• Bir kısmı ise ramazan kandillerini gördüğünde Müslüman olduğunu hatırlayan müslümanlardan idi. Kandiller yandı mı ellerine tespihlerini alırlar, dinlememek ve hiçbir şey anlamamak şartıyla camiye doluşarak Kur'an ve vaaz dinlerler; ikindi vakti kalkarak oruç bile tutarlardı.
  • OLDUKÇA DÜŞÜNDÜRÜCÜ,
    Mısırlı alim Şeyh Şa’ravi rahimehullah şöyle der:
    Ben San Francisco’da iken bir müsteşrik bana sordu:
    - Sizin Kuran’ınızda bulunan şeylerin tamamı doğru mu?
    Cevap verdim:
    - Kesinlikle evet.
    Tekrar sordu:
    - O halde Allah niçin kâfirlerin müminlere galip gelmesine imkân veriyor? (Hâlbuki Kuran diyor ki: “Allah kâfirlerin müminlere galip gelmesine asla imkân vermez.” Nisa: 141)
    Dedim ki:
    - Çünkü bizler müslümanız, mümin değiliz de ondan.
    - Müminlerle Müslümanlar arasındaki fark nedir?
    Şeyh Şa’rafi şöyle cevap verdi:
    - Günümüzde Müslümanlar namaz, zekât, hac ve Ramazan orucu gibi İslam’ın ibadet cinsinden bütün sembollerini yerine getiriyorlar fakat onlar tam bir sıkıntı ve yokluk içindedirler!!
    İlmi, iktisadi, sosyal ve askeri sıkıntılar… vs.
    Bu yokluk ve sıkıntıların sebebi nedir?
    ● Kuran’da geçen bir ayette şöyle denilir:
    “Göçebe Araplar biz iman ettik, diyorlar. Onlara de ki: Siz iman etmediniz. Fakat Müslüman olduk, deyin. Çünkü iman henüz kalplerinize girmedi.” (Hucurat: 14).
    Bana sordu: O halde onlar niçin sıkıntı ve yokluk içindedirler?
    - Bunu Kur’an-ı Kerim açıklıyor. Çünkü Müslümanlar müminler merhalesine yükselemediler. Şunları iyi düşün:
    ● Onlar gerçek mümin olsalardı Allah onlara mutlaka yardım ederdi. Bunun delili Allah’ın şu ayetidir:
    “Biz müminler yardım etmeyi üzerimize borç kıldık” (Rum 47).
    ● Eğer mümin olsalardı diğer ümmetler ve halklar arasında daha önemli ve saygın bir konumda olurlardı. Bunun delili Allah Teala’nın şu ayetidir:
    “Gevşemeyin / yılgınlık göstermeyi ve üzüntüye kapılmayın. Eğer (gerçekten) inanıyorsanız üstün gelecek olan sizsiniz.”
    ● Eğer mümin olsalardı Allah Teâlâ diğer milletlerin onların üzerinde herhangi bir hakimiyet kurmalarına izin vermezdi. Bunun delili Allah Teâlâ’nın şu ayetidir:
    “Allah kâfirlerin müminlere galip gelmesine asla imkân vermez.” Nisa: 141)
    ● Eğer mümin olsalardı Allah Teâlâ onları bu hor ve hakir durumda bırakmazdı. Bunun delili Allah Teâlâ’nın şu ayetidir:
    “Allah müminleri içinde bulunduğunuz durumda bırakacak değildir.” (Âli İmran: 189).
    ● Eğer mümin olsalardı Allah Teâlâ her durumda onlarla beraber olurdu. Bunun delili Allah Teâlâ’nın şu ayetidir:
    “Muhakkak ki Allah müminlerle beraberdir.” (Enfal:19).
    ● Fakat onlar Müslümanlık aşamasında kaldılar, müminlik aşamasına yükselemediler. Allah Teala buyuruyor ki:
    “Onların çoğu mümin değildirler.”
    ● O halde müminler kimlerdir?
    Buna da Kur’an-ı Kerim şöyle cevap veriyor: Onlar:
    “Günahlarından uzaklaşan tövbekârlar, ibadetlerine devam eden âbidler, Allah’a hamd edenler, lezzetlerden uzaklaşarak oruç tutan zahitler, rükû ve secdeleriyle Rablerine boyun eğenler, iyiliği emredip, kötülüğü engelleyenler ve Allah’ın belirlediği sınırları aşmayanlardır.” (Tevbe 112)
    Yani Allah Teâlâ zaferi galibiyeti, hâkimiyeti ve yüksek bir durumda bulunmayı müminlere vaat etmiştir, Müslümanlara değil.
  • Arefe günü 1000 ihlas okumak sünnettir. 2 gün sonra nasipse arefeye kavuşacağız. Gücü yetmeyen, arefe günü 500, kurban bayramının ilk günü 500 şeklinde de okuyabilir. Ramazan bayramından önceki gün bu sünnete dahil değildir.Istılahta, sadece kurban bayramı öncesine 'arefe' denir. Ramazan bayramından önceki güne de arefe denilmesi çok sonradandır.

    عرفە گونی ۱۰۰۰ اخلاص اوقومق سنتدر. ۲ گون صوڭرە نصیبسە عرفەیە قاووشاجغز. گوجی یتمەین، عرفە گونی ٥۰۰، قربان بایرامینڭ ایلك گونی ٥۰۰ شكلندە دە اوقویابیلیر. رمضان بایرامندن أوڭجەكی گون بو سنتە داخل دگلدر. اصطلاحدە، سادەجە قربان بایرامی أوڭجەسنە 'عرفە' دینیر. رمضان بایرامندن أوڭجەكی گونە دە عرفە دینیلمەسی چوق صوڭرەدندر.
  • Söylesene...
    Kim verecek bayramları neşe yerine tedirginlikle beklememin hesabını?

    Kim bi açıklama yapabilecek,
    nice yıllar geçse dahi çocukça bir sevinci taşıma hevesimin sadece düşlerde kalmasına mukabil...


    Geçse de yıllar
    Tozlansa da raflar
    Her bayram itinayla servis edilir
    Endişe dolu tedirginlikler

    Geçti Ramazan
    Geldi Kurban
    Gereken buysa
    Hak yoluna kurban ettim tüm tebessüm dolu düşlerimi ve de gülüşlerini
    Helal olsun
    Helâli hoş olsun

    ...

    (Müptedi)
  • Çocukluğumun Mardini'nde İslam da başka bir şeydi. Ramazan ayında çocukların oruç tutma ısrarı karşısında, peki üç gün tut, bir başlangıçta, bir ortasında, bir de sonunda, üç gün eder, bir sıfır koydun mu işte sana otuz gün oruç diye avutulduğu bir şefkat dünyası.
    Çarşıda, okulda, kadim Süryani, Müslüman, Yahudi, Mecusi, Zerdüşti, herkesin ahbaplık ettiği, birbirinin kutsal günlerini kutladığı şölen günleri... Ama şimdi iyice içine kapanmış, sertleşmiş öfkeli bir İslam'ın gölgesi altında kararan bir şehir.
  • Kimse töreden üstün değildir!
    Atam Oğuz
  • Aylardan yine ramazan,
    Resûlullah (s.a.v) kırk yaşında,
    Günlerden pazartesi,
    Ramazan’ın on yedinci gecesi,
    Kadir Gecesi,
    Ve gece bitmek üzere,
    Seher vaktine doğru,
    Cibril (a.s) insan suretinde,
    Hira mağarası içinde,
    Gür bir seda ile...
    - Oku, diye seslendi.