Aslında olayın mantığı çok basit Meryam. Normalde beynimizin hemen altında beyin sapı diye bir yapı var. Vücudumuzun kusma merkezi aslında burada (medulla oblongata) yer alıyor. Şimdi beynimiz, biliyorsun çok özel bir yer. O nedenle de çok iyi korunması lazım. Bunu yapanda kan-beyin bariyeri dediğimiz bir sistem. Bu yapı sayesinde kanda dolaşan her şey öyle kafasına göre beyne giremiyor. İşin ilginci, beyin kendisini bir bariyerle korumaya dikkat ederken beyin sapındaki kusma merkezini koruyan hiç bir şeyin olmaması. Neden billiyor musun? Çünkü bu bölgenin amacı zaten kanımızdaki ve beyin omurilik sıvısındaki toksinleri kontrol etmek. Eğer olur da istenmeyen bir şeye rastlarsa hemen kusmamız için emir gönderiyor. Normalde hamilelik döneminde bir hormon (insan koryonik gonatropin-hCG) aracılığıyla bu bölgenin hassasiyeti önemli bir şekilde artıyor.
Bak şimdi, özellikle ilk üç ay bebeğin sinir sistemi gelişimi açısından inanılmaz önemli ve en ufak bir toksin ya da zararlı maddenin etkileri bebek için kalıcı hasar yaratabilir. İşte bu nedenle beyin hassasiyet seviyesini en üst noktaya çekiyor. Adeta her şeye kuşkuyla yaklaşan bir psikopat gibi davranıyor. Gördüğü en ufak şey de bile ortalığı ayağa kaldırıp seni deli gibi kusturabilecek bir güce sahip. Aslında burada beynin yaklaşımı çok basit. Fetüsün gelişimi açısından oldukça ince ayarlarının yapıldığı bu dönemde, beynin, ağzından içeri çok fazla bir şey sokmanı istemiyor. O nedenle hamileler bir dönem iştahsızlık, bulantı ve kusma hissi yaşarlar. Bununla birlikte koku alma hissini de artırır. Böylece sana zarar verme olasılığı olan bir maddeyi kokusundan daha iyi tanıyabilirsin. Yani ablacığım, söz konusu genetiğin ve soyun devamı olduğunda beyin işini asla şansa bırakmaz.