Bugün özellikle, Erzincan, Pülümür, Dersim, Bingöl yöresinde dağlara sığınanlar, dağları mesken tutan Aleviler, Yavuz sonrası Doğu Anadolu'da tam yetkili katil rolündeki İdris-i Bitlisi'nin zulmünden canını kurtaranlardır
(...) "Tunceli Vilayetinin İdaresi Hakkında Kanun" kabul edildi. 2 Ocak 1936 tarih ve 3195 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren kanun uyarınca, Pülümür, Nazımiye, Mazgirt, Pertek, Hozat, Ovacık, Çemişgezek ilçelerinden oluşan Tunceli vilayeti teşkil edilmişti.
Yeni teşkil edilen Tunceli vilayetine ilk vali ataması 10 Ocak 1936'da yapılmış. Dersim İsyanı'nın çok tartışılan isimlerinden Sekizinci Kolordu Komutanı Korgeneral Hüseyin Abdullah Alpdoğan bu kritik göreve tayin edilmişti.
"Üçüncü Ağrı Harekâtı" 7 Eylül günü başladı ve bir hafta sürdü. Ayaklanma sırasında İngiltere'nin Tebriz'deki Başkonsolosu Stonhope Palmer'dan Londra'ya, Dışişleri Bakanlığı'nda Sir Clive'ye gönderilen 11 Ağustos 1930 gün ve 145 sayılı gizli raporda ünlü İngiliz casusu Albay Lawrence'ın Kürtlere yardım ettiği bildiriliyordu. 28 Haziran 1930 günü Tahran'dan Askeri Ateşe R. Dodd, Ermeni Ruben Paşa'nın, İngiliz Büyükelçiliğine başvurarak Kürtler için silah istediği haberini vermişti. General Salih Omurtak'ın yönettiği harekat sonunda ayaklanma liderlerinin bir kısmı öldürüldü. Üç yıl süren Ağrı Ayaklanması 14 Eylül 1930 günü bastırıldı. 8 Ekim günü "Pülümür Harekâtı” başladı. 14 Kasım günü bu harekat da tamamlandı.
1935'te Dersim için özel bir kanun çıkartıldı. Sarp dağlarla çevrili ve aşiret hayatının hüküm sürdüğü bu doğal müstahkemeye medeniyet(!) götürülmesi bahanesiyle askerî harekâtlar yapılması kararlaştırıldı. 10 Ocak 1936'da Dersim/Tunceli Valiliği'ne Bakanlar Kurulu kararı ve Atatürk imzasıyla Korg. Hüseyin Ab-ullah Alpdoğan çok geniş yetkilerle donatılarak tayin edildi. Öncekilere kıyasla çok daha ağır olan askerî operasyon 1938 Ağustos'unda son bulacak şekilde üç aşamada tamamlandı.
Harekât en çok Nazımiye ve Hozat bölgelerinde yoğunlaşmıştı. Daha çok Hayderan, Demenan, Kalan, Kureyşan, Abbas Uşağı, Şeyh Hasanlu, Bahtiyari aşiret yerleşim mıntıkaları ile Sin ve Pah bölgesi hedef alınmıştı. Korg. Alpdoğan'ın raporlarına göre makinalı tüfekler (mitralyözler), topçu bataryaları ve 9 savaş uçağı kullanılmıştı.
Harekâtlar sonunda elde edilen kayıt ve raporlara göre 48.582 kişi öldürülürken 12 bin civarında insan sürgüne gönderilmişti. Vilayet adeta boşaltılmıştı. Dersim'in medeniyete açık olmadığı, köprü inşaatlarının bile engellendiği, devletin orada hakimiyet tesis edemediği ve haydutluğun önünün alınamadığı gerekçe gösterilmişti. Dersim'in (Tunceli) idarî yapısı 17 Nisan 1940 tarihli kararnâmeyle tamamen değiştirildi. Buna dair 7 maddelik bir gerekçe de yazılmıştı.
Ancak bu gerekçeler gerçeklerle örtüşmez. Çünkü 1920'li yıllarda Dersim ahalisinin müracaatları üzerine Dersim mebusları Ahmed Şükri ve Feridun Fikri'nin Çemişgezek ve Pülümür'de bir an önce köprü inşa edilmesine dair verdikleri önergeler arşivlerde mevcuttur.
** Burada yayınladığımız resmî belgeler Dersim harekâtlarının planlı, büyük bir katliam, halk açısından da bir insanlık trajedisi olduğunu ortaya koymaktadır. Bu belgelerle dönemin idaresi adeta kendi suçunu ele vermiştir.