10/10
·24 syf.··
Beğendi
·
2026 168. kitabı
Merhaba sevgili çocuklar İlkbahar gelince ağaçlar ne güzel çiçekler açıyor farkettiniz mi ? Kahverengi dalları olan o ağaçlar ilkbahar gelince pembe ,beyaz çiçeklerle bezeniyor . Toprak ile Yagmur da komşularının bahçesinde bu güzel çiçek açan ağaçların yanına koşuyorlar .Gün geçtikçe ağaç çiçeklerini döküyor, sonra yeşil yaprakların arasından kayısılar oluşmaya başlıyor. Ve o kadar çok kayısı oluyor ki herkes birleşip birlikte topluyor meyveleri.Birazından reçel yapılıp yine hep birlikte yiyorlar . Buna imece denir .Eskiden beri bizim toplumumuzda işler yardımlaşmayla yapılır. Çünkü biz yalnız değiliz..Paylaşmak harika bir duygu değil mi? Ayrıca çizimlerine de bayıldım bu kitabın .Fatma Karaoglan çizmiş bu resimleri..Doğanın güzelliğini yansıtmış sayfalarda .. Yazarımızdan okuduğumuz ikinci kitap oldu bu ve yine çok sevdik biz ... Kitapları çocukların erişebilecegi yerlere koyalım!!!! Kayısı Ağaçlarının AltındaKayısı Ağaçlarının Altında Aysun KırcaAysun Kırca
Kayısı Ağaçlarının AltındaAysun Kırca · 2E Kitap · 20238 okunma
Ahududu reçeli gibi bir kitap...
9/10
·448 syf.··
2026 27. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2026 18:01
Evet yine ben ve yine kapağına kanıp aldığım ama iyi ki kandım dediğim bir kitap... Bu kitapla ilgili incelememin açılışını ise yazarın sonda ki teşekkür notuyla yapmak istiyorum, çünkü bence bu kitap nedir diye sorsanız cevabını bu not çok iyi vermiş: ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~ Bu kitap sıcak çikolatayla başladı. Aylardan kasımdı. Hava biraz serindi ama dürüst olmak gerekirse, üç büyük çorba kaşığı dolusu fındıklı sıcak çikolatayı içmek isteyecek kadar soğuk değildi. Yine de kendime bir fincan hazırladım, bilgisayarımın başına geçtim ve şöyle düşündüm: Sıcak çikolata içmek gibi hissettirecek bir kitap yazmak istiyorum. Ya da gerçekten güzel bir ahududu reçeli gibi hissettiren bir kitap. Ya da sıcacık bir hamur işiyle birlikte gelen bir fincan sıcak çikolata belki de yanında biraz reçel. Kısacası, sıcacık bir sarılma gibi hissettiren bir kitap yazmak istiyordum. Büyü Dükkânı benim için çok özel bir kitap çünkü içi beni mutlu eden şeylerle dolu. Her bölümü yazarken kendime, Bu beni gülümsetiyor mu? diye sordum. Hep söylenen o klasik "Bildiğin şeyi yaz" tavsiyesinin "Sevdiğin şeyi yaz" olması gerektiğini düşünmüşümdür, işte bu yüzden de bu kitabın içini elimden geldiğince mutlulukla ve sevgiyle doldurdum. Son birkaç yıldır hepimiz zor zamanlar geçirdik. Bu kitap, gerçeklikten uzaklaşıp nezaket ve büyüyle örülü bir dünyaya dalmak isteyen herkese benden bir armağan. ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~ Evet bu yaptığım alıntıdan da anlaşılacağı üzere ben bu kitaba bayıldım ve yazarın vermek istediği şeyi de elinden geldiğince verdiğini düşünüyorum. Ama tabiki de her ne kadar zorlanacak olsam bile objektif olup bugün bu değerlendirmeyi yapacağım. İlk olarak biraz kitabın konusundan bahsedelim; Ana karakterimiz bir imparatorluk kütüphanecisi ve hayatını sadece asistanı Caz
Büyü DükkanıSarah Beth Durst · Juno Kitap · 2025197 okunma
Reklam
Aç Kalbini
Puan vermedi·232 syf.··
2026 28. kitabı
İkisi de ayrı dünyaların insanıydı biri elit makaleler yazan , kitaplarını özenle dizen bir kadın diğer, çiftlikte kir pas içinde çalışan ineklerini seven bir adam. Fakat ortak yönleri de vardı mesela ikisi de 30’lu yaşlarındalardır. İlgniç bir karşılaşma hikayeleri vardır. Mezarlıkta düzenli olarak ziyaret ettikleri kabirler yan yanadır. Biri bu alımlı kibar hanımın kim olduğunu mera ederken diğeri eli ayağı yara içerisinde bu adamın kim olduğunu düşünmeden edemememektedir. Zaman içerisinde artık bir birlerine gülümsemeye başlamışlardır bile. Fakat dışarıdan bakılınca imkansız gibi görünen bu aşk hikayesinin başlangıcı veya sonu nasıl olacaktır? Daha önemlisi kalperini açacaklar mı yoksa kapayacaklar mıdır? Aç Kalbini Hakkında Düzenli olarak kocasının mezarını ziyaret eden Desirée her seferinde yan mezarı ziyarete gelen, bazı parmakları eklem yerlerinden kesik ve mezarlığı çiçeklendirmekle uğraşan bir adama rastlar. Annesinin ölümünden beri aile çiftliğinde yirmi dört inekle birlikte tek başına yaşayan Benny ise her mezarlık ziyaretinde gördüğü, yan mezardaki şapka takan ve şiir kitabı okuyan kadının kim olduğunu merak etmektedir. Bir gün, ikisinin de dudaklarında kendiliğinden, karşılıklı bir gülümseme belirir… Otuzlarında ve uyumsuz iki insanın bir ilişki yürütmesi neden bu kadar imkânsız, sorusunun yanıtını arayan sürükleyici bir aşk hikâyesi. Cevap, genç yaşta dul kalmış, evindeki reçel kavanozlarını alfabetik sıraya sokan, entelektüel ve son derece titiz kütüphaneci Desirée ile nazik, çok fazla çalışan ve kasabanın “müzmin bekârı” olmaktan ölesiye korkan süt üreticisi Benny’nin, aslında göründüğü kadar imkânsız olmayan aşkında gizli
Aç KalbiniKatarina Mazetti · Pegasus Yayınları · 201379 okunma
10/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2026 90. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2026 23:40
"KAPANDA BİR HAYAL" "Onların acılarını defterimde biriktiririm. Hem zaten bize en çok biriktirmek öğretilmedi mi? Acıyı, hüznü, eksikliği, sevgisizliği, gözyaşlarımızı, öfkemizi hep biriktirmedik mi? Bir türlü kesip açamadık o teneke kumbaranın ağzını. Saçamadık etrafa kinimizi, yürüyemedik üstüne üstüne hainin, kıramadık kalbini, bükemedik bileğini.... İnsanlık bizde kalsın, nasılsa Allah verir belasını dedik. İnsanız neticede, büyük bir felaket bu, diyemedik. Kırmızı bir isyandır bu, öyle bilinsin." İnsan her şeyden kaçar da içindeki kapandan kaçabilir mi? Bazen insan, eksilerek çoğaldığını sanıyor. Bir eksik, bir fazla… Ama artık fark etmiyor. Çünkü bir yerden sonra sayının, ölçünün, dengenin anlamı siliniyor. Tıpkı kopan bir saç teli gibi; varlığı da yokluğu da aynı sessizliğe karışıyor. Görülmeyen, fark edilmeyen, hatta yerindeyken bile dokunulmayan bir şey hâline geliyor insan. On küçük hikâye. Her biri bir evin içinden, bir ailenin arasından, bir insanın yalnızlığından süzülüp geliyor. Bizleri, dışarıdan bakıldığında sıradan görünen ama içinde derin bir sıkışmışlık barındıran hayatların içine davet ediyor. Öykülerdeki ev, bir mekân değil; bir kapan. Güvenli olduğu düşünülen, sığınılan, hatta “yuva” diye adlandırılan yerin insanı nasıl içine hapsettiğini gösteren bir metafor. Kitabın en çarpıcı yanı, bu sıkışmışlığı büyük cümlelerle değil, küçük anlarla anlatması. Bir nefes alıp vermek kadar basit görünen ama aslında varoluşun en çıplak hâlini taşıyan o anlar… Sanki karakterler dünyadan daha fazlasını talep etmeyi çoktan bırakmış gibi. Ya da belki hiç talep edememişler. “Bir şeyin içini mi dolduruyoruz yoksa üstünü mü kaplıyoruz?” sorusu, kitabın ruhunu özetliyor âdeta. Karakterlerin çoğu zaman yaşamakla yetinmek arasında bir yerde duruyor. Gerçekten var olmak
Edebiyat
Kapanda Bir HayalBurcu Ünlü · İthaki Yayınları · 2021350 okunma
10/10
·72 syf.··
2026 21. kitabı
Yeni aldığınız reçelin kapağı açılmıyorsa ne yaparsınız? Bildiğiniz tüm yöntemleri denedikten sonra bile açılmıyorsa? Yetişkinler genellikle bunu umursamaz belki kavanozu bir kenara koyar belki de atar.Peki çocuklar? Bu hikaye ; Celal isimli bir çocuğun sabah okula gitmeden önce kahvaltı etmek için yeni aldıkları reçel kavanozunu açmak istemesi ile başlıyor ama ne yaptıysa açılmıyor kavanoz.Elden elden gezen kavanozu kimseler açamıyor. Ama Celal işin peşini bırakmıyor ; inatla ve tüm kararlılığıyla o reçelin kapağını açmak ve neden açılmadığını bulmak istiyorum. Çok güzel bir macera idi.Kavanozu açmaya çalışan kişi ve olaylar silsilesi benim çocuklarımı da epey güldürdü. Çocuklara kararlı olmayı , amacından vazgeçmemeyi ve aklını kullanmayı aşılayacak olan bu güzel eserde ; tüketicinin hakları, resmi bir makama nasıl dilekçe yazılacağı, okul yönetimi , çocuklar ile ebeveyn ilişkileri, yetişkinlerin bazı detayları görmezden geldiği bazen hakkını dahi savunmayı boşverdiği ile anlık bir hatanın birçok insana zarar verebileceği gibi konulara da değiniyor. Çok faydalı ve eğlenceli bir kitaptı.Zaten Samed Bahrengi'den sonra ülkesinde ünlü olan yazarın bu eseri de birçok eseri gibi ödül almış ve bunu kesinlikle hakediyor.Samed Bahrengi 'nin "Küçük Kara Balık" adlı eserini de severek okumuştuk çocuklarımla.Bu yazarın kalemi ile tanıştığıma çok memnun oldum.Diğer eserlerini de edinip yine çocuklarımla okumak istiyorum en yakın zamanda. Biz bu kitabı sevgili SemraSemra tavsiyesi ile okuduk.Belki siz de benim yorumum ile okumak istersiniz.Beğeneceğinizi umuyorum.Bir şansı hakediyor...
Reçel KavanozuHoushang Moradi Kermani · Kelime Yayınları · 2008126 okunma
Kadın olmak.
Puan vermedi·112 syf.··
2026 23. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2026 12:54
Kadın olmanın tüm zorluklarına rağmen bu dünyada başı dik ve gülümseyerek geçmiş, geçmekte olan tüm Suzan’lara; bu hayattan hoyrat ellerce koparılmış tüm kadınların anısına ithafen… Hermann HesseHermann Hesse’den bir paragrafla başlıyor eser, “Tek başına duran ağaçlara daha da hayranım. Yalnız insanlar gibidir onlar. Şu ya da bu zaaftan ötürü sıvışıp giden münzeviler gibi değil, yalnızlaşmış büyük insanlar gibi, Beethoven ve Nietzsche gibi…” Kapadım sayfayı, yaslandım arkama, düşündüm. Mutlu olmanın temel prensibi de bu değil miydi? Tek başına ayakta durabilmek… Hele coğrafyanın keder olduğu bu topraklarda kadınsan… Hele yalnız kalmış, bırakılmış, ölmeden evvel ölüme terk edilmişsen… Kadın… “İklimine uygun bir toprak bulamamanın hüznünde hep goncaya durmuş fakat çiçek açamamış kaç kadın vardı şu dünyada, kim bilir?” Tarık TufanTarık Tufan’ın dediği gibi, “Hüznünü kendi dilinde yaşayan varlık.” “Bir kadın görünüşte nazik, hatta sinik olabilir, ama içten içe kanamaktadır,” der Kurtlarla Koşan KadınlarKurtlarla Koşan Kadınlar’da, daha hüzünlü bakıyor Ayfer TunçAyfer Tunç, “Birçok kadın hayatlarının tek çiçeğini istenirken aldılar, onları da doya doya koklayamadan misafir odasındaki vazoya koymak zorunda kaldılar.” Aslında çiçek istemiyordu kadınlar, pahalı hediyeler vesaire doldurmuyordu yüreklerindeki boşluğu; yalnızca anlamak ve anlaşılmak, basit de olsa birlikte bir şeyler yapabilmek. Oysa dört duvar arası bir yalnızlık kalıyordu onlara, o da hala hayattalarsa… “Kadın ölür hiç bırakılmadığı kalabalıklardan.” Ülkü TamerÜlkü Tamer “Daima sessizce söylemeye özen gösterirdi şarkıları, kimse duymasın diye. Sanki mutlu olmak suçmuş gibi.” Gülüşün bile batarken başkalarına, Azıcık güzel görüneyim diye giydiğin elbise erkeklerden önce kadınlar tarafından linçlenirken, Yürüyüşe çıktığında dahi saat sorgulanırken, nasıl suç olmazdı mutluluk değil mi? Öyle
Kavaklar ve Kökler KadarSeda Nida Demir · Metinlerarası Kitap · 202416 okunma
Reklam
Reklam