Reyleriyle meclise soktukları insanların, İslâmî açıdan, zararına bir seçim olduğunu farkedecek ferasetten bile mahrum haldedirler. Üstelik bunu kendilerine hatırlatanlara kin besliyor, yakın dostları bile olsa, İslâmî gayretle hareket eden bu insanları defterden silmekte tereddüt etmiyorlar.
Bâtılla hakkın mücadele ettiği ortamda, Müslüman yığınlara neyin “doğru” olduğu unutturularak, neyin çok konuşulduğu, daha çok reklam edildiği ve allanıp pullanıp sunulduğu önemsetilmiştir.
Şartlarımız içinde çözüm, entelektüel ve bilinçli Müslümanların çoğalması, Müslüman halk temeline oturarak yanlara ve yukarıya tırmanmasıdır. Müslüman insanımızın inandığı yüce Allah tarafından insanlığa gönderilen büyük Peygamberin hayatı etüd ettiriliyor diye cumhuriyet savcılarını göreve davet ederek izansızlığı bu noktaya kadar götürenlerden hesap sorulması da buna dâhildir.
Kanunlarını, hayat tarzlarını, yazı ve giysilerini, örf ve âdetlerini bile ithal etmişiz, ama Avrupalı bir türlü ikna olmamıştır. Bunun asıl sebebi üzerinde de bir hayli kafa yormuş batıcılar. İlk CHP iktidarları zamanında sonradan bir kısmı DP’nin kurucuları arasında yer alan bazı zevat bu konuda önemli bir iki toplantı bile yapmış: “Ne kadar Batılı olursak olalım, onları ne kadar ustalıkla taklit etmiş olursak olalım, değil mi ki dinimiz İslâm’dır, bizi aralarına almazlar, kendilerinden kabul etmezler” demişler. Bunun üzerine içlerinden bazı soysuzlar: “Devlet olarak Hıristiyanlığı resmen kabul ve ilan edelim” teklifinde bulunmuş. Bu teklif diğerleri tarafından ne kadar tasvib görmüş bilemiyoruz. Hıristiyan Batının her türlü kanunlarını ve yaşama biçimlerini ithal edip zorla uygulayan bir kadronun fertleri için bunda da herhalde hiçbir mahzur yoktu. Hıristiyanlığı resmen devletin dini olarak ilan edebilirler ve kısa sürede engizisyon mahkemeleri bile kurabilirlerdi. Ama bu kadarına cesaret edememişler.
Avrupa için onlara benzemek bakımından bizim Batıcılar ağızlarıyla kuş avlasalar fayda etmez. Hıristiyan olmadıktan, sonra onlara köle nazarıyla bakar Batı. Bizdeki bu köleler bu gerçeği bildikleri için milleti Hıristiyanlaştırmanın yollarını aramışlar, Hıristiyanlığı resmen kabul etmeyi göze alamayınca bu konuda her türlü radyo, televizyon programları ile gazete ve sair yayınların faaliyetlerine göz yummuşlar ve teşvik etmişler. İslâmî en küçük bir kıpırdanışı laikliğe ve Cumhuriyet ilkelerine aykırı bulup önleyenler, filmlerde saatlerce, kilise âyinlerinin Hıristiyanî yılbaşılarına ve yortuların reklamına ses çıkarmıyorlar.