Mahşer
“Ölmedik. Biz büyük bir milletiz. Biz uykuda gibi görünsek de her daim bir uğraş içinde bulunuruz. Ülkemizin peşkeş çekilmesini kabul edemeyiz. Birtakım karışıklıklar olacaktır.Biz ölebiliriz ancak başkaları da bizimle beraber ölecektir.” 
Sayfa 34 - Benim hocam·Kitabı okuyor
Sacré-Cœur’ün üzerinden geçen taşkın bir serçe bulutunu işaret etti. “Kuşlar neden uçar? Ciddi insanlar, onların bir yerden bir yere gittiklerini, yiyecek peşinde olduklarını, gökyüzünü keşfettiklerini söyleyeceklerdir, yani faydalı şeyler yapıyorlar. Ne kadar da korkunç! Ama aslında kuşlar şarkı söyler gibi uçar; keyif için, zevk için, eylemin güzelliği için, anın mutluluğu için.” Kulakları sağır eden masalsı şehre gülümsüyordu, hatta daha çok, gözleri kapalı halde şehri içine çekiyor, gülüşünü onunla dolduruyor, şehri kendisine katıyor, onun tadına varıyordu. “Dünya, hiçbir şeye sahip olmamaya karar verenlere aittir.”
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"İmama göre, Ramazan’da oruç tutarsam Allah sadece günahlarımı bağışlamakla kalmayacak dualarımı da kabul edecekti."
Sayfa 93·Kitabı okuyor
Alıntı
O istiyordu ki her şey tam bir sessizlik içine gömülüp kalsın, hiç kımıldamasın; ben de her şey bir bayram coşkunluğu içinde pırıl pırıl olsun, oynasın, zıplasın istiyordum. Ben onun cennetinin yarı ölü bir şey olacağını söyledim; o da benimkinin bir sarhoştan farksız olacağını ileri sürdü. Ben, onunkinde uyuyup kalacağımı söyledim, o da, 'Ben de seninkinde soluk alamam,' dedi ve gittikçe öfkelenmeye başladı
Alıntı
Anladım ki çok gecikmişiz... Geç kalınsa da yapacak çok şey var ...
Sayfa 23 - 4.Baskı·Kitabı okudu
Âmir b. Vâsile’den şöyle rivayet edilir: Allah Resûlü’nün zamanında, adamın biri, bir topluluğun yanından geçerken onlara selâm verdi. Onlar da selâmını aldılar. Adam oradan uzaklaşınca topluluğun içinden biri, “Ben şu geçen adama Allah için kızıyorum” dedi. Oradakiler, “Ne kötü söyledin. Vallahi bunu o adama haber vereceğiz” dediler. İçlerinden birine de, “Ey Falanca! Git o adama yetiş, bunun söylediklerini haber ver” dediler. Gönderdikleri kişi adama yetişti ve durumu anlattı. Bunu duyan adam Allah Resûlü’nün huzuruna vararak meseleyi ona aktardı. Resûl-i Ekrem, gıybet yapan kişiyi çağırmasını istedi. Onu çağırınca Resûlullah, “Onun arkasından şöyle şöyle söyledin mi?” diye sordu. Adam, “Evet, söyledim” deyince, Allah Resûlü, “Ona niçin kızıyorsun?” diye sordu. O da, “Ben onun komşusuyum. Ne yaptığını iyi bilirim. Vallahi, farz namazlarından başka bir namaz kıldığını görmedim” dedi. Gıybeti yapılan adam, “Ey Allah’ın Resûlü! O adama sorar mısın, namazları vaktinde kılmadığımı, âdâbını yerine getirmeden abdest aldığımı ya da namazın rükû ve secdelerini hakkıyla yerine getirmediğimi hiç görmüş mü?” Resûl-i Ekrem adama sordu. O da, “Hayır, görmedim. Vallahi, onun iyi ve kötü her müslümanın tuttuğu şu ramazan orucundan başka bir oruç tuttuğunu görmedim” dedi. Gıybeti yapılan adam, “Ey Allah’ın Resûlü! O adama sorar mısın, orucumu bozduğumu ya da onun hakkını zedeleyen bir şey yaptığımı görmüş mü?” dedi. Resûl-i Ekrem adama sordu. O da, “Hayır, görmedim. Vallahi bu adamın biri ondan bir şey isteyince, Allah yolunda infak olarak, iyi ve kötü her müslümanın verdiği zekâttan başka bir şey verdiğini görmedim” dedi. Gıybeti yapılan adam, “Ey Allah’ın Resûlü! O adama sorar mısın, zekâtı eksik verdiğimi ya da onu isteyeni başımdan savdığımı mı görmüş?” dedi. Resûlullah adama