7/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2025 37. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 20 Eylül 2025 17:34
kitabımız yeni bir dünyada geçiyor. birinci dünya dedikleri bizim dünyamız sular altında kalmış ve artık çok az kara parçası varken ikinci dünyada Ark denen yeni bir ulus doğmuş. adalardan oluşan Ark, kendisini yeni dünyayı koruyan iyi bir ulus olarak görüyor. yanlarına almaya değer görmedikleri diğer insanlar, etrafındaki yüksek kayalarla sulardan korunan bir ovaya yerleşmişler, bunlar da Kayalılar. bir de Gezginler var. kendilerine ait bölgeleri olsa da bunlar esasında korsan. ikisi Kayalı, ikisi Ark'a ait ve biri de Gezgin olan beş baş karakterimiz var. hepsi farklı yerlerde başlayıp aynı noktada mecburen bir araya geliyorlar. şimdi: konu gayet güzel, akış çok iyi. kitabın akıcılığı gerçekten takdir edilesi ki bu bir artı. kitabı bitirmiş olmam beni tanıyanlar için çok şey söylüyor. normalde en ufak saçmalıkta, hatada bırakan birisiyim. Hainin Mührü, söyleyeceklerime rağmen düzgün bir Türkçesi olan, saçmalamayan ve cringe etmeyen bir dile sahip. bu beni gerçekten şaşırttı, yalan söylemeyeceğim. bir beklentim yoktu açıkçası. o yüzden hayal kırıklığı yaşamadım, aksine mutlu oldum. fakat kitabın içerisinde çok ciddi bir virgül sorunu var. bu yazarın hatası mı bilmiyorum ama öyleyse bile editör ve son okumacı ne yapıyordu? benim gözüme deli gibi virgüller olsun, hatalar olsun batarken bu kişiler nasıl bunu göremedi? virgüllerden dolayı kitabı neredeyse bırakıyordum, hiç şakam yok. okumamı, akışı çok baltaladı. bir ara kitaba karşı komplo mu kuruldu diye bile düşündüm. çok büyük bir sorun. bunun haricinde bazı yerlerde kalıp hataları gözüme çarptı. eksik ya da yanlış yazılmış ekler de çok fazla olmamalarına rağmen varlar. devam edelim. Kayalı ve Gezginlerin çocuklarına isim değil lakap vermesi meselesini sevdim ama, tamam çok güzel, peki soruyorum: neden kolu olmayan
Hainin Mührü 1Övgü Deveci Safi · Dokuz Yayınları · 2025437 okunma
5/10
·160 syf.··
2025 5. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Mart 2025 00:00
İlk öyküler kısmen sıkıcı olsa da kalan diğer öyküleri kitabı okunası kılıyor. Bu öyküler çok içimizden. Betimlemeler ise baya şiirsel. “Ringo” benim en sevdiğim öykü oldu.
Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde...Mahir Ünsal Eriş · Can Yayınları · 20243,495 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Puan vermedi·288 syf.··
2025 27. kitabı
Gölbaşı'nda ya da Beyoğlu'da kısa süre de olsa çalışırken hissettiğim şipşak duyguların, ayaküstü sohbetlerin, vedalaşmaların, selamlamaların ve gözlemlemelerin eşiğine bir uğradım bu kitapla. Elime faraş aldığım, arka daracık mutfaktan nugget menü çıkardığım ve bulaşık yıkadığım, boşken bir şeyler atıştırdığım ve sabah henüz kimse yokken ufak sohbet ettiğim neredeyse tek porsiyonlukmuş gibi gelen arkadaşlıklar edindiğim bu vakitler hareket hâlindeymişim gibi düşündürdükçe hareketi kutsuyorum, ama bu hatırlama sömürülsem bile beni büyütmüş, sömürülmesem de büyütmüş, sömürülmeyi hiç hesaba katma, sevmesen bile ayakta kalmışsın, öyle ya da böyle, bunun övülecek bir tarafı yoksa bile bahsedeceğim. Birçok insana öyle ya da böyle dokunulmuş, arkada hiç fark ettirmeden kulaklara my heart is stereo çalınmış, birilerinin bal ile anısı dinlenilmiş ve 101de ayaküstü akıl verilmiş, şu an bütün bunlar ancak hatırlamaya çalışınca neredeyse örümcek ağı gibi kök salmış beynimden damıtılırcasına gelen hatıralar, durduk yere gelmezdi mesela zorlamasaydım, getirdin de ne oldu hoca hoca diyenlere, başın göğe erdi mi diyenlere cevabım şudur: Bütün dünya bir sahneyse o perdede başım göğe ermese bile hatırlayacak kadar oynamışım ve büyümüşüm. Iowa; Amerika Birleşik Devletleri'nin Orta Batı bölgesinde bulunan bir eyalettir. Minnesota, Wisconsin, Illinois, Nebraska, South Dakota ve Missouri ile komşudur. Iowa'nın başkenti Des Moines'dur ve en büyük şehri ise Cedar Rapids'tir. Iowa, genellikle verimli tarım arazileri ve büyük hayvancılık sektörü ile tanınır. Şehrin ismi Kore şehri gibi geldiği için ilgimi çekmişti, hikayede bahsediliyor. Max Weber'in Protestan Ahlakı; Max Weber temel olarak kapitalizmin gelişimini Protestan ahlakının yaygınlaşmasına bağlamaktadır. "Ne oldu da geleneksel
Hyunam-Dong KitabeviHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 202415,1bin okunma
Puan vermedi·188 syf.··
2025 6. kitabı
8/10 Oldukça kararsız, en ufak hareketinde onaylanma, kendisini onaylama ihtiyacı hisseden bir karakterimiz var elimizde. O kadar silik ki okurken istemsiz dişlerimi bile sıktım. Doktora gidip can düşmanından dert yanıyor. Ki ileride bunlar kimler öğreneceğiz. Bir yemeğe davetli olarak girmeye çalışır ve içeri alınmaz üstüne üstlük düşmanı olarak nitelendirdiği insanla da kapıda karşılaşmış olur. Yemek ve balo salonunu yazar direkt bize birinci ağızdan anlatıyor fakat hitap şekli sürekli beyler şeklinde biraz rahatsız edici buldun bu kısmı. Balo dönüşü kendisine rastlayan kahramanımız evet doğru okudunuz kendisine rastlayan, evde ve iş yerinde de onu görür.İş yerindeki arkadaşı sadece bunun bi benzerlik olduğunu önemli bir durum olmadığı söyler, karakterimiz şok olmuştur bu benzerlik karşısında. Evine davet eder o kişiyi ve samimi bir ortam olur kendince. 2. Golyadkin'in yaşadıklarını dinleyince üzülür ona beraber entrika çevirelim der sarhoşluk etkisinde yaptığı birtakım pişmanlıklardır bunlar. Fakat o da ne ertesi gün 2. Adam 1. Adamın yerine kalkıp işe girmiş orada asıl işi o yapıyormuş gibi davranmış ve üstüne üstlük 1. Adamı herkesin içinde aşağılamış dün gece iyi uyuyabildiniz mi diye sormuştur bu satırları okurken ağzım bir karış açık kaldı diyebilirim. ""Zaten fakir kim kimsesi olmayan yılgın bir adamcağız insanın içi acıyor merhamet duygusu kabarıyor"" bu sözler gelecek sonun habercisiydi. Hesap sormak için yazdığı mektubu bile düşünüp yumuşatmak isteyen karakterimiz biraz silik bi mizaca sahip ve okurken sinirlenmemek elde değil. Ona yazdığı mektuptaki bazı sözler için özür dilerken buluyoruz onu.Paltosunun cebinde Leydiden bir mektup bulur ve kızın kendisini kaçırmasını isteyen bu mektuptan sonra hemen hazırlıklara başlar.Ekselanslarının evine gidip kendini
Edebiyat
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202530,4bin okunma
Puan vermedi·219 syf.··
2024 15. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2024 00:09
Ruhuyla oynanan insanın gölgesinden bile korkulmalı aslında. Çünkü, ruhuyla oynanmış, alay edilmiş, incitilmiş birinin yapabilecekleri, yapacaklarının 'ihtimaline' öyle bir savaş açar ki, sonrası hükümsüz kalır... Jaklin de bunlardan biri. Oynanmış, alay edilmiş, yıpratılmış, incitilmiş, yalnız bırakılmış, terk edilmiş. Yoksa öyle değil de, geleceği mi feragat etmiş geçmişi yüzünden? Sonra Ringo. Çetin, pardon ödüllü yazar Çetin Karaveli, biraz da kalemi tükenmiş yazar Çetin Karaveli. Peki ya Çağrı? Aslı, Merve, Zarife?.. Kim bunlar, diyeceksiniz biliyorum. Bu isimler, bu kitaptaki 'tuhaf' hikâyenin, birbirinden tuhaf karakterleri. Her biri, diğerinden daha 'deli'. Her birini, çeşitli sebepler birbirinden daha beter etmiş yaşam öyküleri. Jaklin, hayat hikayesinin kağıda, bundan mütevellit kitaba dönüşmesini arzuluyor ancak akli melekelerinin oynak dansı sebebiyle bunu farklı yollarla gerçekleştirmeye çalışıyor. İşte burada devreye önce Ringo, sonra da yazar Çetin devreye giriyor. Fakat ne göründüğü gibi kolay ne de akla hayale sığan bir şekilde. Hangisini anlatayım bilemedim. Hikayeyi mi yoksa karakterleri mi? Evet, Jaklin baş karakter olsa da, yan karakter gibi görünenlerin de ondan farklarının olmaması, yazarın müthiş anlatımıyla abartısız bir okuma şöleni sunması, net bilemesem de 'gerçek' bir hikâyenin ustalıkla kitaba aktarılması... Ece Hanım'a bir kez daha hayran oldum. Onun sayesinde yeniden alıntı defteri tutmaya başladım fakat kitabın tamamını yazsam yeri vardı. Anlatılmaz bu kitap, gerçekten okunur... İyi ki okudum.
Tuhaf Hikayeleri Sever misiniz?Ece Erdoğuş · İletişim Yayınları · 201613 okunma
Puan vermedi·408 syf.··
Beğendi
·
2023 112. kitabı
Bülent Çallı, ilgiyle takip ettiğim bir yazar.Yazdığı her şeyi merak ederim.Daha önce Duman Otel'i de Simsiyah'ı da okuyup, beğenmiştim. İstanbul Posta Treni'nde bir distopya ile çıktı karşımıza, Çallı. Büyük bir savaş sonrası, dikta rejimi altında yaşayan İstanbul halkının şehirden çıkışı yasaktır.Aynı zamanda dışarıdan İstanbul'a giriş de yasaktır.Savaş sonrası yaşanan, yıllardır süren, "BR" diye tanımlanan bir de salgın hastalık vardır, İstanbulluların başında. Her türlü iletişimin kısıtlandığı, sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı, tüm eğlence, sanat mekânlarının kapalı olduğu, çoğu şeyin tedarik edilemediği, benzinin karneyle satıldığı, televizyonundan, arabasına kadar her şeyin, geçmişe ait olduğu ( yeni modellere ulaşılamıyor), kaotik, tekinsiz, kapkaranlık, şehir halkının âdeta hapsedildiği bir dünyadayız. BR nedeniyle ölü bedenler, krematoryumlarda yakılmakta, şehir kurumla kaplı ayrıca. Kaçak, gizemli bir radyo, unutulan pek çok şarkıyı çalarken, şehirden kurtulmanın yolunun " İstanbul Posta Treni" nden geçtiğinden bahseder. Roman boyunca bahsedilen şarkıları dinlemek de güzel bir müzik ziyafeti imkânı tanıyor, okuyucuya. Her şehrin kendine özgü yer altı dünyası olduğu gibi, bu distopik İstanbul da kendi yer altı dünyasını yaratmış.Mafya babaları, köpek dövüşleri, kirli polisler, yasa dışı barlar, genelevler yer bulmuş kendisine bu İstanbul'da. Başkahramanlardan Burhan ve Oğuz'un yolları da yasa dışı bir barda kesişiyor mesela. Bir de Elif var, akıbeti tam olarak bilinmeyen.Kulüp var, İstanbul'dan kaçmaya çalışanların gizlice kurduğu.Ringo Baba, İstanbul'dan çıkmanın yollarını bilen yegâne kişi, eğer kendisine ulaşabilirseniz elbet.Selim, Camgöz var, bir de tek dileği öldükten sonra yakılmamak olan bir itfaiyeci. İstanbul'un bildiğim, tanıdığım
İstanbul Posta TreniBülent Çallı · Everest Yayınları · 202328 okunma