Acaba resimlere bakarken onları okuyabilir miyiz? Kitaplara resim gibi, resimlere kitap gibi bakabilir miyiz?
Sayfa 180·Kitabı okuyor
Müzik matematiği, matematik bilimi, bilim de resim sanatını besler.
Sanat
Reklam
Kırmızı 1 İNSAN ÇOCUKKEN bir büyük saadet ülkesinde yaşıyor, sağa sola şuursuzca koşturup neşeyle kişniyor. Sonra büyüyor, büyüdükçe salaklaşıyor, salaklaştıkça unutuyor o mesut diyarı, bir nevi ölüyor. Çocuklukla yaşlılık arasındaki dönem araf misali; kitabesi ağır mesailerle, küçük hesaplarla, kesif mutsuzluklarla yazılan bir mezartaşının gölgesinde azap gibi boktan hayatlar. Yetişkinler zombilere benziyor… Fakat yaşlanınca adeta ikinci kez doğuyor insan, diriliyor, ahirete birkaç adım kalmışken tekrar yaşamaya başlıyor. Yaşlıların yetişkinliğin arafını unutmasına bunaklık diyorlar, çok yanlış, onlar unuttukça hatırlıyor. Yaşlılar, en huysuzları, en nemrutları bile, çok matrak, hazin ve dürüst oluyor… Benim bir Hamza dedem vardı, daha doğrusu annemin dedesi. Küçük bir çocuktum onu tanıdığımda. Aileler arasında nikah töreni sırasında vuku bulan bir kavgadan dolayı anne tarafıyla görüşüp tanışmak nasip olmamıştı. Küslük bitip aileler kalabalık bir yemek eşliğinde barıştığında beş yaşında falandım. Beni onun karşısına dikip, "Bak bu büyük deden, Hamza, öp elini," demişlerdi. Elinin üzerindeki kahverengi lekeleri, dudağımı zımpara gibi acıtan kuru, çatlak derisini dün gibi hatırlarım. Bir de dedenin "büyüğünün" ne manaya geldiğini merak ettiğimi. Ama en net hatırladığım şey, Hamza'nın yüzünün neredeyse yarısını kaplayan kocaman, kapkara güneş gözlüğüydü… Ben elini öperken babama doğru kafasını kaldırıp, "Nedir bunun ismi?" diye sormuştu. "Murat" cevabını verdiklerinde öfkelenip elini hışımla çekmiş ve bağırmıştı: "Ermeni ismi mi koydunuz çocuğa? Mehmet'in, Ahmet'in suyu mu çıktı? Allahsız kitapsızlar, sizin hiçbir işiniz rast gitmez, benden söylemesi…" Yaşlanmak Hamza'nın gövdesinde küçülmeden ziyade büyüme tesiri yapmıştı sanki, çok iri bir adamdı. Her daim
Sayfa 16·Kitabı okuyor
Hem Cennete Götüren Cehennemden Çıkartan Bir Kelime; TEVHİD İnsanların, ne månåya geldiğini bilmeden sadece dil ile "La ilahe illallah" diyerek müslüman olup cennete girecek-lerini zannetmeleri; Allah (c.c.) ile beraber adına ilah koyma-dıkları nice ilahlara tapmalarını beraberinde getirdi. Bu ilahlar kimi zaman benimsenen beşeri rejimler ve ide-olojiler oldu; kimi zaman da bir tek ilahın (Allah'ın) sıfatların-dan herhangi birini (görme, işitme, (gaybı bilme, kendisine dua edilme, yapılan dualara karşılık verme, yere ve göğe ha-kim olma, insanların fıtrat üzere yaşayabilmeleri için gerekli kanunlar hazırlama...) kendisine yakıştırılan bir şahıs, ya da bir cisim [elle yapılan gerek metal, gerekse cam çerçeveye sı-kıştırılmış bir resim, gerekse tahtadan yapılmış bir put] oldu. Oysaki Allahü Teala Kur'an-ı Kerim'in birçok yerinde kendisine tapacağımız, kulluk edeceğimiz, yalnız kendisinden yardım dileyeceğimiz ilahı bilmemizi istiyordu. Tıpkı Fatiha suresinde olduğu gibi "Ancak sana ibadet eder ve ancak sen-den yardım dileriz." Tabiki bu da ancak Lâ ilahe illallah'ın ne manaya geldi-ğini anlayıp kalple tasdikten sonra Kelime-i Şehadet'in şart-larını yerine getirmekle mümkün olacaktır. Kafir ya da Müslüman olmak arasında bir köprü olan Kelime-i Şehadet oldukça mühim olmalıydı. Çünkü ancak onunla Cennet'in kapısı alacaktı.
Karınca polen yayınları·Kitabı okuyor
Bizim idrakımız, gerçeği algılamamız, o kadar da gerçek değil. Algılayabildiğimiz azıcık şeye eklemeler yaparak, kendimiz bir resim yapar ve sonra da bunun gerçek olduğuna inanırız.
Bugünlerde çocuklarımızı övgüye boğuyoruz. Övgü, özgüven ve akademik başarının bağlantılı olduğuna inanılıyor. Fakat yeni araştırmalar aksini işaret ediyor - son on yılda gerçekleştirilen özgüvenle ilgili bir dizi çalışma, bir çocuğu “zeki" olduğunu söyleyerek övmenin okul başarısına yardımcı olmadığını söylüyor. Tam aksine, başarısının düşmesine neden olabiliyor. Çocuklar övgüye genellikle vazgeçerek karşılık veriyor - "en iyisini" zaten yaptıysam niye yeni bir resim yapayım? Veya çocuk aynı performansı yineliyor - eskisi onca alkış aldığına göre niye yeni bir şey çizeyim?
Reklam
Reklam