En azından kızımın karşı görüşten örgüte ait bir militan tarafından kurşunlanmayacağından eminim. O taraklarda bezi yok bu kuşağın. Duvarlara slogan yazarken coplanmadılar ve eylem koyarken heder olup gitmediler onlar. Sokakları, benim kuşağımın gençleri gibi dava uğruna ölmek için değil; film ve müzik festivallerine, sanat bienallerine katılmak için arşınladılar. Rap müziğe tempo tuttular. Abuk subuk enstalasyonları 'yapıt' diye sokaklarda teşhir ettiler ve en büyük düş kırıklıklarını, abartılmış fiyatlara satılan spor ayakkabıları, tişörtleri giyemedikleri, markalı çantaları omuzlarından sallandıramadıkları için yaşadılar. Evlerde ana, baba, çocuk üçgenindeki en çetin savaşlar, hep çok moda bir tüketim maddesinin alınamamasıyla ya da gezme izninin sabahlara kadar sürememesiyle sınırlı kaldı.
Mirapi: )تحيه( Mira'yla karşılaştığım ilk gün hissettiğim haz veren, hayrete düşüren o kışkırtıcı tedirginlik. Makamın adını 90 yılda tamamlanan Asur sözlüğünden yardım alarak mirapi koydum. Asurcada kanat çırpmak, kuluçkaya yatmak veya yumurtadan çıkmak, kalp çarpıntısı, titremek anlamına gelen m'rap rip sözcüğünden geliyor.
Eski Yunan, Latin (Roma), Bizans, Arap, Pers yazarlarından hiçbiri, İskitlerin yaşam tarzı, kültürleri, gelenekleri, inançları ve ahlaklarına ait en küçük benzerliklerin altını defalarca çiz-miş olmalarına rağmen, onların Pers (Iran) dilinde konuştu-ğunu savunmamıştır. Eski Persiya'nın genel valilerinden (sat-rap) birine tabi Küçük Asya'nın Halikarnas şehrinden olan He-rodot, Iskitolojiye ait bilgilerde, Pers (Iran) dilini diğerlerin-den ayırt edememiştir. O Persiya'da bulunmuş olmasına rağ-men, Persiya dışında hiçbir İranlıya rastlamamıştır. Ayrıca He-rodot, hiç bir zaman Iskit dilinin Iran dili olduğunu veya ona benzeştiğini söylememiştir. Herodot, Iskitler ve Sarmatların akraba kabileler, dil ve yaşam tarzı bakımından yakın oldukla-rını söylemiştir. Onların diline ilişkin bilgilerin oldukça az ol-masına rağmen, bu kıt bilgiler İskitlerin Türk dilli halk oluş-ları hakkındaki hipotezi desteklemektedir.
Sadece klasik bestecilerin yaptığı gibi senfonisinin içine mevcut bazı motifleri yerleştiriyor, böylece edebiyat tarihine göndermeler yapıyordu ki bu çağda ancak böyle yazılabilirdi. Çünkü güneşin ve –şairler de düşünülürse– ayın altında söylenebilecek her şey söylenmiş, insanlığın yedi temel konusu;
Sümer’den, eski Yunan’dan, Narayana’dan, Kalavela’dan, yani bilinen bütün eski yaratılardan beri defalarca işlenmiş, kurcalanmıştı. Herkes aynı hikâyeleri kendi dekoruna ve çağına yerleştiriyordu. Eğer böyle olmasa evlilik dışı bir aşk ilişkisi yaşayarak canına kıyan Madame Bovary’den hemen sonra, evlilik dışı bir aşk ilişkisi yaşayarak canına kıyan bir Anna Karenina yazılabilir miydi? Yeni dünya edebiyatı, alıntılardan oluşmak zorundaydı ama bunları yepyeni bir dil ve ritimle işlemek gerekiyordu. Milyarlarca insanın, on binlerce yıldır yaptığı müziğin temel ögeleri yedi nota değil miydi? Nasıl bu yedi notayı kullanarak, birbirine hem çok benzeyen, hem de hiç benzemeyen besteler yapılabiliyorsa, yedi temel konudan yola çıkan hikâyeler de yazılabilirdi. Rap roman bile olabilirdi, niye olmasın!