Kalkındım. Ölümü dirime, acıyı verime, karanlığı ışığa çeviren transformatörüm işlemeye koyuldu. Dip tortudan harcadım, son kozu oynadım, kutsal silâhlarımla cenge girdim. Siz benim transformatörüme türlü, türlü adlar takabilirsiniz! Gençliğin, sağlamlığın dayanışı dersiniz, en derin tabiat kaynaklarından gelen fizyolojik kalkınma dersiniz. Kiminiz de Hakk'ın inâyetine yorar. Hepsi doğrudur, hepsi aynı yola varır. Hele ben de bir söz ekleyeyim: Elime yapışıp beni düştüğüm ölüm batağından çeken gene dedelerim olmuştur. Kahramanım Köprülüoğlu, Pîrim Gāzi Rüstem Baba, Atalar Yücesi Ulu Ata'm.
Daha nice nice dedelerim, ninelerim ki asırlar boyunca ölçülü, biçili yaşadılar. Az konuşan, çok çalışan, kanaatle yiyip içen, küçük seyrek eğlencelerle avunan temiz kanlı, berrak gözlü, serin başlı insanlar.
Onların mîras bıraktığı değerli kanı, asil ruh tortusunu cenge sürerken hem utandım, hem de onların benliğimde bütün kudret ve ihtişamlarıyla yaşamakta olduklarını sınamaktan dile gelmez bir övün duydum.