"PSİKOLOJİDE TİPLER"
"Fikirlerinin peşinden giderken genellikle inatçıdır, bildiğini okur ve etkiye kapalıdır. Kişisel etkiye açıklığı buna tuhaf bir şekilde zıttır. Hiç arzu edilmeyen öğelere kendini maruz bırakması için, kişinin görünüşte masum olduğuna ikna olmalıdır. Bu öğeler onu bilinçdışından yakalar. Fikirlerinin peşinden gitmesi için huzur içinde bırakılabilirse ancak kendisine çok aşağılayıcı şekilde merhametsizce davranılmasına, sömürülmesine fırsat verir. Arkası dönükken ne zaman yağmalandığını ve pratikte yanıldığını anlamaz."
Psikoloji tarihi, insanları anlama çabasının tarihidir. Bu çabanın en eski ve en temel sorularından biri ise:
İnsanları birbirinden farklı kılan şey nedir? Bazı insanlar neden daha mantıklıyken, bazıları duygularıyla hareket edip,
kararlarını sezgilerine göre verir?
Kimi insanlar kalabalıkların içinde enerji bulurken kimi insanlar yalnız kaldıklarında kendilerini daha güçlü hisseder?
Bu soruların peşine düşen Carl Gustav Jung, yirmi yılı aşkın klinik çalışmasının sonunda önemli bir keşif yapar. Her insan benzersiz olsa da, benzer mizaçlar belli sınıflarda toplanabiliyordu.
Jung, her insanın kendine özgü ve benzersiz bir kişiliğe sahip olduğunu kabul etmekle birlikte, uzun yıllar süren gözlem ve araştırmalar sonucunda bazı ortak eğilimlerin bulunduğunu ortaya koyuyor. Ona göre insan ruhunun temelinde iki ana yönelim bulunuyor: içedönüklük ve dışadönüklük. Bu ayrımı fark eden ilk kişi Jung değildi; Freud ve önceki bilim insanları da bu farklılaşmayı gözlemlemişti. Ancak Jung, nevroz ve psikoz gibi ruhsal rahatsızlıkların da bu iki kutbun insana nasıl hükmettiğiyle ilgili olduğunu vurguladı.
Dört Fonksiyon, Sekiz Tip
İçedönük ve dışadönük iki temel tutumun altında, her iki sınıf için ortak olan dört ana işlev bulunur:
Jung'un