Ben tabiate tezadı getirdim. Allahla nizaımız buradan çıktı. O istiyordu ki her şey süt liman olsun, İşler onun dediği gibi gitseydi ne hareket, ne çarpışma, ne hastalık, ne ölüm, ne şuur, ne jztırap, ne saadet, ne çoğalma, ne eksilme olacaktı! Her şey Zenon’un rüyasında olduğu gibi hareketsiz, mutlak bir sükûndan ibaret., Istemiyen, değişmiyen, kendi kendini bilmeyen, ne kabul, ne red, ne de şüphe eden hir sükûndan ibaret.. Buna varlık demek caizse, mutlak bir varlık! Fakat ben tabiate tezadı getirdim; çarpışmalar başladı. Oradan hareket, tahavvül, yaradış, şuur ve şüphe uyandı. Oradan ıztırap, rüya ve saadet doğdu, oradan hatıra, tahassür ve zaman çıktı, insanda bu tezadı büyülttüm: açlık ve şehveti onları tutuşturan iki meş’ale gibi kullandım.