Mert

Rivayete göre, Ömer'in kendisinden beş bin altın dinar istediğini duyunca şaşkına dönen bir vezir şöyle demiş: — Ben bile o kadar para almıyorum, biliyor musun? — Gayet doğal, diye yanıtlamış Hayyam. — Niyeymiş? — Çünkü koca bir asırda benim çapımda bir avuç âlim çıkar taş çatlasa. Ama her sene senin gibi beş yüz vezir bulunup göreve getirilebilir.
Sayfa 154 - Yapı Kredi Yayınları, 65. Baskı. Çev: Ali Berktay·Kitabı okudu
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Dünyadan el etek çekmek, kendi çevresini boşaltmak, taştan ve korkudan örülmüş surların içine kapanmak... Hasan Sabbah'ın anlamsız rüyasının vardığı sonuç buydu.
Sayfa 151 - Yapı Kredi Yayınları, 65. Baskı. Çev: Ali Berktay·Kitabı okudu
Edebiyat
... "Kargaşa devri gelip çatınca kimse onun seyrini durduramaz, kimse ondan kaçamaz, ama bazıları onu kullanmayı becerir. Bu dünyanın yırtıcılığını, şiddetini Hasan Sabbah'tan daha iyi evcilleştirecek birisi çıkmadı. Alamut'ta çekildiği inde kendine küçük bir huzur alanı yaratabilmek için dört bir yana korku saçtı."
Sayfa 148 - Yapı Kredi Yayınları, 65. Baskı. Çev: Ali Berktay·Kitabı okudu
Siyaset & Politika
Melikşah'ın Cenazesi
... Ama bu oyun çok süremez, tahnit edilmemiş bir ceset, yaşayanlar arasında kalırsa çürümesi varlığını ele verirdi. Terken cesetten kurtulma yolunu seçti. Böylece "çok muhterem Sultan, büyük Şehinşah, Şark'ın ve Garp'ın meliki, İslam'ın ve Müslümanların temel direği, cihanın ve dinin gururu, fetihlerin babası, Halife'nin tek dayanağı" gece vakti, kimseler görmeden, pazardan mal kaçırır gibi bir yol kenarına gömülüverdi. Mezarı bir daha asla bulunamadı. Vakanüvisler, "Bu kadar güçlü bir hükümdarın cenaze namazı kılınmadan, Fatihası okunmadan, cesedine kapanıp ağlanılmadan, dövünülmeden ölüp gitmesi görülmüş, işitilmiş şey değildi" dediler.
Sayfa 138 - Yapı Kredi Yayınları, 65. Baskı. Çev: Ali Berktay·Kitabı okudu
Tarih
Gerçekdışı gibi gelen bu sahneler yüzünden, sık sık Hasan'ın adamlarının uyuşturucu kullandıkları ileri sürülmüştü. Ölüme gülümseyerek gitmeleri başka nasıl açıklanabilirdi? Afyonun etkisiyle böyle davrandıkları savına itibar ediliyordu. Bu fikri Batı'da yaygınlaştıran Marco Polo'ydu. İslam âlemindeki düşmanları, Hasan Sabbah ve adamlarını gözden düşürmek için kimi zaman Haşşaşiyûn, "afyon içenler" diye anmışlardı. Bazı doğubilimciler daha ileriki bir tarihte birçok Avrupa dilinde "katil" manasına gelecek "assassin" sözcüğünün buradan türediğini düşünmüşler, bu durum da "Haşşaşinler/Assassins" efsanesine iyice ürkütücü bir renk kazandırmıştı. Oysa gerçek farklıydı. Alamut'tan günümüze ulaşan metinlere göre Hasan müritlerine dinin "esasları"na bağlı kalanlar manasında, Esasiyun demekten hoşlanırdı ve yabancı seyyahların yanlış anladıkları bu terim "haşhaş", afyon kuşkularının ortaya çıkmasına neden oldu.
Sayfa 132 - Yapı Kredi Yayınları, 65. Baskı. Çev: Ali Berktay·Kitabı okudu
Tarih