Bir şairi bekleyen en büyük tehlikelerden biridir naiflik ve bu naiflikle övünme konumu. Ş a i r , k e n d i e ğ i t i m i n d e n n a i f l i k m a d d e s i n i ç ı k a r t m a k z o r u n d a d ı r .
Alıntı
Yalnız başıma yola devam ederken titriyordum; uzun bir süre geçmemişti ki, hastaydım, hastadan da öte yorgundum, yani biz modern insanlara heyecan duymak için geri kalan her şey hakkında duyduğum hayal kırıklığından, her yerde i s r a f e d i l e n enerji, emek, umut, gençlik, aşk hakkında; yorgundum bu romantizmin feminenlerinden ve yaltakçı-terbiye görmemiş-lerinden duyduğum, burada bir kez daha en mertlerden biri üzerinde zafer kazanmaya yol açan idealist yalancılıklar ve vicdan-yumuşatmasından duyduğum tiksintiden; yorgundum sonunda ve acımasız bir kuşkunun verdiği kederin payı hiç de az değildi bu yorgunlukta - bu hayal kırıklığından sonra her zamankinden daha derin bir güvensizlik duymaya, daha derinden hor görmeye, daha derin bir yalnızlığa yazgılı oluşum yüzünden.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
gün vursun yükünü gecenin halkasına yol vursun sesini uzaklığın pasına s e s i m e k i b r i t ç a k s a n t u t u ş a c a ğ ı m !
Sayfa 10·Kitabı okudu
Alıntı
Hər millətçi oldunuz, bir azərbaycanlı millətçi ola bilmədiniz...
S e n z o r (üzünü polis mәmuruna vә fәrraşlara tutub). Xub, biz getmәli olduq. (Üç qardaşa) hәzәrat, bәndә bir saat bundan әqdәm sizin üçünüzün dә barәsindә bir özgә xәyalda idim. Amma kitablarınızı görәndәn sonra, dәxi indi fikrimi bilmәrrә dәyişdim. İndi nә fikirdәyәm, o da qalsın mәnim öz yanımda; lakin özümә fәrz bilirәm hökumәtә әrzi-hal edib sizi ümәnayi- dövlәt yanında әn sәlamәt vә zәrәrsiz bәndәlәr cümlәsindә hesab edәm. Mәni әfv buyurasınız vә sәlamәt qalasınız.
Eski Türkçede, bizim "kanklı" diye bildiğimiz, bir "kangulug" kelimesi vardır. Aynı kelimenin Anadolu'da bize bir İstiklâl Harbi kazandıran, aziz adı, k a ğ n ı'dır. Türkçede yumuşak "ğ" ile biten birçok hecelerin "uzun hece" olduğunu anlamaya mecbûruz. Faruk Nâfiz'in, Anadolu dağlarını kağnı üzerinde aşan bir Türk kızı için söylediği: Sanki vurmuş da onun bir kara sevda başına Kahramanlar gibi yalnız çıkıyor dağ başına mısralarındaki dağ kelimesinin, sevda ile kâfiyelendirilmesi bundandır. Nitekim Yahya Kemal'in: Adalardan yaza ettik de vedâ Sızlıyor bağrımız üstündeki dağ Seni hâtırlıyoruz Viranbağ mısralarının son heceleri, Türkiye Türkçesinde birer kapalı hece değil, birer uzun hece'dir. Kısaca, Türk dili tarihinde bu sesin sevilişi, vatan semâlarına, ince, uzun minâreler yükselten ve kızlarına Elif adı veren bir milletin estetiğidir. Dilimizde taş gibi bir kelimenin B e k t â ş î diye incelip uzaması; kurşun sesinde bir sözün k u r ş û n î âhengini alması, hep aynı yeni estetiğin neticesidir.
Sayfa 23 - Kubbealtı Neşriyâtı 29. Baskı:2008·Kitabı okudu
s e v i y o r s u n b e n i , anladım: güneş tutulması gibi gülümsemen çünkü; ö z l ü y o r s u n b e n i , anladım: öpmesen, hemen baban ölecek çünkü; g i z l i y o r s u n b e n i , anladım: ne vakit seni düşünsem, yeryüzü evinden kaçıyor çünkü..
Şiir