Marx'a göre:
Dini ateizm ile aşmak, kapitalizmi de komünizm ile aşmak gerekir. Ateizm de, komünizm de, hümanizmin iki farklı biçimidir. Ateizm, sözde ruhani boyuta karşı hümanizme giden yoldur, komünizm de, gerçek olan maddi ve dünyevi boyutla ilgili olarak hümanizme giden yoldur. Bununla birlikte, ateizm, insanın yabancılaşma sürecinin aşılması için tek başına yeterli değildir. Öncelikli olan komünizm yoluyla kapitalizmin aşılmasıdır. Komünist düzende de, din gibi uyuşturucu işlevi olan unsurlara gereksinim duyulmayacağı için, dinin antitezi olan ateizme de gereksinim kalmayacaktır. Ateizm bu bağlamda, komünizm öncesi aşamada, bir yandan dinin, bir yandan da kapitalizmin bertaraf edilmesi için gerekli tezlerden biridir.
İnsanların yaptığı yasaları, tasarladıkları öğretileri aşıp geçen rüyalarla dolu ruhani benliğiyle karşılaştığında, dünyaya ait ben­liğini unuttu...
Reklam
Böyle bir sahne gelmesin lütfen kaldıramam
Chu Wanning'i kollarına alıp öperken, Mo Ran Chu'yu aldı. Wanning'in elini tutup kendi zonklayan göğsüne bastırdı. "Bu yeri unutma," dedi. Chu Wanning, anlamadan ona göz kırptı. "Günahlarımın artık affedilemeyeceği bir gün gelirse," diye mırıldandı Mo Ran, burnunu Chu Wanning'in burnuna sürterek. "O zaman beni öldür. Tam burada." Chu Wanning titredi. Mo Ran'a inanamayan gözlerle baktı. "Ne diyorsun sen?" Ruhani özüm senin sayende oluştu ve kalbim de senin. Ölmem gereken bir gün gelirse, ikisi de sana ait olmalı. Ancak o zaman ben..." Durdu.
Alıntı
Fiziksel ile Ruhsalın Arasında: İnsanın Özel Konumu
İnançlı, inançlı olmayan, felsefi, uygulamalı ve beşeri bilimler öğreten tüm bu hümanistlerin ortak noktası, eğer varsa, nedir? Hepsi yaşamın insani boyutuyla ilgileniyor. Nedir bu boyut? Tam olarak tespit etmesi biraz zor olabilir ancak maddenin fiziksel âlemi ile, var olduğuna inanılan tamamen ruhsal veya ilahî âlem arasında bir yerdedir. Biz insanlar da çevremizdeki her şey gibi elbette maddeden yapıldık. Ölçeğin diğer ucunda ise, bazılarının inanışına göre, ruhani âlemle bir şekilde bağlantı kurabiliyoruz. Ancak aynı zamanda ne tamamen fiziksel ne de tamamen ruhsal bir gerçeklik alanını işgal ediyoruz. İşte burası, tamamen olmasa da çoğunlukla türümüze özgü kültür, düşünce, ahlak, ritüeller, sanat gibi faaliyetleri uyguladığımız yerdir. Zamanımızın ve enerjimizin çoğunu bu alanda harcıyoruz: konuşarak, hikâye anlatarak, resim veya maket yaparak, etik yargılar üzerinde fikir yürütüp doğru şeyi yapmak için mücadele ederek, sosyal düzenlemeler üzerinde müzakere ederek, tapınak veya kilise ya da kutsal alanlarda ibadet ederek, anılarımızı aktararak, öğreterek, müzik çalarak, şaka yapıp başkalarını eğlendirmek için ortalıkta soytarılık ederek, bir şeyleri açıklamaya çalışarak, yani genel itibarıyla olduğumuz gibi varlıklar olarak. Her türden hümanistin dikkatinin odağına aldığı alan işte burasıdır.
Sayfa 3
Nefis zayıfladıkça, ruh ilahi ve kutsal bir güç kazanır.
Aç kalanlar hem ruhanî hem de yüzleri nurlu olur. Tokluktan kalbe katılık, şehvet ve kibir gelir. Bilim ve yumuşaklık aç kalanlar bulur. Onların ahlâkı rabbanîdir. Nefsini zayıf kıl ki kutsal gücü bulsun.
Sayfa 687 - Ataç Yayınları·Kitabı okuyor
Greko-Romen Uygarlığı
... o halde hiçbir zaman uygar toplum diye bir şey olmamıştır. Bildiğimiz şekliyle uygarlık bir harekettir, bir durum değil, bir yolculuktur, bir liman değil. Bilinen hiçbir uygarlık henüz uygarlık hedefine ulaşmamıştır. Yeryüzünde hiçbir zaman bir azizler topluluğu olmamıştır. En uygar toplumun en uygar ânında bile o toplumun üyelerinin büyük çoğunluğu ilkel insan seviyesinin gerçekten de çok yakınında kalmıştır. Ve hiçbir toplum, ruhani ilerleyişinde kazanmayı başardığı o sağlam zeminde devamlı olarak kalmayı başaramamıştır. Yunan uygarlığı da dâhil olmak üzere bildiğimiz tüm uygarlıklar, bizim Batı uygarlığımızın olası tek istisnası dışında, çoktan yıkılmış ve paramparça olmuştur ve Batı uygarlığının bizim kuşağımızda doğan hiçbir çocuğu, kendi toplumumuzun bu ortak kaderi paylaşma tehlikesinden muaf olduğunu kolaylıkla hayal edemez.
Reklam
Reklam