serideki fav kitap oldu
9/10
·432 syf.··
2022 19. kitabı
ilk ve son kıtaba katlanamasam da bu kıtap sardı ya begendım ben erkek karakter dıgerlerıne gore insani belirtileri olan biriydi en azından, put gibi durmaktan başka şeylerde yapabildiğini görduk gıannayı da sevdım
En Çılgın TakıntıDanielle Lori · Martı Yayınları · 20222,276 okunma
İslam’ın Özüne Dönüş Çağrısı
10/10
·78 syf.·
2026 42. kitabı
Modern Türkiye'deki din algısına karşı köklü bir itirazımız var. İnsanların büyük çoğunluğunun İslam'ı gerçek anlamıyla tanımadığı, kendilerine aktarılan ve zamanla gelenekselleşen bir din anlayışını İslam zannetmekte maalesef. din sadece namaz, oruç, hac ve dua gibi bireysel ibadetlerden oluştuğu anlayışını İslam'ın özüne aykırıdır. Bu yaklaşım, dini hayatın merkezinden çıkarıp yalnızca vicdanlara ve camilere hapseden bir anlayıştır. Kur'an'ın sadece ibadetlerden değil, ticaretten, hukuktan, aile düzeninden, toplumsal ilişkilerden, adaletten, yöneticilerden ve ekonomik sistemlerden de bahsettiğini, İslam'ın hayatın tamamını kuşatan bir nizam olduğu unutulmamalıdır. "Hüküm yalnızca Allah'ındır" ilkesini hayat merkezimize yerleştirmemiz gerekiyor. İslam sadece bireyin Allah ile ilişkisini düzenleyen bir inanç sistemi olmadığını, aynı zamanda toplumun nasıl yönetileceğine, hangi ilkeler doğrultusunda yaşayacağına dair hükümleri içeriyor. İslam sadece bireyin Allah ile ilişkisini düzenleyen bir inanç sistemi değildir; aynı zamanda toplumun nasıl yönetileceğine, hangi ilkeler doğrultusunda yaşayacağına dair hükümler de içerir. Bu nedenle İslam, yalnızca ahlaki ve bireysel bir öğreti olarak değil, hayatın bütün alanlarını düzenleyen kapsamlı bir yaşam nizamı olarak ele alınmalıdır. Türkiye İslam inanışında, özellikle "tağut", "hâkimiyet", "şirk", "cahiliye" ve "tevhid" kavramlarının arka planda tutuluyor. Yazarın zihninde tevhid yalnızca Allah'ın varlığını kabul etmek değildir; Allah'ın hükmünü hayatın her alanında tek ölçü olarak kabul etmektir. Bu yüzden Allah'ın hükümlerinin yerine insanların veya ideolojilerin hükümlerini koymak “şirk ve kulluktur”. Yazarın Diyanet ve resmî din anlayışına yönelik eleştirileri de kula kul olmaya, beşerin hğkümlerinin tasmalısı olmaya
Din
Din Gerçeği ve İslamMehmed Alagaş · İnsan Dergisi Yayınları · 199495 okunma
Reklam
Miss Brill
Puan vermedi
Miss Brill yalnızlık çeken ancak hayatını kendi zihninde bir dünya yaratarak mutlu ve memnun olan yaşlı bir kadındır. Her hafta pazar günleri parka gidip orada kendi “özel bank”’ında oturup gelen geçenleri izleyip onlar hakkında hikayeler kurgulayan biridir. Mansfield, “Miss Brill was glad that she had decided on her fur.” cümlesiyle başlıyor hikayesine. Bu başlangıç tabi ki rastgele veya sıradan değil bir amaca hizmet etmesi için orada. Aslında günü de böyle başlıyor Miss Brill’in. Kürkle başlayan bu hikaye okuyucularına kürkün önemli olduğunu onunla başlamasıyla anlatıyor. Aynı cümleyi birkaç cümle sonra tekrar görmemiz iste bu iddiayı kanıtlar nitelikte. Miss Brill bu kürkü “faint chill” hafif serinlikte dahi giyme gereksinimi duyduğuna göre kürkün Miss Brill için önemli olduğunu çıkarabiliriz, Mansfield’in de kelime seçimleri buna işaret ediyor. “Faint chill” öbeğini kullanarak aslında Miss Brill’in kıyafet seçimindeki tutarsızlığı ama aynı zamanda kürkün önemini bize gösteriyor. Giyinip kendince süslendikten sonra her pazar yaptığı gibi parka gidip kendi “özel bankında” oturan yaşlı çifti gördüğünde küçük bir huzursuzluk yaşasa da bu duygu hemen kaybolup yerine umut duygusu yeşeriyor, belki benimle sohbet başlatırlar umudu düşüyor Miss Brill’in içine ancak bu gerçekleşmiyor. Buna rağmen karakter neşesinin ve mutluluğunun etkilenmesine izin vermiyor. Çünkü Miss Brill yalnız yaşlı bir kadın olsa da zihninde kendi oluşturduğu dünyası ile mutlu veya en azından memnun. Parktaki gelen geçeni izleyip zihnindeki dünyasında onlara karakterler vermiş, parkı kendince bir sahne bellemiş Miss Brill. Bu sayede yalnızlığından da uzaklaşırken kendini de mutlu edecek bir hayal gücüne de erişmiş aslında. Çok oyunculu büyük bir tiyatro oyunu gibi hayal etmiş parkı ve içindeki
İnceleme
Miss BrillKatherine Mansfield · Penguin Classics · 201522 okunma
Put kuyusu
3/10
·107 syf.··
2026 51. kitabı
Kitabın son satırı şu şekilde; Roma: Put kuyusu Köy kahvelerinde takılan emmiler gibi tüm heykelleri put olarak gormek... Koca Roma şehrine bu şekilde bir sığ bakış açısı... Köyündeki tezek yığınları ile Ankara'yı birbirine benzetmek... Cumhuriyet kötü Osmanlı'da hersey güllük gülistanlık gibi bi imaj... Tüm Orta doğunun ve Afrika'nın umudu Türkiye'ymiş falan filan... Birbirinden kopuk ve daldan dala atlanınan bölümler.
Batı NotlarıNuri Pakdil · Edebiyat Dergisi Yayınları · 20141,685 okunma
Puan vermedi·
Yıllar önce Ali Şeriatî'nin Ebu Zer isimli kitabını okurken bir şeyi içime hapsettim. Ebu Zer Kâbe'nin yanındadır. Kâbe avlusundaki putlara bakar. Yerden bir taş alır ve birinin kafasına fırlatır. Bekler...bir ses...sadece bir ses: "taşın taşa çarptığında çıkardığı ses".... Ali Şeriatî tırnak içinde verdiğim cümlesi ile bir şeyi çok sâde bir sekilde ifade etmiş: Bir puttan işitebileceği tek ses budur. Tabir-i diğerle putun kendisine ait bir sesi yoktur, puttan gelen/yansıyan ses yine insana aittir! Ahmet Turgut’un "Put" adlı kitabı, yazarın alışılagelmiş tarihi-teolojik çizgisini modern dünyanın krizleriyle harmanlayan bir eser. Yazar, bu kitapta kelime anlamı olarak "tapınılan nesne" demek olan put kavramını, sadece taş ve ahşaptan yapılan ilkel heykeller olmaktan çıkarıp modern insanın zihninde, yaşam tarzında ve ideolojilerinde var ettiği çağdaş tabularla özdeşleştiriyor. Kitap, okuyucuyu tarihsel bir düzlemden alıp bugünün dünyasındaki "görünmez putlar" ile yüzleştirmeyi ve insan doğasının zaaflarını sorgulatmayı hedefliyor. Hangi putun sesini işitiyorsak, o putun yüzünde kendi çizgilerimizi buluyoruz. Çünkü hiçbir put kendiliğinden var olmadı. Her putun CV'sinde bizim referanslarımız ve imzalarımız var.
PutAhmet Turgut · Kapı Yayınları · 202054 okunma
Seküler Milliyetçilik ve zihinsel dönüşüm
Puan vermedi·160 syf.·
2026 4. kitabı
Seküler Milliyetçilik, Türk milli kimliğini dini referanslarla değil, "rasyonel metot"larıyla açıklamaya çalışan bir ideoloji. Esasen Bahadırhan'ın fikirleri dine karşı değil ama dinin dostu da değil sadece hayatın dini kurallara göre belirlenmesini isteyenlerden hazzetmiyor ve haklı da. Milli kimliği dil, tarih, ortak kültür ve vatandaşlık bağı gibi dünyaya has değerler üzerine inşa eden bir siyasi ve toplumsal akımın kurgulayıcısı bir fikir olan seküler milliyetçilik, İslamın her alanda söz sahibi olan belirleyiciliğine şüpheyle yaklaşıyor. Hatta şunu söyleyebilirim Necip Fazıl'ın Cumhuriyet elitine karşı açtığı cephenin tam karşısında konumlanıyor Bahadırhan, bilirsiniz Necip Fazıl'ın şöyle bir şiiri var; "Ne put adam, ne ham yobaz, ne bozkurt; Yeni nizam, yeni insan, yeni yurt." Bu Necip Fazıl'ın çok önce deklare ettiği gibi işaret fişeği idi, nitekim "Ah, küçük hokkabazlık, sefil aynalı dolap; Bir şapka, bir eldiven, bir maymun ve inkılap." sözü de küçük teferruatlarla aynı kapıya çıkar. Put Adam tabiri Necip Fazıl literatüründe Mustafa Kemal ve Kemalizm'e karşılık gelirken, aynı adı yayınlatamadığı için Arap bir kişiye Türkiye'nin yeni nizamını Arap ülkelerine olumsuz propaganda eden kitabı da taşıyordu. Bahadırhan seküler milliyetçiliğin mucidi olmasa bile isim babası sayılabilir çünkü bu akımı böyle sistematik bir şekilde ele alan olmadı. Bahadırhan kısa yoldan "Türk-İslam Sentezi"ni yok etmek istiyor gibi görünüyor. Aslında Türk-İslam sentezi de bu karşı koyuş karşısında aciz ve çürük görünüyor... Zira Türk-İslam sentezi denilen fikir akımı adından da sorunlu olduğunu belli eder, sentez için tez ve anti-tez çarpışır, zıtlıkta bir ara yol, yeni form bulunur. Oysa ne Türk İslam'ın tezi, ne de İslam Türk'ün anti-tezidir. Necip Fazıl, Cumhuriyet inkılabını
Seküler Milliyetçilik 2: 21.Yüzyılda Türk Milliyetçiliğinin PratiğiM. Bahadırhan Dinçaslan · Liberus · 202455 okunma
Reklam
Reklam