Puan vermedi·280 syf.··
2026 25. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2026 23:31
VAAT ‘’Astrid korkularla dolu bir insandı. Başka şeylerin yanı sıra, karanlıktan, yoksulluktan, gök gürültüsünden, şişmanlamaktan, depremlerden, gelgitlerden, timsahlardan, siyahlardan, gelecekten, toplumun düzenli yapısının bozulmasından da korkardı. Sevilmemekten. Hep böyle olmaktan.’’ Henüz ergenlik çağında bulunan bir kızın, duyguları üzerinden ayrımcılığın ruhlara ne denli derin işlediğinin itirafını okuyoruz bu satırlarda. İnsanların, hakların, sevginin, duyguların, hayatın siyah ve beyaz diye ikiye ayrıldığı yıllarda bir Güney Afrika kasabasında beyaz bir aile olan Swart ailesinin –kaderin bir cilvesi ise Swart kelimesinin Afrikaanca siyah anlamına gelmesiydi- yavaş yavaş çözülmeye ve yok olmaya giden aile öykülerini anlatıyor Vaat. “Burası Güney Afrika, mucizeler ülkesi.” Kitap 4 bölümden –Anne, Baba, Astrid, Anton- ve bu dört bölümle beraber her bir karakterin ölümüyle başlayan hayat hikayeleriyle devam ediyor. İlk bölüm olan Anne bölümünde; Anne Rachel, ağır bir hastalık döneminin ardından genç denebilecek bir yaşta büyük acılardan sonra hayata veda ediyor. Geride bir eş, biri erkek ikisi kız 3 evlat, bir de evlerindeki yardımcı siyah kadın Salome’yi bırakıyor. Annenin ölümü ailenin çözülmesi önündeki ilk ve en büyük adım oluyor. Bu noktada anne ölümü seçilmesi tesadüf olamaz, elbette. Anne’nin en küçük kızı Amor, Anne’nin öldüğü gün regl oluyor. Anne ölümü ile beraber erginleşen kız, çok güçlü ve çok kadınsı bir metafordu. ‘’Dışarı çıkıp kapıyı arkasından kapattı ve Amor’u tek başına bıraktı. Dünyada tek başına. Anne nerede? Şimdi, tam da şu anda burada olması, bana yardım etmesi gerekiyordu. Ama o gitti, hem de ben yokken.’’ Abla Astrid, kız kardeşi Amor’a yeterli ilgiyi gösterecek karakter ve olgunlukta olmadığı için Amor o korkunç deneyimden sonra
VaatDamon Galgut · Delidolu Yayınları · 2022730 okunma
El árbol de la ciencia
7/10
·249 syf.··
2026 13. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 20 Mart 2026 00:00
Es el primer libro que he leído en español. Se enfoca principalmente en la filosofía. Puedo decir que el tema principal es la búsqueda de sentido. El protagonista, Andrés, es un estudiante de medicina, y poco a poco aprendemos sobre su relación con su familia, sus pensamientos críticos y su vida amorosa y personal. Por lo que entiendo, sus diálogos y su relación con su tío Iturrioz le hacen pensar más profundamente sobre la vida. Honestamente, el lenguaje fue comprensible, pero mi nivel de vocabulario no era suficiente para entender el mensaje profundo del libro. Solo puedo deducir que el protagonista fue influenciado por filósofos como Schopenhauer y Kant. La obra trata problemas de la sociedad, la crisis existencial, la amistad, el amor y, en general, la vida. Me hubiera gustado comprender mucho mejor este libro porque parece muy interesante, y creo que esa es la razón por la que los estudiantes de secundaria o de universidad en España lo estudian como obra. El final fue conmovedor porque, desde mi punto de vista, Andrés nunca encuentra la felicidad. Tiene una visión pesimista de la vida. Para terminar, la conclusión que extraigo de este libro es que “la vida es sufrimiento, la ciencia no da respuestas suficientes y la felicidad es breve o ilusoria” aunque no estoy del todo de acuerdo.
El árbol de la cienciaPio Baroja · Caro Raggio · 20121 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
«Ruhumu sattım ve belki onunkini de.» S. 9.
9/10
·160 syf.·
2026 9. kitabı
Brigitte Giraud, 1960 yılında Cezayir’in Sidi-Bel-Abbès şehrinde doğmuş bir Fransız yazar. Çocukluğu Fransa’nın Rillieux-la-Pape’de geçmiş sonra Lyon şehrine taşınmış. Almanca, İngilizce ve Arapça eğitimi aldıktan sonra kitapçılık, gazetecilik ve edebiyat eleştirmenliği yapmış. Lyon bölgesinin önemli edebiyat etkinliklerinden biri olan Fête du Livre de Bron’da program sorumlusu olarak çalışmış ve günümüzde hâlâ edebiyat danışmanı olarak görev yaptığı biliniyor. Toplamda on üç romanı ve öykü kitapları da bulunuyor. 1997 yılında ilk romanı "La Chambre Des Parents"ı yayımlayan Giraud, bunu izleyen yıllarda roman, öykü ve anlatı türlerinde eserler vermiş. 2007’de "L’Amour est Très Surestimé" adlı öykü kitabıyla Goncourt Öykü Ödülü’nü kazanmış, 2009’da "Une Année Étrangère" ile Jean Giono Jüri Ödülü’nü almış ve "À Présent (2001)" adlı eseriyle de Wepler Ödülü özel mansiyonuna layık görülmüş. 2022’de ise, eşinin motosiklet kazasında kaybını anlattığı dilimize çevrilmiş tek eseri olan "Hızlı Yaşamak (Vivre Vite)" adlı kitabıyla Goncourt ödülünü kazanmış. Aslında "À Présent" adlı eserinde yas sürecini daha önce anlatmış: kaybın hemen ardından üzerine çöken acil ve sarsıcı duyguları aktaran, kısa ama etkileyici bir metin olduğu biliniyor, "Hızlı Yaşamak" ise hem biçim hem içerik açısından ondan çok farklıdır. Ayrıca, 2011’de yayımlanan "Pas D’Inquiétude" romanı France 2 tarafından televizyon filmine uyarlanmış, 2015’teki "Nous Serons Des Héros" ise sahne okumalarına konu olmuş. 2017’de de "Un Loup Pour L’homme" ile müzikli bir okuma etkinliği gerçekleştirmiştir. «Satış sözleşmesinin imzası. Kaza. Taşınma. Cenaze töreni.» (S. 11). İşte Brigitte Giraud, 1999’da partneri Claude’un motosiklet kazasında hayatını kaybetmesiyle hayatının nasıl paramparça olduğunu bu şekilde özetliyor. Çift,
Edebiyat
Hızlı YaşamakBrigitte Giraud · İletişim Yayınları · 2023118 okunma
Dünyanın bütün yarınlarına hayır
10/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2025 35. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 30 Ekim 2025 11:12
Kitap kısa kısa öykülerden oluşan yine de kısa kalmış bir kitap olmasına rağmen nice hacimli kitaplar bu kitabın ancak çantasını taşır. Jorge Luis Borges'in sunumuyla açılan kitap kısa felsefi öyküler ile birlikte her öyküde farklı bir pencere açıyor yaşama. Öykü öykü gitmeyeceğim ancak kitapta ilk öyküde kişinin şimdiki benliği ile eski benliğinin karşılaşmasının var olması Jorge Luis Borges'in Kum Kitabı eserinde yaşlı borges ile genç borges'in karşılaşması yer alması ile bir ilişkisi olduğu ve Jorge Luis Borges'in bu kitaptan oldukça etkilendiği de bir gerçektir. Herakleitos'un doktorini her şey akar her şey değişir bir nehre ikinci kez giremezsiniz hatta girmek istediğiniz bir nehre bile giremezsiniz çünkü harekete geçtiğinizde o nehir o nehir değildir artık. Her şey akış içindedir her şey değişir üzerinden şimdiki ben ile eski ben arasında değişim söz konusudur. Zamanın akıp gitmediği bir kentte eski benliğimiz öylece orada durmaktadır ve bizi beklemektedir, hepimiz eski benliğimizi düşününce ne kadar saçma işler yaptığımızı ve cahilliğimizi görüp ondan uzak durmak isteriz ve kabule razı gelmek zor gelir. Ancak hiçbirimiz geçmisinden kaçamaz eski benliğimiz bizi beklemektedir hepimiz düşüncelerinde eski benliğimizle yüzleşiriz. Geçmişimize barışabilir miyiz? Eski benliğimizle arkadaş olabilmeyi denersek yine onun davranışları düşüncelerinden ötürü kaçmaya kalkışırız ve ondan asla kurtulamayız onu öldürmemiz gereklidir. Öldürdüğümüz zaman artık onunla ilgili bir şey anımsamayız ancak yine de bir boşluk duyarız. Eski benliğimizden nefret ettiğimiz gibi andaki benliğimizden de nefret edecek bir benliği gelecekte oluşturacağız o halde ne yapmalı? Amor fati yani kaderini sev. Eski benliğin olmasaydı şimdiki sen olmayacaktın onun yaptığı seçimler sayesinde sensin ve gelecekteki seni kendi ellerinle
Felsefe
Kaçan AynaGiovanni Papini · Kırmızı Kedi Yayınları · 20161,639 okunma
Puan vermedi·225 syf.·
2025 6. kitabı
Latincede Amor Vincit Omnia, Aşk Her Şeyi Fetheder… Canımız Caravaggio muhteşem tablolarından birinin adı ayrıca… Yüreğim dağlandı, mavi kelebeklerle anıyorum sizi… Nörolojinin babası ve Freud’un hocası ( o dönemde asistanı) J.M. Charcot’un gözde hastası Blanche Wittmann ile kimya ve fizik dalında iki nobel almış, radyum ve polonyum elementlerini bulmuş, bilim insanı Marie Curie ve Prof. Paul arkadaşlıklarını, yaşadıkları aşkları, aşk hakkındaki sorgulamalarını, kadının toplumdaki yerini anlatan bilimsel, kurgusal ve lirik bir kitap… Orjinal ismi ‘Boken om Blanche och Marie’ olan kitabın adını Ölümün Mavi Işığı daha uygun görürken; Tanrı’nın Kelebeği Mavi Kelebeklerin Ölümü ’de olabilirdi…
Düşünce
Ölümün Mavi IşığıPer Olov Enquist · Everest Yayınları · 201957 okunma
10/10
·136 syf.··
2024 252. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 15 Temmuz 2024 15:53
"İnsanoğlu kaderi anlamaktan acizdir, Scipion." ("L'homme est incapable de comprendre son destin, Scipion.") Roma'nın üçüncü imparatoru Caligula, kısa bir süre (M.S. 37-41) hüküm sürmüş olmasına rağmen, arkasında kalıcı bir katliam ve vahşet mirası bırakmıştır. Gaius Julius Caesar Germanicus olarak doğmuş fakat askeri üniformasına atıfta bulunarak "küçük postal" anlamına gelen Caligula lakabını almış olan tiran, terör saltanatı ve mali sorumsuzluğu nedeniyle 28 yaşında suikasta uğramıştır. Albert Camus'nun ilk oyunu olan "Caligula", bu tiran imparatorun hikayesini dört perdede işleyerek Camus'nun absürd fikirlerini incelemekte ve tarihi figürü 20. yüzyıl felsefi söylemiyle yeniden yorumlamaktadır (Camus bunun felsefi bir oyun olmadığını iddia etse de). Camus, Nietzsche'ci "güç istenci" aracılığıyla Caligula'yı hesaplı bir mantıkla absürdü kucaklarken gösteremekte, her şeyin mümkün olduğunu ve insanın Tanrı'nın yerini alması gerektiğini tasvir etmektedir. Caligula, ölümün rastgeleliğini ve yaşamın keyfiliğini yeniden yaratmaya çalışırken anlamı ise anlamsızlıktan yaratmaya çalışır. Okunabilirliği yüksek bir eser olan Caligula, karmaşık fikirleri sorgulamakta ve okuyucuda/izleyicide rahatsızlık yaratmaya yönelik bir şiddet, güç ve isyan destanı ile gelişmektedir. Camus, Caligula'yı yazmaya 1937'de başlamış ve 1939'da bitirmiş olmasına rağmen, oyun, savaş sonrasında Paris'te sahnelenmeden önce birkaç kez revize edilmiştir. Camus'nun da oyunun girişinde belirttiği gibi, Caligula rolünü sahnede kendisi oynamak istemiş, bolca cinayetin, çığlıkların ve duygunun yer aldığı bu rolü büyük bir zevkle oynayacağı ifadesini de eklemiştir. Camus, oyununu (özellikle Cherea'nın rolünü) absürd konusundaki değişen görüşlerine uyacak şekilde uyarlamış, ayrıca Hitler ve Fransa'nın
Edebiyat
CaligulaAlbert Camus · Can Yayınları · 20181,455 okunma