Yazardan okuduğum ilk kitap ve bence güzel bir tanışma oldu. Kitap hakkında ki görüşlerime nereden başlamalıyım bilmiyorum. Aslında üzerinde konuşulacak çok şey var ama kitabı anlatırken kelimeler anlamsız kalıyor. Bence yazar, insan psikolojisinin karmaşık yapısını bizim anlayabileceğimiz bir biçimde kelimelere dökmüş. Kitapta Veronika'nın kendini bulma hikayesini okuyoruz diyebilirim. Veronika, her şeye sahip zengin ve güzel bir kadındır. Bir gün ölümün nasıl bir şey olduğunu merak eder ve intihar etmeye kalkışır ama bir şekilde birileri onu kurtarır ve Veronika kendini bir akıl hastanesinde bulur. Bu olay etrafında gelişir hikaye. Daha fazla anlatırsam spoiler yersiniz. Ben intihar psikolojisi üzerine yazılmış kitaplar okumaya bayılırım ve bu da o kategoride yazılmış başarılı kitaplardandı. Bence kitabı mutlaka okumalısınız. Eğer hâlâ okumadıysanız hemen bir kitapçıya ışınlanın ve kitabı alın...
Kitaba başlar başlamaz, kitabın çocuklar için yazılmış bir eser olduğunu ve sıradan bir yazarın elinde çıktığını düşündüm. Ancak sabırlı bir şekilde okumaya devam edince eserin, George Orwell’in Hayvanlar Çiftliği eserindeki esintileri hissetmeye başladım. Kitabın sonunda sevgili Mine Urgan’ın Harika çıkarımlarıyla, bu eserin yalnızca bir edebi yazın olmadığını, aslında insani duygularımızın yazıya dökülmüş gerçekleri olduğunu farkettim.
Kurgusu mükemmel bir şekilde sade bir anlatımla okurlarına aktarılan eser, sürekli dile getirmiş olduğumuz çocuksu masumiyetin, aslında içerisinde tüm saflığı taşımasının yanında zorbalığı, vahşeti, güç zehirlenmesinide bulundurduğunu mükemmel bir şekilde biz okurlarına anlatmaya çalışmış.
Aydınlatılmamış ve eğitilmemiş bireylerin, kanunlar ve ahlaki değer sınırlarının belirlenemediği bir sistemde, toplumu nasıl bir hale getirebileceği mükemmel bir şekilde irdelenmiş.
Çocuk karakterler üzerinde yansıtmak istediği iyilik ve kötülük değerlerinin nasıl oluşabileceğini tüm gerçekliğiyle ortaya sermiş olan yazar, bu eseriyle bizlere bir roman yada hikayecik değil, aslında eğitim hayatımızda okutulması gereken bir tez sunmuştur.
Daha önce okumuş olduğum 1984 romanı gibi günümüze dair çok önemli dersler vermiş bu eser.
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,4bin okunma
Acıma duygusunu bilmeyen bir öğretmenin, bu duyguyu öğrenmesini konu alan bir romandır.
Bir insanı anlamak için onun iç dünyasını bilmek gerekiyor. Bir kişiye karşıdan bakarken, onun his ve düşünce dünyasını tam olarak anlayabilmek mümkün değildir. Bu yüzden de içteki dünya, görünenden daha önemlidir.
Görünenin her zaman gerçeği yansıtmadığı ve görünmeyenin de zaman zaman sorgulanmasının insanı “doğru”ya bir adım daha yaklaştırdığı konusunu zihninin bir köşesinde tutup, gerektiğinde ihtiyaç duyulanın yapılmasını sağlamanın önemli olduğunu bu romanda iyice hissetmiş oluyor insan.
Hayat seçimlerden ibarettir. İnsanlar prensiplerinden taviz vermeye başlayınca, devamı gelir. Bu yüzden de prensipler belirlenirken, gerçekçi olunursa, bunların dışına kolay kolay çıkılmamış olur. Böylece insan; hem kendi kendine olan saygısını, hem de çevresindekilere olan saygısını kaybetmez. Olumlu bakış açısının her zaman doğru olmadığı ve gerçekçi bir düşünce yapısının sonuçlarının daha mantıklı olacağı konusunu, bu romanda görüyor insan.
Acımanın bir kabiliyet olduğunu, herkesin acıma duygusunu hissetmediğini gayet sade ve akıcı bir dille anlatan Reşat Nuri’nin bu romanını tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar dilerim.