...çünkü bir erkeği kaybetmenin en kolay yolunun tamamen onun dümen suyuna girmek olduğunu genç kızlık dönemlerinde yaşadığım acı deneyimlerle öğrenmiştim.
Oğuz Atay, edebiyata yön veren, çarpıcı dili ile dikkat çeken ve dönemin yasaklı kitaplarından olan Tutunamayanlar ile aslında bize birçok ders vermiştir. O dönemin insanını oldukça güzel gözler önüne seren Atay, ironi ve benzetmeleriyle insan tabiatını da çok güzel yansıtmıştır. Oğuz Atay'ın kitapları öyle özeldir ki her okuduğunuzda farklı hayata dair dersler ve anlamlar çıkarırsınız. Duygu ve tecrübenize göre anlam derinliği ve duygu eşiğiniz değişebilir benden söylemesi.
Atay, Tutunamayan'ların bir bölümünde şöyle der;
"Üçüncü Şarkı'dan:
cranium fibula radius
sacrum patella carpus
nasıl ezberlenir Allah'ım
arapça dua eden insanın latince kemikleri?"
Bu kısa komik mani benzeri şiirinde bile kocamaan bir ironi vardır, Oğuzcuğumun. Doğu ile batı sentezini, ülkemiz kültürünün çelişikliğini, sürekli bocalağımız o hassas konuları bir dörtlüğe sığdırabilir işte Atay. Yüzlerce sayfalık kitabını, iki cümleye bile sığdırabilir işte. Ruhu şâd olsun, dimi Olric.
karşılaşmadığımız otobüslere çarpıyorum her gün
kafamı buzdan camlara yaslıyorum
gözlerimi toprağa dikiyorum
sulamak kolay.
aklım almıyor seni
ama kalbim.
kamburumu çıkarıp ellerimle konuşuyorum
onlar bana çizik çizik bir şeyler söylüyor
ben geleceğine inanıyorum
seni bu ellerle yakalayacağım, ellerinden.
ölümü düşünüyorum,
hayatım, gişesi olmayan sıkıcı bir film gibi
geçiyor gözlerimin önünden,
sen geçmiyorsun.
şimdi sen benim hayatım olmuyor musun?
ama kalbim!
bir gün geleceğini biliyorum ve sen de bunu bildiğimi biliyorsun
ama ikimizde bir şeyi çok iyi biliyoruz ki, o gün aslında hiç gelmeyecek.
gel, ama.
benim ol.
beni günden yastıklarla boğ'ma.
aklım almıyor seni
ama baksana kalbim!