alıntıladığım iletideki bu moderatör ve programı hakkında geçen yine burada gördüğüm bir paylaşım sebepli bir şeyler yazacaktım, ne olmuşsa artık o ara yazmayı unutmuşum. şimdi yine gördüm unutmadan yazayım. videodaki moderatör ve onun moderatörlüğünü yaptığı gündem ötesi programı 11-12 sene önce başladığında formatı daha farklıydı. söz gelimi; mayalar, aztekleri, kayıp uygarlıkları anlatırdı programa konuk olarak gelenler ya da mesela Erhan Altunay , Aytunç Altındal , Ramazan Kurtoğlu gibi kişiler gelip çeşitli komplo teorilerini ya da tarihte olmuş gizemli olayları anlatırlardı. sonra bizim gizemli olayları, kehanetleri, dünyanın büyük ailelerinin(!?) yaptıklarını izlemeye meraklı güzide halkımız ile programın izleyici kitlesi genişledikten sonra bir anda formatı değişti programın. artık programda islamiyetteki kutsiyet atfedilen kişiler, olaylar anlatılmaya başlandı, osmanlı-ecdat güzellemesi ile cumhuriyet dönemi türkiyesinin altını oymaya başladılar. bunları da dinci (samimi dindar cenahta değil) cenahta kitlesi olan kişiler ile yapmaya başladılar. söz gelimi iletide yer alan Ahmet Şimşirgil , Ekrem Buğra Ekinci ile yaptılar ya da Mehmet Çelik ile mesela. ve artık programın mutfağı da profesyonelleşmişti. programın ilk çıktığı zamanlarda programda bahsedilen konulara ait daha basit daha amatör video klipler, fotoğraflar kullanılırken artık video klipler ve fotoğraflar daha profesyonel kişiler tarafından oluşturuluyordu. programın moderatörü konuk olarak gelen kişinin kitaplarını okuduğunu söyler, programda bahsedilen konu hakkında okumalar da yaptığını eklerdi sözlerinin sonuna, hatta bazen bu okumalardan çıkardığı notları kameraya falan gösterirdi. oysa bu kişi bu program öncesinde farklı kanallarda hava durumu sunuculuğu ve gün ortası haber bülteni sunuculuğu yapmıştı. bunun devamında aynı kişi iki üç yıl
Gönderi kullanım dışı
Program 1.Kitap
Şu kitaba başladığımdan beri resmen sabır çekiyorum. Konusuyla, Yazım dili ile ya da karakterleri ile hiçbir sıkıntım yok. Ama o denetimci var ya o denetimci. Ve program denen halt... Bana Sinir krizi yaşatıyor. Kitabı az kalsın camdan aşağı sallandıracaktım da zor tuttum kendimi. Program Suzanne Young
İleti
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Darwin bile emin değil ama Darwin'den daha çok savunuyorlar
19. yüzyıl, tahrif olmuş Hıristiyanlığın baskısına reaksiyon olarak materyalizm ve ateizmin zirveye ulaştığı zaman oldu. Yeni bilimsel ve teknik buluşlar yapılıyor, bunlarla aldanan insan, kâinatın bütün sırlarını çözebileceğini sanıyordu. Hâlbuki geçen yıllar her bilinenin pek çok bilinmeyeni davet ettiğini gösterdi. İşte 19. asırda, bazı filozoflar birtakım peşin hükümler ve art niyetlerle nazariyeler kurdular ve bunları, ispatlanmış bilimsel gerçekler şeklinde göstererek kitlelere empoze ettiler. Bunlardan en tanınmış dördü, materyalist ve ateist felsefenin de temeli sayıldı: Ekonomide Marx, Biyolojide Darwin, Psikolojide Freud ve Sosyolojide Durkheim. Dünyayı aldatan bu dört şahsın birçok ortak özellikleri vardı: Bilim adamı değil ideologdular; insanları sevmezler, gizli veya aşikâr kin beslerlerdi; göz boyama kabiliyetleri belirgindi ve hepsi de ateistti. Bunlardan ele alacağımız Darwin'in çocukluğu bir çeşit koleksiyon merakı içinde geçti. Hem saf, hem de haşarı bir ruh taşıyan Darwin'in tabiata karşı aşırı bir ilgisi vardı. Kimyadan zevk alıyor, koleksiyon yapmak için avcılık yapıyor ve öldürdüğü kuşları samanla dolduruyordu. Büyüdüğünde, babası onun din adamı olmasını istedi. Darwin, önceleri bunu kabul ettiyse de sonra vazgeçti. 1825'de tıp tahsil etmek için kardeşiyle Edinburg'a gönderildi. Fakat maymunlara olan hayranlığından ötürü okuyamadı. Saatlerce onların karşısına geçiyor, onları büyük zevkle izliyor ve bir türlü ayrılmak bilmiyordu. Maymunları nedense kendine yakın buluyordu. Darwin'i babası küçük yaşlardan itibaren onu aşağılar, horlardı: "Seni, anlaşılan ava çıkma, köpeklerle eğlenme ve fare yakalama dışında hiçbir şey ilgilendirmiyor. Geleceğin, kendin ve ailen için yüz karası olacaktır!" Darwin sekiz yaşlarındayken annesini kaybeder. Okulda
1000Kitap
D. MEHMET DOĞAN: BİR SÖMÜRGE MÜFETTİŞİNİN MAARİF VEKİLİ’Nİ TÜRKİYE’DE MUHTEMEL DİNÎ GELİŞMELER HUSUSUNDA SORGUYA ÇEKMESİ! Yahut 1940’larda Türkiye’nin tam bağımsızlığını sorgulamak. 1933’te Kapatılan Darülfünun İlahiyat Fakültesi hocalarından M. Şerefeddin Yaltkaya, ilk Diyanet Reisi Rifat Börekçi’nin vefatından neredeyse bir yıl sonra Diyanet İşleri Başkanlığı’na tayin edilir (Ocak 1942). Bu tayinde onu tanıyan ve bilgisine, görüşlerine değer veren Hasan Âli Yücel’in tesiri olduğu bilinmektedir. Millî Mücadele dönemindeki rolü ile bilinen Rifat Börekçi Hoca’dan sonra bu makam ya çok mühim olduğu için ya da kıymeti harbiyesi olmadığından uzun sayılabilecek bir süre boş bırakılmıştır. Rifat Börekçi’nin biyografisinde dikkatten kaçırılan bir husus vardır: Onun Cumhuriyet Halk Partisi Ankara İl başkanlığı. Diğer yönleri yanında bu tarafının da yeni Diyanet İşleri Reisi’nin seçiminde dikkate alındığı düşünülebilir. Yaltkaya’nın Atatürk’ün cenaze namazının ailesinin talebi üzerine kılınması hükûmet tarafından kabul edildiğinde, cenaze imamı olarak seçilmesi ilgi çekicidir. Yaltkaya riyaset vazifesine başladıktan birkaç ay sonra, Ankara’daki İngiliz Kültür Heyeti (British Council) temsilcisi Michael Grant, Maarif Vekili Hasan Âli Yücel’le bir görüşme yapar.[1] Bu görüşmede Yaltkaya’nın “dinî eğitim kurumları kurmak ve din eğitimini düzenlemek amacıyla büyük tahsisat sağlamayı başarması” üzerinde durulur. Bu tahsisatın miktarı ve hangi maksatlarla kullanıldığı hususunda bir bilgi yoktur. Belki de bu görüşmeden sonra hükûmet yukarıdan bir ikazla karşı karşıya kaldığını düşünerek, tahsisatı iptal etmiştir. Maarif Vekili’nin bunun bir dine dönüş hamlesi olmadığını teşrifat açısından dengi olmayan temsilciye izah etmek mecburiyetini hissetmesi dikkat çekicidir. Müstakil
1000Kitap
PERŞEMBE YAZILARI - 3
Perşembe Yazıları - 3 - Bu hafta da geçen haftaki kitapları okumaya devam ettim. İnsan birden fazla kitabı beraber okuyunca bitiremiyor. Artarda bitirmenin hazzı için sabrediyoruz diyelim. Perşembeniz mübarek olsun. Başlayalım… - Yavaşlık ve teenni kelimeleri nasıl bir çağrışım yapıyor? Mesela bir kimse için o işini teenni ile yapıyor demekle o işini yavaş yapıyor demek aynı şey mi? Bana teenni kelimesi müspet bir mana gibi gelirken yavaş kelimesi menfi bir mana gibi geliyor. Aynı kadim ve eski kelimeleri gibi… Neyse hayırlısı olsun :D - İsmet Özel'den şöyle bir alıntı bırakayım: "Müsamaha - Hoşgörü - Tolerans hangisini kullanıyoruz? Müsamaha ve hoşgörü aynı çevrede yaşayan insanların birbirlerine karşı gösterebilecekleri bir şeydir. Peki Türkiye gibi tarihinde bir kültürel parçalanma yaşamış bir ülkede müsamaha ve hoşgörü kavramını kullanmak ne kadar makul? Bizim dünyamızda müsamaha bir kabahati bağışlanacak hafiflikte sayıp hoşgörme, bazı yanlış davranışlara gözyumma, bir suçluya karşı şiddet göstermeyip aldırış etmeme anlamları taşıyor. Yani bir bakıma bizim dünyamızda hoşgörü, bir otoritenin kusurlu olanı keyfi olarak rahat bırakmasıdır. Otorite sahibi canı istemezse müsamaha göstermez, hoşgörmez. Tolerans ise tahammül etmek, katlanmak, kaldırabilmek manasına geliyor. Bir bakıma otoritenin sistem içi olmayan bir şeye karşı gösterdiği yumuşaklık anlamına geliyor. Bu minvalde açıklamaları yaptıktan sonra İsmet Özel şunu söylüyor: "Eğer kuvvetleri denk iki unsur arasında gösterilmesi hoşgörüden bahsediyorsak, onlardan âlicenaplık değil, her ikisinden de yanlış kabul ettiği bir hususlarda anlaşmalarını istiyoruz demektir. Aksi halde birbirine müsamaha gösteren insanlar her ikisinin de gücünün üstünde bir otoritenin zoruyla iyi geçinme mecburiyeti altındadırlar.
Edebiyat
KENDİMİZİ TANIMA YOLCULUĞU BAŞLIYOR KEMERLERİNİZİ BAĞLAYIN BAŞLIYORUZ.
Değerli Arkadaşlar Bu Başlık ve Yazı Çok Önemlidir ve Lütfen Dikkatli Şekilde Bu Çalışmaya Destek Olun. Bu Yazı ile bütün ilerideki büyük kişisel gelişim grubumuzun temelleri atılacak. Öncelikle hepimiz kendimizi tanıma serüvenine girişiyoruz. 4500 yıllık metodoloji olan "ENNEAGRAM" ile tanışıyoruz. Arkadaşlar, Enneagram doğuştan içinizde size yüklenmiş olan yazılım kodlarını çözmeye yarıyor yani sizin dünyanızı genişletiyor. Cep telefonunuzdan Google Play veya Apple Store'a girip "Enneagram" yazıp en üstte çıkan programı indiriyoruz. Program açıldıktan sonra 5 dakika boyunca size çeşitli sorular soracak ve bu sorulara sizlerde yanıt vereceksiniz. Sorulan sorular sizde var olan özellikler ise karşısındaki seçeneği doldurun, aynı sayfada birden fazla sayıda seçeneği işaretleyebilirsiniz normaldir. Nihai olarak testin sonunda "2" numaralı mizaç 1 numaralı kanat şeklinde size bir sonuç çıktı oluşturacak. İşte bu çıktı sizin üzerinizde yüklenmiş olan ve asla değiştiremeyeceğiniz yazılım olacaktır. Her arkadaşımız mizacını yorum kısmına yazmasını rica ediyorum. Bu ne işimize yarayacak, uygulamanın son sayfasında sizin eksik taraflarınız, güçlü yanlarınız gibi çeşitli bilgiler veriyor. Tabi bu kadarı asla yeterli değil. Youtube'da Enneagram 2 numaralı mizaç yazarak ayrıca kendiniz hakkında ciddi sayıda bilgi toparlayalım. İleride grupta her arkadaş mizacını yazacağı bir profil yapısı oluşturacağız. Mizacınız kaderinizdir. Size yüklü bir yazılımdır, bunun eksisini artısını görmek için en önemlisi de bunu fark edip kendinizi geliştirmeniz işin birinci basamağıdır. Bu yola giren arkadaşlarla hep beraber kendimizi geliştirme yolculuğuna çıkacağız. İlk basamak ben "kimim" kısmını biraz öğrenmek ve genişletmek. Herkes kendisini önce bilmeli bende yüklü programlar neler
Psikoloji