10/10
·197 syf.··
2026 77. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 15:48
Yine okumakta çok geç kaldığımı hissettiğim bir kitap. Karanlığını mizahi üslubunun altında gizleyen şefkatli kitapları neden bu kadar sevdiğimi bir kez daha hatırlattı bana. (Bkz. Mezbaha 5 - Kurt Vonnegut.) Büyük olaylardan çok ruhun çatlaklarını anlatan metinlere bağlanıyorum galiba. Emile Ajar’ın satırlarının altında büyük çaresizlikler, hırçın ve güçlü olmaya çalışan bir çocuk var. En dipte yaşayanların sıradan cefâlarını dramatize etmeden, gündelik ve absürt bir tonla anlatıyor. Ajar/Gary’nin hayata bakışını da çok sevdim. İnsanları seviyor ama insanlığa romantik yaklaşmıyor. Mahalleyi, karakterleri ve özellikle Momo’nun sesini o kadar canlı kurmuş ki bir noktadan sonra kitabı okumaktan çok o mahallenin içinde yaşamaya başladım. Bir de çocukların ağzından yazılmış iyi kitaplar beni her zaman çok etkiliyor. O saf görünen ama aslında çok derin bakış burada müthiş çalışmış. Son söz Momo'dan (s.189) gelsin: "Ben size bir şey söyleyeyim mi: Böyle şeyler olmamalı dünyada."
Edebiyat
Onca Yoksulluk VarkenRomain Gary (Emile Ajar) · Agora Kitaplığı · 20095,8bin okunma
Antiekonomik Bir Harcamanın Ölçülü Tutumluluk Karşısında Hezeyanı
Puan vermedi·191 syf.··
2024 3. kitabı
Şule gürbüz, bu kitapla kadim bir felsefe ve edebiyat dünyasının cebelleştiği ve hesaplaşmaya çalıştığı var olma ve varoluş karşısındaki insani kırılganlığı seyrini ele almış. Roman, insanlığın derin yaralarından olan; hayatın anlamı, ölüm, varoluş bulantısı, toplumsallık gibi kafamızın bir yerinde bizi sürekli meşgul eden konuların genel seyrinde ilerliyor. Romanın iki başkarakteri baba ve babanın bir anda karar vererek dünyaya getirdiği –bizzat babanın deyişiyle- hiçbir vasfı olmayan aptal oğlunun, yukardaki konularda sırasıyla söz alarak konuştuğu bir anlatımla kendini açıyor. Baba, kendi bilinciyle yaralanmış, hayatın boş ve değersiz olduğunu düşünen ve bir gençlik ölümün coşkusuyla ölmeyi arzulayan karakterdir. Çünkü babaya göre “dünya kendi hakikatlerine karşı son derece ikiyüzlüdür.” Büyük anlamlar yüklediğimiz şeyler, keyfi olarak düzenlenmiş ve anlamsızdır. Baba bu anlamsızlıklar içinde usulca çocuğunu büyütmeye çalışır. Tabi baba konuşurken çocuk dünyanın ikiyüzlülüğüne kanmış bir seyir içinde görmekteyiz. Zira baba konuşurken çocuk çok konuşmaya meyilli değildir. Fakat ikinci bölüme geçip çocuk konuşmaya başladığını gördüğümüzde çocuğunda babanın bilinciyle yaralandığını görmekteyiz. Çocukta bir tutunamayandır. Toplumsallığın içinde derin bir anlamsızlık hissiyle savrulur. Baba umudu bırakmış bir yalnızlığın içinde sürüklerken çocuk umudu olan ama karşılık bulamamış bir yalnızlıkta sükûn eder. Bu herkesi gibi olmanın ağırlığı ile evin balkonunda –yani hayatın içinde değil dışında- seyreder hayatı. Harcamak isterken hayatını, kendisine raptolmuş bir toplumsallıkla, ölçülü bir yaşanmamışlık miras bırakır. Evin balkonunda yani hayatın dışında herkesten biri olduğunun şokunu kendisine yüksek sesle tekrar eder. Bu tekrar ve şok, gündüzüne ve gecesine sızar.
Alıntı
Coşkuyla ÖlmekŞule Gürbüz · İletişim Yayınevi · 20213,118 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
8/10
·491 syf.··
2026 6. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2026 14:05
#KitapYorum #KozadakiDünya #HamzaKarabektaş #KırmızıAdaYayınları #Kitabaaşıkokumayasevdalı Roman 483Sayfa Merhaba arkadaşlar, Bugün sizlere Kırmızı Ada Yayınları'ndan çıkan, Hamza Karabektaş'a ait, "KOZADAKİ DÜNYA" isimli romanı tanıtmaya çalışacağım. Daha önce yazarımıza ait "SON" isimli kitabını okumuş, incelemesini yapmıştım. Oradada, şuan olduğu gibi insanın içsel gelişim, değişim ve dönüşüm sürecini metaforik bir dille okura ustaca anlatıyor Karabektaş. Şimdi ise bu eserle çitayı dahada yükseklere taşımış. Kitap on iki bölümden oluşuyor. Her kısım Ali Kum üzerinden aynı bedenle farklı yılları ve coğrafyaları kapsayan yerlerde farklı isimlerle onu temsil eden kişiliklerle ilerliyor. Kozanın içinde sıkışmış, hayatın tek düzeldiğinden sıkılmış, düzene başkaldıran, bunalmış hayatların çıkmazında anlam arayışına çıkan Ali Kum'un yolculuğu anlatılıyor. Bir bakıma bu romanla kendi keşfinizi bulmanıza, sorgulamanıza, varlığınızın manası ve sebeplerine de ışık tutuyor. Bazı kitaplar ilk sayfalarıyla konuya giriş, gelişme, sonuç ip uçlarını azıcıkta olsa verir. Düz yol gibidir. Tek çift ayakkabınızın olması sizi gideceğiniz yere kadar götürür. Zira hava ve yer koşulları yormaz, düşündürmez, gözünüzün kestiği kadar korkusuz, beklentisiz, relaks ilerlersiniz. "KOZADAKİ DÜNYA" yüzlerce çift ayakkabı gerektirir. Mutlaka tedarikli, zihniniz açık, felsefi düzeyinizin yeterliliği lazımdır. Sonuna kadar her bölüm çiçeğin katmanları gibi. Köklere ulaşmanız iyi bir behçevanlığı gerektirir. Dalgınlık ve sıradanlığa yer yoktur. Derin sularda yüzemeyen, sudan korkan sanırım bu kitabın sahiline bile uğrayamaz. Kapak resmi zaten içeriği destekler şekilde planlanmış. Anlatım bir bakıma görselde aşikar. İsminden de anlaşılacağı üzere oldukça metaforik ve derin anlamlar taşıyan öğeler
Kozadaki DünyaHamza Karabektaş · Kırmızı Ada Yayınları · 20248 okunma
8/10
·480 syf.··
2026 5. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 20:20
#KitapYorum #FinaldeSen #ÇağlaEceŞahin #OdessaYayınevi #Papatyakitaplığı Roman 480 Sayfa Merhaba arkadaşlar, Bugün sizlere Odessa Yayınevi'nden çıkan, Çağla Ece Şahin'e ait, "FİNALDE SEN" isimli romanı tanıtmaya çalışacağım. İlk sayfalardan itibaren sizi sarıp sarmalayan, içine alan, kış günü peluş battaniye misali ısıtan, kendi gönül sayfalarınıza usul usul, gizlice göz gezdirmenizi sağlayan, hatıralarınızın sarı yapraklarına dokunduran, iyi ki okudum diyebileceğiniz sevimli pembe yaldızlı kağıtlardaki kalpli çikolatalar misali lezzetli, aşk kokulu bir roman. Kendi ayak izlerimden midir bilmem pek çok yerde kitap kahramanı Sima tanıdık geldi. Ben de olsam böyle yapardım diyebileceğim, her kritik dönemeçte aynı imzayı atardım diye tastiklediğim anlara ortaktım. Sima sessiz, her şeyi kontrol etmeye alışkın, kararlı, kendini en zor zamanlarında küllerinden yeniden doğuran, zarif ve kırılgan bir o kadar kendini iyi yönetebilen güçlü bir karekter. Öyle asil ki!.. Konu penceresinden meseleye göz atalım şimdi: Sima Londra’da kendi adını taşıyan bir mücevher markası kurmak isteyen yetenekli bir tasarımcıdır. Kuralcıdır, planlıdır ve duygusal olarak kontrolü elinde tutmayı bilen bir kişiliktir. Demir kariyerinde hızla yükselen, sahada yıldızlaşan genç bir futbolcudur. Disiplinli, hırslı ve sahadaki başarının dışındaki yaşamı sorgulamaya pek alışık değildir. İlk karşılaşmaları tesadüfi gibi görünür; Sima bir tasarım sergisindedir, Demir ise sponsorlukla ilgili bir etkinlikte… Göz göze geldiklerinde arada beklenmedik bir çekim oluşur. Bu ilk kıvılcım, sonraki olayların temelini atar. Böylelikle İstanbul, Londra arası gidip gelirler. Ancak bu özel ilişki her ikisinin kariyerinde olumsuzluklar yaşatır. Demir'in uzun bir sakatlık sonrası düşüşü ikisi arasındaki bağı kopma
Finalde SenÇağla Ece Şahin · Odessa Yayınevi · 202517 okunma
Sömürgeci Siyonizm
10/10
·208 syf.·
2026 10. kitabı
Garaudy bu eseri yazdığında önce yayınevi iflas ettirilmiş ardından uzun bir süre siyonist lobisi tarafından yayınevlerine baskı yapılarak tekrar yayımlanmasını engellenmiş. Bu yaşananlar Garaudy'nin eserinde anlattıklarını yeteri kadar özetlemiş aslında. Ayrıca İsrail Mitler ve Terör kitabında holokostu "mit"leştirdiği gerekçesiyle mahkûm edilmiş, yine aynı şekilde kitabının basımı siyonist lobisi tarafından zorlaştırılmış. Kitapta itinayla yahudilerle bir sıkıntısının olmadığını belirtmesine rağmen ( "Bu kitapta, bu dosyada, bu analizde, bu düşünmeye çağrıda, eserin başından buraya kadar, biz bir doktrinle, yani siyasi siyonizm doktriniyle ve de bir siyasetle, yani o doktrinden doğan İsrail devletinin siyasetiyle savaştık. İzlediğimiz bu yol, antisemitizmle net ve etkili bir şekilde mücadele etmemizi sağlayacaktır. Çünkü bu yolla biz, siyasî siyonizmin, yani o uğursuz doktrinin ve onun ilham ettiği sömürgeci (yani aynı zamanda hem ırkçı, hem de saldırgan) siyasetin taşıyıcı ve pazarlayıcıları olan kimselerle, yöneticileri tarafından aldatılmış olsalar bile İsrail halkının tamamını, özellikle de "Diaspora" Yahudilerinin hepsini karıştırmıyor, işin içine sokmuyoruz." (s.189)) ve hatta yahudilere olan nefretle mücadele ettiğini de göstermesine rağmen, çeşitli çevrelerce siyonist ağzına uyarak yahudilere nefreti teşvik ettiği gerekçesiyle eleştiriliyor. Siyonizmin fikir babası Herzl'in antisemitist olduğunu bilmemezlikten gelmek aynı siyon aklın ürünüdür. Garaudy eserini 2 bölüme ayırmış. İlkinde Siyasi siyonizmin geniş bir açıklamasını ve siyonizm ideolojisinin eleştirisini yaparken diğer bölümde siyonizm ideolojisinin İsrail'in dış politikasına olan etkisini ve Ortadoğudaki politik etkisini açıklamış. Onun siyonizme yaklaşımını ve kitabının bilhassa ilk bölümünü kısaca şöyle
1000Kitap
İsrail SorunuRoger Garaudy · Timaş Yayınları · 2019271 okunma
Puan vermedi
Ahmet Mithat Efendi; He is an enlightened writer with a strong oratory who dominates all fields such as journalist, story and novel writer, philosopher of history and contributes to the enlightenment of the society he is in, transferring his knowledge and experience to all segments of society. He wrote about the renewal movement that started with the Tanzimat in his works and he became a guide by writing his writings for information purposes. He read a lot of French books, gained knowledge about literary movements and transferred them to his works with his own interpretation. Ahmet Mithat Efendi is the leading name in the works of the Tanzimat Period. He conveyed his existing experiences both in his novels and his works such as Müşahedat, Taffüf, Mesail-i Muğlaka, Ahmet Mithat Efendi, Edebiyat Yazıları 1 and 2, he became one of the most enlightened writers of Turkish novelism, and he deserved to be known as a novelist because he was mostly engaged in novels among prose genres. Ahmet Mithat Müşahedat criticized Emile Zola in his introduction titled 'Hasbihâl with Kâriîn' in his work titled Müşahedat and described the situation of Emile Zola, who wrote with a naturalist perspective of French society, from a critical point of view. Mithat Efendi wrote almost all his works to guide and educate people. And for this reason, according to him, transferring the events existing in the society as they are, instead of educating people, he was worried about leading them down the wrong path and therefore he opposed the Turkish society to read Emile Zola. Ahmet Mithat is a socialist and devoted writer. His aim to educate the public has led him to address the problems of the people. In this respect, he is in a way the sociologist of his period. Naturalism is established through the
Edebiyat & Roman
Emile Zola Hayatı ve Edebi FaaliyetiMihail Barro · Dorlion Yayınevi · 00 okunma