Hayat seni istediği gibi ürkütsün, canını yaksın, en yakınların çirkin maskeler taksınlar... Hayat bu, de kendi kendine, ikinci kez cağrılmayacağım bir oyun, bir zevkler ve acılar oyunu, bir inançlar ve aldatmalar oyunu, bir maskeler oyunu, bir aktör ve bir gözlemci olarak sonuna kadar oyna.
İyi bir yüreğin olursa, kapkara bir zenci de olsan, yüzün yine sevimli olur yavrum,"diye konuşmayı sürdürdüm. "Kötü bir yürek en sevimlileri bile çirkinden de kötü yapar..."
Bilmem size de hiç oldu mu?.. Bazen insan bir kitapta kendisinin de aklından geçmiş bir fikre, ta derinden hatıra gelen silinmiş bir hayale rast gelir ki bu, en ince hissinizi anlatıyor sanırsınız.
Neden namütenahiden haber alan büyük hakim, "bildiğimi bilseydiniz gülmez ağlardınız" diyor? Neden "kendini bil" sözünü Sokrat hareket kaidesi edinmişti? Hepimiz bazı şeyler biliyoruz ve en çok bilenler, insanlar hakkında çok tecrübesi olan diplomatlarla insan munasebetlerinin her türlüsüne vakıf olan tüccarlardir. Buna rağmen içimizde en bedbaht olan belki de onlar. Bilmekte ne var ki insanı bedbaht yapıyor? Bu sebebi araştırırken görüyoruz ki gerçek ve tam bilgi, hadiselerin akışının taninmasindan ibaret değildir. Bilmek seyretmek değildir, bir sırrı çözmektir. Kainat olaylarını çok tanımak bilmek değildir. Bilmek, kanunu bilmektir. Dünyamızın nizamini anlamaktır. Sebepleri ve zaruretleri yakalamaktir. Büyük nizamin muammasini çözmektir.
Kadın eğitim eksikliği yüzünden haklarından yoksundur, eğitim eksikliği ise hakların yoksunlugundan kaynaklanmaktadır. Unutmamak gerekir, kadınların kolelestirilmesi o kadar büyük ve eski bir konudur ki, onları bizden ayıran uçurumu genellikle anlamak istemeyiz - dedi Pestsov.