Ey ölüm!
Ey firak-ı cisim!
Göremiyorum seni henüz
bir düğün gecesi olarak.
Dolu dolu gözlersin bende
boş bir salıncak.
Yarım kalmışlıksın hâlâ
çayı bitmemiş bir bardak.
Ey ölüm!
Ey firak-ı cisim!
Sen ne kadar uzak
sen ne kadar yakınsın.
Ensemdeyken nefesin
hiç yoksun sayıyorum.
Soğuğunla üşüyen ellerimi
nefesimle ısıtamıyorum.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Buruşturularak atılmış bir kağıt parçası gibiyim.
İçimde kalkıp gidenlerden doğan
boşlukların ağırlığı.
Ve sevmek.
Ve korkmak;
Ve nasıl,
Uzaydaymışım gibi yalnızım."
Gece inmiş şehre
Sadece şiir merhem olur gönlümün karasına şimdi.
Birbirine kırgın duvarlar, insanlar ve gölgeler
Şimdi ne yazsam da geçse kalbimin küsü?
“Sana kırgın değilim, yalnız attığın her yanlış adım dünyamın bir sütununu deviriyor..
....
Kalbimin duracağı bahtiyar güne kadar seninle beraber yaralanmaktan başka ne yapabilirim?”