Bizler doğarken içimizde daha ileride gelişecek her şeyin tohumunu da taşıyoruz. Fakat nasıl ki Raffaello ve Michelangelo fırçalarıyla ve renkleriyle doğmadılarsa, bizler de fikirlerle doğmadık.
Sayfa 5 - İstanbul: Türkiye İş Bankası Yayınları, 2022·Kitabı okudu
Alıntı
Bizler doğarken içimizde daha ileride gelişecek her şeyin tohumunu da taşıyoruz. Fakat nasıl ki Raffaello ve Michelangelo fırçalarıyla ve renkleriyle doğmadılarsa, bizler de fikirlerle doğmadık.
Sayfa 5·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Biz düşünerek var oluyoruz...
Fakat nasıl ki Raffaello ve Michelangelo fırçalarıyla ve renkleriyle doğmadılarsa, bizler de fikirlerle doğmadık.
Sayfa 3 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Duygu ve Düşünce
Ben senin içindeyim, sen benim içimdesin, biz dünyadayız ve dünya içimizde. Hepimiz biriz. Dünyaya zarar verirseniz, insanlara veya hayvanlara zarar verirseniz kendinize zarar verirsiniz. İşte buna dindarlık denir. Herkese ve her şeye karşı tertemiz, ışıklı, canlı bir sevgi duygusu. Hem dostlara hem düşmanlara. Hem Tanrı'ya hem kurbağalara. Hem Raffaello'ya hem de en basit işçiye."
Sayfa 104·Kitabı okudu
Rönesans'ı üç büyük İtalyan usta temsil eder: Sanatçı ve mucit Leonardo da Vinci (1452-1519), ressam ve heykeltıraş Michelangelo (1475-1564) ve ressam Raffaello (1483-1520). Ama Rönesans tüm Avrupa'yı etkiledi. Hümanistlerin tanınmış lideri Hollandalı Desiderius Erasmus (1466-1536) idi, dönemin en büyük romanını Fransız François Rabelais (1494-1553) yazdı ve Kilise'nin öğretilerinin aksine gezegenlerin güneşin etrafında döndüğünü Polonyalı Nikolas Kopernik ortaya çıkardı.
Yordam Kitap | Avrupa Feodalizmi·Kitabı okuyor
Araştırma-İnceleme
Renoir, ta ya'daki gezisi boyunca, Tiziano, Michelangelo, Bernini ve Raffaello gibi büyük ustaların sanatları karşsında hayrete düşmüş, Pompei'li fresk sanatçılarının sınırlı renk pigmentleriyle elde ettikleri inanılmaz renklerle şaşkına dönmüştü. İtalyan peyzajının ışık ve renklerinden çok hoşlanmıştı. Tüm bu talya deneyimi, Renoir'ın üslubunda değişime neden olan etmenlerden biriydi. Seyahatleri öncesinde elde ettiği, yakalanması güç başarıyı tehlikeye atmak istemeyen Renoir, Fransa'ya döndüğünde izlenimcilerden ve onu devrimci olarak yaftalayan ilişkilerden uzaklaşmaya başladı. İlerleyen yıllarda, o dönemde zaten "İzlenimciliğin onu götürebildiği yere kadar gitmiş" olduğunu söyleyecekti.
Reklam
Reklam