Ey ölüm!
Ey firak-ı cisim!
Göremiyorum seni henüz
bir düğün gecesi olarak.
Dolu dolu gözlersin bende
boş bir salıncak.
Yarım kalmışlıksın hâlâ
çayı bitmemiş bir bardak.
Ey ölüm!
Ey firak-ı cisim!
Sen ne kadar uzak
sen ne kadar yakınsın.
Ensemdeyken nefesin
hiç yoksun sayıyorum.
Soğuğunla üşüyen ellerimi
nefesimle ısıtamıyorum.
"Ah kalmadı insanlarda bir şey
Düzenbazlık ve riyâkarlıktan başka.
Dokunulduğunda dikendirler,
Tadıldığında zehir.
Onlara karışmak zorunda isen
Yansın dikenleri
Ateş ol ki sen!"
Tuttum damarımda açan mezara gömdüm beni
Bana bir can verdin kanım karışmasın başka kanlara
Ruhumda bütün gökleriyle kanayan uzaklar
Sevmek değil miydi elbet tek haklı üzüntüm
Ölüm payesi verilmiş bir sırrın eczası...