Benim olmasını istediğim dünyada her şey, problemlerin ve sorunların doğru oranda çözülmesiyle ilerliyor. Temelde kusursuz, geometrik bir doğruluk zinciri var: Doğru bilgi Doğru kişi Doğru yönetim Doğru problem çözümü. İşte her şeyin bir doğruluk üzerinden gittiği, kılavuz kargaların ya da grup içi fraksiyonların sesinin kısıldığı, o berrak aklın yönettiği bir dünya özlemi... Sanırım bu kitabı bu kadar çok sevmemin asıl sebebi bu. Peki, siz de bu kadar mekanik işleyen bir dünyada var olmayı ister miydiniz? Tüm sorunların doğru kişiler ve doğru yöntemler tarafından çözüldüğü, her adımınızın sağlam basamaklarla sağlamlaştırıldığı ya da doğrulaştırıldığı bir hayatta?.. Satır aralarında buluşmak dileğiyle.
Mutluluğun KazanılmasıFarabi · İş Bankası Kültür Yayınları · 20245,4bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 58. kitabı
Modern dünyaya karşı bir eleştiri kitabı okuduk diyebilirim sanırım. İnsanların sürekli çalışmanın gerekliliğini vurguladığı, çalışmanın erdem sayıldığı, her an bir şey üretmek zorundaymışız gibi hissettirildi, durup düşünmeye bile vaktinin olmadığı bir dünyada yaşıyoruz. Yazarımız modern çağın getirdiği bu gerekleri reddediyor. Tembellik yaparak da başarılı olunabileceğini iddia ediyor. Aslında buna tembel demesek daha doğru olur çünkü burada aslında çalışmadan önce düşünsel olarak kendini hazırlama olayından bahsediyor. Günümüz insanının sürekli üretken olma baskısı altında olduğunu ve bu yüzden de potansiyelini kaybettiğini düşünüyor. Yazarımız tarih boyunca insan emeğini önemli ölçüde azaltan bir çok icadın aslında tembeller tarafından işleri kolaylaştırmak amacıyla yapıldığını söylüyor. Stratejik tembellik dediğimiz bir kavram üzerinde duruyor. Sürekli ve hiç durmadan çalışmak yerine molalar vererek çalışmanın daha faydalı olduğunu düşünüyor. Newton ve Einstein gibi aydınlarların hayatlarından örnekler vererek aslında bazı dahilerin de tembel olduğunu anlatıyor. Özellikle büyük şirketlerde çalışan insanların aktivitelere katılmasının yeni fikirler üretme, yaratıcılık ve problem çözmede olumlu geri dönüşler alındığını söylüyor. Avcı toplayıcılık döneminde insanlar 4 saat çalışıyor ve daha sonraki süre boyunca da bir sonraki gün için dinlenmeye geçiyorlardı. Bu da aslında dinlenmenin ne kadar önemli olduğunu bize gösteriyor ayrıca araştırmalar aktivitelerin hem ruh sağlığı hem de beden sağlığını çok faydalı olduğunu söylüyor. İnsanlar dini olarak da sürekli çalışmaya yönlendiriliyor. Miskinliğin günahkarlık ve ahlaki karakter eksikliği ile ilişkilendirildiğini görüyoruz. Ancak bu durum insanları tüketebiliyor. Çok çalışmak her zaman başarının anahtarı değildir.
Hiçbir Şey Yapmadan Her Şeyi YapmakTodd McElroy · İdeal Kültür Yayıncılık · 202511 okunma
Puan vermedi·246 syf.·
2026 12. kitabı
Telefonunuzun ekranını kapattığınızda, çok kısa sürede olsa sürekli zaman geçirdiğiniz o sosyal medya uygulamasını açmadığınızda içinizde bir şeyleri kaçırıyormuş ve bir an önce tekrar o uygulamayı açmanız gerekiyormuş gibi hissettiğiniz oluyorsa, herhangi bir ses veya titreşim duymasanız dahi ekranı yeniden açıp tekrar bakma isteği duyuyorsanız merak etmeyin yalnız değilsiniz. İnternet sebebiyle günümüzde hiç olmadığı kadar hızlı ve büyük bir bilgi bombardımanına sürekli maruz kalıyoruz. Artık kendimizi sadece komşularımızla değil, dünyanın öbür ucundaki Hollywood yıldızları ile de kıyaslıyoruz. Artık başarı algılarımız herhangi bir dalda en üst mertebedeki kişinin bulunduğu seviyeye göre şekilleniyor. Dolayısıyla elde olanların devede kulaklığının ağırlığı ile sürekli bir tatminsizlik hisleriyle boğuşuyor ve kendimizi bir hamster misali sonu olmayan bir koşu tekerleğinde çırpınırken buluyoruz. İşte yazarımız çağımızın insanları düşürdüğü bu koşturmacada biraz soluklanması ve yavaşlayarak farkındalık oluşturması gerektiğine dikkat çekiyor. M. Kemal Sayar okurların kafalarında daha kolay canlanır diye düşünmüş olacak ki, girişi arabalar ve trafik ile somut bir konu seçerek yapıyor. Ancak bu bence kötü bir başlangıç. En azından ben bu bölümdeki görüşleri eksik veya yanlış buldum. Hava kirliliği, gürültü, şehirlerin otoyollarla delik deşik olması gibi savları ile durumun problemli oluşuna tabii ki katılıyorum ancak çözümün araba girmeyen bazı sokaklar planlanması olmasına pek katılamıyorum. Çünkü bence ana problem şehirlerdeki nüfus yoğunluğunun çığırından çıkmasıdır. Ayrıca yazar: "Yollarda herkes eşittir." diye bir cümle kuruyor. (Syf.19) Bu cümleyi nasıl yorumlasam bilemedim, İstanbul trafiğinde patron da çalışan da arabaya binince eşittir diyebileceğimizi pek
Hayata Dair
YavaşlaM. Kemal Sayar · Kapı Yayınları · 202013,3bin okunma
POFİDİK AJAN KEDİ
Puan vermedi·156 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
POFİDİK AJAN KEDİ, çocukları eğlenceli bir maceraya davet eden, akıcı dili ve renkli çizimleriyle dikkat çeken bir kitap. Pofidik ve arkadaşlarının yaşadığı komik olaylar, küçük okurların merak duygusunu canlı tutarken dostluk, dayanışma ve problem çözme gibi değerleri de eğlenceli bir şekilde aktarıyor. Özellikle mizah dolu anlatımı sayesinde çocukların kitap okumaya olan ilgisini artırabilecek keyifli bir eser. İlkokul çağındaki çocuklar için hem eğlendirici hem de sürükleyici bir okuma deneyimi sunuyor.
Pofidik Ajan KediAdrian Beck · The Çocuk Yayınevi · 202641 okunma