Ho birayê kurd, çavên xwe veke xweş guh bidêre, Vê şîreta min di serê xwe de bigre veşêre. Heya çi gavê ewê me kurdan wa bixapînin? Suhna me di nav gelên cîhanê wa birevînin. Bes e ev pîsî, nema dikarin êdî xwe ragrin, Divê dilên xwe ji bo van kesan ji rikê dagrin. Çavên gel vekin li ser kirên wan bi nêhrinek çak, Serê wî dagrin bi zanîna rast di rêyek ronak. Mekevin tora ramanên bîyan wek hinek sergerm, Ku dibin dûvik ji bona xurtan bê fihêt û şerm.
Sayfa 134
Kurdî
Dokuz ya da on yaşındayım ve annemin arabasının ar­kasında oturuyorum. Köyümüzün bittiği yerde başlayan ta­rım arazilerinden geçiyoruz ve ben "Burası güzel mi?" diye düşünüyorum. Bana kesinlikle öyle görünüyordu. Savaştan sonra prefab­ rik beton yığınlarından inşa edilen birbirinin aynısı evlerin arasından çıktığınızda arazi açılıyor ve her yer yeşilleniyordu. Kabul ediyorum, tarlalar alçaktı ve sık sık sular altında kalı­ yordu, lahanalarla doluydu ve kargalar çalımlı çalımlı yürü­ yorlardı; kabul ediyorum, Thames Nehri'nden Tilbury'deki elektrik santraline kadar olan kısım dışında gerçek bir man­zara yoktu; ama sahip olduğum tek şey buydu, kendime ait açık gökyüzüm.
Sayfa 20 - Antre kıtap 2023
Anı-Mektup-Günlük-Edebiyat
Reklam
Gazi Mustafa Kemal Paşa: Meclis-i Ayan'ın varlığı, hatadan korunmayı tamamen sağlayamadığı gibi milli egemenliğin temsili ve gerçekleşmesi açı­sından da sakıncalıdır. Seçilmiş olsa bile . . . Velid Bey: Mesela, mahkemelerin aşamalarında, yalnızca ilk meclisten verilen bir kararın yanlış olabilme ihtimaline karşı, birinci veya ikinci dere­cede . . . Gazi Mustafa Kemal Paşa: Efendim, söz konusu sorunu gidermek için mutlaka başka bir meclis kurmafda ısrar ediliyorsa bu çerçevede başka bir tedbir düşünmek gerekir. Program ve meslek sahibi patÛlerin efŘleri önem­lidir. Elbette mecliste bulunan partiler, kanunları kendi program ve fikirleri doğrultusunda kanun çıkarmak isteyeceklerdir. Belirli ve olumlu bir progra­ma dayanan bir partinin çıkarmak isteyeceği kanunu, Meclis-i Ayan değişti­ remez. Kanun af¨cikarirken, farkli programlar, yaklaşımlar ve bakış açılan çatışabilir. Mecliste çoğunluğu oluşturan partiņin belirli görüşü uygulanır. Müştak Bey: Meclis-i Ayan olmayan hükümetlerde, çok güçlü bir dev­ket şurası bulunur. Buradan geçen kanun, parlamentoda yalnızca siyasi bakış açısından değerlendirilir. Hem inceleme hem düzenleme hem de uygulama yetkisi sadece üstte olmamalıdır; altta da bulunmalıdır. Böylece hem dü­ zenleme hem uygulama yetkisi korunursa, denetleme imkanı çok açık bir gerçek haline gelir. Gazi MusfŖfa Kemal Paşa: Devlet şurasıni biz de kuracağız. Meclis, ka­nunları Bakanlar Kurulu ve onun içinde Adalet Bakanlığı aracıliğıyla uygular. Falih RıkƗ Bey: Paşa Hazref¥eri! Meclis konusunda bir şeyimiz daha var. İstanbul'dayken bir yabancı muhabirle görüşmüştüm. Vatandaşlığı ka­bul eden Hıristiyanlar, mesela İstanbul' da yoğun Yahudiler fïlan var.
Sayfa 61 - Can yayınları 2026
Edebiyat-Siyaset-Politika-Tarih
Arap yazısının zaman içinde çeşitlenmesi ve estetik bir hüviyet kazanması sonucu önce altı başlık altında toplanan yazı çeşitleri, daha sonra diğer yazı biçimlerinin ilavesi ile genişleyip zenginleşmiştir. İlk altı yazı tipi aklam-ı sitte (altı kalem) olarak isimlendirilmiştir. Bunlar: sülüs, nesih, muhakkak, rik'a, tevkî' ve reyhanîdir. Beyitte geçen muhakkak ve reyhân, aklâm-ı sitenin iki yazı biçimine gönderme yapmaktadır. Yazı stili olarak muhakkak, harflerin yatay kısımlarının daha yayık ve uzun olduğu bir üslûba denk gelir. Reyhanî yazı ise, muhakkak yazıya bağlı olarak geliştirilmiş bir üslûptur. Muhakkak ve reyhanî, XV. yüzyıla kadar Kur'ân nüshalarının yazımında kullanılmıştır.
Sayfa 77·Kitabı okudu
Rostov önünde değişen gölgelere bakarak düşunüv "Kim bunlar? Neden buradalar? Ne istiyorlar? Bütün b lar ne zaman bitecek?" Elinin acısı giderek artıyordu. Karşı konulmaz bir uyku bastırıyor, gözlerinin önünde kırmızı daireler uçuşuyor; bu seslerin, bu yüzlerin uyandırd ve yalnızlık duygusu çektiği acıyla kaynaşıyordu. İşte onlar işte o yaralı ve sağlam askerler, işte onlar onu eziyor, ne çullanıyor, damarlarını tersyüz ediyor, kırık kolundakiBagration yor pa sinirden Prensa sizlig bo sina gond insanlar pedilmis erini duzgin Prens And mekselam aryanın yap manca dire masada ve m mamış men in arkasında ve ardman omzundaki etleri yakıyordu. Onlardan kurtulmak için göz-erini kapattı. kısa aralıkta, rüyasında sayılamayacak kadar çok şey gördü: Bir dakika kendinden geçti ama kendini unuttuğu bu Annesini ve onun büyük beyaz elini gördü, Sonya'nın ince, küçük omuzlarını, Nataşa'nın gözlerini ve gülüşünü, sesiyle, hyıklarıyla Denisov'u, Telyanin'i, Telyanin ve Bogdanıç'la rüm yaşadıklarını gördü. Bütün bu yaşadıkları tiz sesli as-kerle aynıydı; bütün o yaşadıkları ve asker bir olmuş, ona eziyet ederek, insafsızca tutuyor, eziyor ve kolundan tutup bir yerlere sürüklüyorlardı. Onlardan kurtulmaya çalıştı ama omzundaki ellerini birazcık olsun, bir anlığına bile gev-şetmediler. Böyle çekiştirmeseler omzu acımayacaktı, iyileşe-cekti, ama ellerinden kurtulmak olanaksızdı. Gözlerini açtı ve yukarıya baktı. Gecenin kara örtüsü kö-mür ateşinin bir arşın üzerinde asılıydı. Bu aydınlığın içinde kuçuk kar taneleri uçuşuyordu. Tuşin dönmemişti, doktor gelmemişti. Tek başınaydı, sadece ateşin diğer tarafına üstü Tusuplak bir askercik oturmuş, sarı, zayıf vücudunu ısıtıyordu. Rostov, "Ben kimseye gerekli değilim!" diye düşündü, "kimse bana yardım etmiyor, kimse bana acımıyor. Oysa
Sayfa 301 - Savaş ve Barış 1·Kitabı okudu
“Law ranebin barê deveyan li rovîyan nekin, hûn ê pişta min bişikînin.”
Sayfa 60·Kitabı okudu
Kurdî
Reklam
Reklam