İkna etmek, haklı olmaktan daha zordur
Puan vermedi·256 syf.··
2026 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 13:14
Retorik . Tez çalışmam kapsamında okuduğum en önemli metinlerden biri de Retorik oldu. İlk bakışta sadece hitabet üzerine yazılmış bir eser gibi görünse de aslında insanın nasıl düşündüğünü, nasıl inandığını ve nasıl yönlendirildiğini anlatan felsefi bir çözümleme. Aristotle bana şu gerçeği yeniden hatırlattı: İnsan çoğu zaman yalnızca mantıkla ikna olmaz; karaktere ve duyguya da cevap verir. Bu yüzden doğru olmak ile ikna edici olmak aynı şey değildir. Tez okumalarım boyunca bu eser, yalnızca retorik sanatını değil, siyasal söylemleri, medya dilini ve gündelik ilişkileri de farklı gözle değerlendirmemi sağladı. Çünkü her cümlenin arkasında bir amaç, her söylemin arkasında bir ikna çabası vardır. Kitabı bitirdiğimde elimde yalnızca retorik bilgisi değil, insan doğasına dair daha güçlü bir okuma biçimi kaldı. Belki de en büyük ders şuydu: Sözcükler sadece düşünceleri ifade etmez; aynı zamanda gerçekliği de inşa eder.
Felsefe
RetorikAristoteles · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20191,686 okunma
Puan vermedi
​Platon, Menon diyaloguna şöyle başlar: “ Erdem öğretilir mi yoksa erdemli yaşamakla mı elde edilir? Veyahut öğrenmekle yaşamakla değil de doğuştan veya başka bir yoldan mı geliyor?” İşte Platon tüm Menon diyalogunda bu soruların cevabını arar ve erdemi Sokrates ve Menon’un karşılıklı konuşmalarıyla inceler. ​Ona göre erdem tek bir şeydir. Bir erkeğin erdemi farklı, kadının erdemi farklı veya bir kölenin erdemi farklı değildir. Erdem tek bir şeydir ve tüm insanlar için ortak olan bir şeydir. Mesela diyalogunda Menon’un söylediği gibi erkeğin erdemi onun iyi işler yapması, bunu yaparken dostlarına yararlı olması, düşmanlarına zarar vermemesidir. Bir kadının erdemi ise evinin işlerini iyi yapması kocasına itaat etmesidir. Oysa ki Sokrates’in Menon’a cevap verdiği gibi; erdemler kişilere göre değişmez biz bir erdemden bahsediyorsak bu tüm insanlar için geçerli ve bir olmak zorundadır. Örneğin; sağlık kadında, erkekte, yaşlıda ve çocukta farklı bir şey değildir. Tüm herkeste sağlık aynı şeydir. İşte erdemde sağlık gibi tüm insanlar da bir olan bir şeydir. Cesurluk, ölçülülük, bilgelik, iyi yüreklilik gibi bir sürü erdemde yoktur. Oysa erdem tüm bu saydığımız şeyleri içeren bir şeydir. Örneğin; beyaz, siyah, mavi vb. tüm bunların hepsi bir renktir. Beyaz renk veya siyah renk farklı manaya gelmez her ikisi de sonuçta renktir. İşte cesurluk, bilgelik… gibi niteliklerde bu renkler gibidir. Erdem bunların toplamıdır. ​ Peki erdem nedir? Menon bu soruya şu cevabı verir: “Güzele duyulan istekle onu elde etme gücüdür.” Peki güzele duyulan istekle iyiye duyulan istek bir midir? Birdir. Buradan da şu çıkmaz mı: Bazı insanlar kötüyü bazı insanlarda iyi isterler. O zaman bazı insanlar bile bile veyahut kötüyü iyi sanarak isterler. Bir şeyi kötü olduğunu bile bile istemek olur mu?
MenonPlaton (Eflatun) · Karbon Kitaplar · 20211,300 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
UYANIŞ MI VAZGEÇİŞ Mİ?
10/10
·292 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Bu kitapla ilgili inanılmaz çıkarımlar varsayımlar sebep sonuçlar yazmak mümkün.. 1600'lü yıllarda yazıldığını düşünürsek hayran olmamak gerçekten elde değil. Don Kişot tanıdığım en şapşal, tatlı ve komik, kendi iç dünyasında bir adalet anlayışı olan illüzyonlardan var edilmiş bir karakter olmasına rağmen nasıl bu kadar gerçek hissettirebilir kendini bana bilmiyorum.. Retorik anlamda gelişmiş konuşma ve ikna becerisine sahip biri. Onun kitaplara ve okumaya düşkün olduğunu biliyoruz ve aslında bu kahramanlığa özenmesi gayet doğal değil mi?(haha bi an onun avukatı gibi hissettim) Uzun zaman sonra bir karakterin beni bu denli etkilemesi öyle ruhuma dokundu ki son sayfaları okumaya yüreğim zor el verdi.. Evet, hepimiz aslında kendi hayatlarımızın kahramanı değil miyiz.. onun da tam olarak yapmaya çalıştığı buydu. Birisi olmak, bir şeyler başarmak, en çok da kendine kanıtlamak istemesi her ne kadar aşık olduğu kadın için yaptığını söylese de bütün bunları kendini kanıtlama çabası mevcut. Süreklilik onu ayakta tutan şey, bir şeylerle mücadele ettiğine inanmak ve yenmek onu hayatta tutuyor. Peki kendini bulabildi mi Don Kişot bunu soruyorum kendime? Kendi yolumda ben de kendimi ararken, aslında bazen gerçeklere ben de nasıl göz yumdum diye sordum kendime. Zira gerçekler ağırdır kabullenmesi tıpkı köyüne dönmenin ona aslında bir hiç gibi hissettirmesi gibi. Bütün bu zaman boyunca kendini mi kandırdı yani? Gayesi hiç görmediği bir kadına olan kavuşma arzusu diye kendine inandırdığı.. Her şeye rağmen Don Kişot bize cesur olmayı ve korkmamayı öğretiyor aslında gerçek yenilmez bir savaşçı olmamasına rağmen öyle olduğuna inanması garip bir şekilde manipülatif etkiler yaratıp işe yarayabiliyor. Bir şeye ne kadar inanır öyleymiş gibi yaparsan ona dönüşmen gibi. Biraz da bu açıdan
Don KişotMiguel de Cervantes · Yapı Kredi Yayınları · 202127,5bin okunma
Puan vermedi·136 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
Gorgias’ta Platon; retorik, siyaset, adalet ve erdem kavramlarını Sokrates ile dönemin ünlü hatipleri arasında geçen tartışmalar üzerinden ele alıyor. Diyalog boyunca asıl soru, insanın güçlü görünmek için mi yoksa gerçekten doğru ve adil olmak için mi yaşaması gerektiğidir. Güç, ikna ve ahlak arasındaki ilişkiyi sorgulayan eser, günümüzde de geçerliliğini koruyan önemli felsefi meseleleri gündeme taşıyor. Kitabın dili, diğer birçok felsefe eserine kıyasla oldukça akıcı ve canlı. Karşılıklı konuşmalar sayesinde düşünceler soyut bir anlatım yerine tartışmalar üzerinden gelişiyor; bu da metni hem düşündürücü hem de sürükleyici kılıyor. Özellikle eleştirel düşünmeye ve farklı bakış açılarını değerlendirmeye ilgi duyan okurlar için oldukça zengin bir okuma sunuyor. Aradan geçen yüzyıllara rağmen güncelliğini koruyan sorular sorması nedeniyle kesinlikle okumaya değer.
GorgiasPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20241,880 okunma
7/10
·171 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 22:48
#kitapyorumum Bu eseri Shakespear ve Fletcher beraber yapmışlardır. İki soylu akrabanın aynı kıza aşık olması ve kızın hangisini seçeceğini bilemediği için yaşanan olayları anlatıyor. Shakespeare'ın yazdığı bölümler zengin bir fantazinin ürünüdür. Flecher'ın yazdığı bölümler ise tartışan ve çarpışan kişilerin ifadelerinden daha çok retorik oluşu ile ayırt ediliyor. Seven okurlara tavsiye ediyorum.. Kitapla kalın...
İki Soylu AkrabaWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021648 okunma
Retorik Bir Eylem Olarak Kurmaca
9/10
·544 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 21:59
Booth’un Kurmacanın Retoriği adlı eseri, edebiyat eleştirisi ve anlatıbilim alanında bir dönüm noktası kabul edilmiş. 1961 yılında yayımlanan bu çalışma, özellikle modernizmin yazarın yokluğu veya yazarın tarafsızlığı gibi dogmalarına karşı geliştirdiği argümanlarla kurmaca metinlerin nasıl işlediğini yeniden tanımlamasıyla özellikle yazar adayı olan herkesin mutlaka okuması gereken bir eser. Çünkü kitabın en can alıcı noktası, yazarın metinden tamamen silinebileceği iddiasına yönelik güçlü itirazıdır. O dönemde popüler olan yazarın kendi eseriyle arasına mesafe koyması veya nesnellik çabalarının aslında başka bir retorik strateji olduğunu savunuyor. Ayrıca Booth bu eseriyle edebiyat literatürüne güvenilmez anlatıcı kavramını kazandırmıştır. Bir anlatıcının, yazarın veya eserin genel etik değerlerinin perspektifiyle çatıştığı durumları analiz ederek, okurun metni nasıl anlamlandırması gerektiğini açıklıyor. Bence bu son derece önemli bir unsur. Booth, gerçek yazarla metin içindeki sesi de birbirinden ayırıyor. İmgesel yazar, metnin içindeki değerler dizisini ve anlatım tarzını belirleyen, yazarın kendi kimliğinden bağımsızlaşmış edebi varlıktır ona göre. Okur, anlatıcıya güvenmese bile bu üst yazarın rehberliğine başvurmuş oluyor. Booth bununla da kalmamış, teknik analizle felsefi sorgulamayı birleştirir. Özellikle Jane Austen, Henry James ve James Joyce gibi yazarlar üzerinden yaptığı çözümlemeler, metinlerin nasıl inşa edildiğini anlamak için muazzam bir kılavuzdur. Son olarak toparlamak gerekirse Kurmacanın Retoriği, sadece roman yazarları için bir el kitabı değil, aynı zamanda ciddi bir okur için bir gözlüktür de bana göre. Okura, elindeki metnin neden kendisini belirli bir şekilde hissettirdiğini, hangi teknik oyunlarla yönlendirildiğini ve yazarın metin içindeki etik
Kurmacanın RetoriğiWayne C. Booth · Metis Yayıncılık · 201233 okunma