Şeyma

Bu kitap ağrıdır ruhumda, satırları arasında dünyayla yüzleştiğim
10/10
·70 syf.·
2023 39. kitabı
Sosyal medyada gezinirken rastgele önüme düşen bir okurun yaptığı alıntı sayesinde karşılaştım bu şiir kitabıyla. [Alıntı sayfa 12'de geçen "neden eve dönmekten ibarettir hayat" dizeleriydi] Bu, şairin okuduğum ikinci kitabı ve ilk okuduğum Kendinin Ağacı isimli kitabı kadar yüreğime dokundu. Seyyidhan Kömürcü kitabına "bu kitap okuyanın huzurunu kaçırsın diyedir" sözüyle başlar. Sadece bu satırı okuduğunuzda dahi çoktan içinize huzursuzluğun tohumu ekilmiş oluyor. Kitabın tamamını okuduğunuzda da dünyanın lekesiyle tanışmış oluyorsunuz. Çünkü şairin de dediği gibi "derler ki ruhunda kocaman şüphe / kalbinde kara bir lekeyle doğarmış insan/ yani biri diğerini kör kuyularda merdivensiz bırakan" Şairin dizelerinden yola çıkarak yaptığım yorumla dünya içinde yaşadığımız bir kuyu ve "zaten dünyaya masalını düşmeye gelirmiş insan (Sf. 49)" belki Yusuf değildik ama bizim de düştüğümüz kör kuyular var, duvarlarına harflerle dünyanın gönlümüzde büyüyen lekesini yazdığımız. Bu yüzden bu kitap ağrıdır ruhumda, satırları arasında dünyayla yüzleştiğim.
Şiir
Dünya LekesiSeyyidhan Kömürcü · Everest Yayınları · 20212,194 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Sözcük her şeydir.
10/10
·64 syf.·
2022 41. kitabı
"Logos, Yunancada duyguları kavrama anlamındaki pathos sözcüğünün karşıt anlamı olan us ile kavrama anlamındadır. Herakleitos'un varlık anlayışının temelinde yer alan ve başka bir dile çevrilemeyen logos sözcüğü söz, düşünme, akıl, oran, ölçü gibi çok anlamlı bir sözcüktür." Logos'un Türkçe karşılığı "Hikmet" dir. İlhan Berk bu kitabında şiirin ve şairin ne olduğu, kelimelerin nasıl kullanılması gerektiği, sözcüklerin ne manaya geldiği, şairi ve şiiri yıkan unsurların neler olduğu gibi konuları ele almıştır. Okurken satırlarında yaşamak ve sözcüklerinde nefes almak istediğim bir kitaptı özellikle şiir yazma arzusu ile dolu olan birisi olarak. Benim gibi bu arzuya sahip olanların mutlaka okumaları gerektiğini diye düşünüyorum. Herkesin bir şiir tanımı vardır. Benim için şiirin tanımı "Ruhun gecesini süsleyen duygu yıldızlarıyla sözün dokuma tezgahına ilmek ilmek işlenen gökyüzü"dür. Bu kitapta benim için en en en vurucu söz otuzuncu sayfada yazan Pessoa isimli kişinin alıntısı oldu. "Şair, o kadar yetkin bir benzetişimcidir ki, gerçekte duyduğu acıyı bile yeniden canlandırabilir."
Edebiyat-Düşünce
Logosİlhan Berk · Yapı Kredi Yayınları · 2019362 okunma
Kadınları anlamak isteyenlere ;)
Puan vermedi·328 syf.·
2022 28. kitabı
Kitabın ön kapağında da yazdığı gibi "tüm kadınların ve onları seven tüm erkeklerin mutlaka okuması gereken bir kitap." Bu kitapta daha çok kadınların yaşamları boyu sergilemiş olduğu davranışların altında yatan nedenlere biyolojik, nörolojik ve kimyasal açıdan bakılmakta. İnsan oldukça muazzam ve her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğu bir biçimde yaratılmıştır. Bir kadın ile bir erkek beyninin neden aynı çalışmadığını ve kadının hal ve tavırlarının altında yatan nedenleri daha iyi anlamak isteyen herkesin okumasını öneririm. İçerisinde belki fazla terimsel ifadeler olabilir ancak bunlar davranışların altından yatanları açıklamakta, özellikle kadın beyninin kimyası ve hormonların zihne, davranışlara ve bedene olan etkisi kısımlarında. Esasında yazarın Erkek Beyni isimli kitabı da bulunmakta. Lakin öncelikli olarak bireyin kendi cinsindeki beyni anlatan kitabı okumasını daha sonra karşı cinsin beynini anlatan kitabı okumasını tavsiye ederim. Çünkü bir insan önce kendini anlamalı. Özellikle hemcinslerim bu kitabı okuduğunda "evet kesinlikle böyle, demek ki bundan dolayı bunları yaşıyorum" gibi söylemleri kendilerine söylerken bulabilirler. Karşı cinsteki bireyler ise "demek ki bundan dolayı kız arkadaşım, annem, kardeşim vs. bu şekilde davranıyor, böyle hissediyor, bu özelliğinden dolayı bu şekilde tavır sergiliyor" gibi söylemleri kendilerine söylerken bulabilirler. Yıllardır bir erkeğin başka bir erkeğe kadınlar şöyle böyle tarzında söylediği ifadelere artık kulak asmaya lüzum yok diye düşünüyorum. Böyle yapan herkes esasında kendi yaşadığı deneyimlerin çıkarımı sonucunda bunları söylemekte. Bu kadınlar için de geçerlidir. İşe bir de bilimsel açıdan bakmakta yarar var. Son olarak kitabı okuduktan sonra aslında kadın ve erkek beyninin farklı çalıştığını fark edince
Psikoloji
Kadın BeyniLouann Brizendine · Say Yayınları · 2011818 okunma
Fazla eleştiri içerir diyebiliriz :)
9/10
·80 syf.·
2022 21. kitabı
Bir erkeğin gözünden kadınları ve aşkı görmek isteyen okurlara tavsiyedir. Öncelikli olarak şunu söylemem gerekir ki hemcinslerim kitapta var olan Kadınlara Dair kısmı okurken büyük oranda Schopenhauer’ın katılmayacaktır. Schopenhauer’ın kitapta bir kısımda kadınları, tabiatları gereği ilk çocukluk döneminin bakıcıları ve mürebbiyeleri gibi davranmaya hatta bu işler için biçilmiş kaftan olduklarını söyler. Yaratılıştan itibaren kadınlara atfedilen görev büyük oranda ev ve çocuklarla ilgili işler olmuştur. Bunun nedeni her daim kadının erkeğe oranla fiziksel olarak daha zayıf görünüyor olmasına bağlanmıştır. Ya da bağlanmak istenmiştir. Bu durumun bir öğrenilmiş çaresizliğe dönüştüğünü düşünmekteyim. Psikolojik açıdan bir kişiye her daim zayıf olduğunu söyleyip onu bu çukurun içine atmak, toplumsal rolün getirmiş olduğu görevi dayatarak empoze etmek karşıdaki kişinin bunu kabullenmesini sağlayarak yeni bir duruma adım atmasını engeller. İşte yıllardır süregelen kadınların zayıf olduğunu dair safsatalar da bundan ibaret. Çoğu kadının toplum baskısı yüzünden kendilerine bahşedilmiş akvaryum içinde yaşamlarını sürdürmesi hep bundandır. Kitaptan bir alıntı yapmak gerekirse ‘‘bir genç kız, bir çocukla nasıl da oynar günler boyunca, nasıl da dans edip şarkı söyler hiç sıkılmaksızın: Sonra düşünen bir adam, dünyada tasavvur edebilecek en iyi niyetlerle ne yapardı, ne gelebilirdi elinden onun yerinde olsaydı eğer?’’ görüldüğü üzere burada da kadına ve erkeğe dayatılan toplumsal rolleri görmekteyiz. Tüm bunların nedeni fiziksel güç bakımından bakılarak kadına ev, erkeğe dışarı işlerinin verilmesinden dolayıdır. Eğer ki bir erkek doğduğundan itibaren kız çocuk gibi yetiştirilme tarzına bağlı kalsa o da bir çocukla günler boyunca oynar, dans ederdi. Yahut günümüzde de böyle değil
Felsefe
Aşka ve Kadınlara Dair (Aşkın Metafiziği)Arthur Schopenhauer · Say Yayınları · 202016,8bin okunma
Zevklerin binlercesi bir acıyı telafi etmez.
9/10
·144 syf.·
2022 19. kitabı
Istırap, sefalet, acı, kaygı, mutsuzluk gibi kötü olarak nitelendirilen ne varsa Schopenhauer tam aksine bunları müspet bulur. Bu bakımdan Viktor Frankl ile çok bağdaştırma yaptığım noktaların olduğu bir kitaptı benim için. Özellikle hayatta yaşanılan acı ve kaygıları menfi bulan kişilerin okumasını tavsiye ederim. Kitabı okurken bir parçasında kendime şu soruyu sordum "Mutlu olduğum anlar, acılı ve kaygılı olduğum anlardan daha çok mu anlam kattı hayatıma?" Sorarım insan neden kötü olarak nitelendirilen bu kavramlara dair yaşadıklarını iyi olarak nitelendirilenlerden daha çok hatırlar? Aslında hayatına bir anlam katmıştır da ondan. Yaranın izi kalır ruhta hatırlansın diye. Kaç kişinin mutlu olduğu anlar ruhunda acı kadar hatırlanacak tazeliktedir? İnsan mutlu oldukça mutlu olma isteği bitmeyen bir varlıktır. Aynı zamanda hedeflediği ve arzuladığı şeylere ulaşınca kendine yeni bir hedef ve arzu doğuran da bir canlıdır. Bu sonsuz bir döngü, bir paradokstur. Sürekli bir şeyler isteme eğilimindedir insan. Elde ettikçe ister. Schopenhauer kitapta şöyle söyler; "Ne doymaz bir varlıktır insan! Ulaştığı her tatmin yeni bir arzunun tohumudur, dolayısıyla onun ebediyen doyurulmaz arzularının sonu yoktur" Buna ek olarak Pablo Neruda'nın sözünü de söylemeden geçmek olmaz. "İnsan ulaşamadığı her şeyin delisi, ulaştığı her şeyin ise nankörüdür." قُتِلَ الْاِنْسَانُ مَٓا اَكْفَرَهُۜ Kahrolası insan; ne kadar da nankördür o! (Abese/17) Bizler için asıl menfi olan da budur işte. Ruh tarlasına arzu tohumları ekip onları hasat etmek ve yeniden yeniden bunu yapmaktır. Arzu ve mutluluğun insanda kalıcılığının olmadığını buradan da görebiliyoruz. Bir karahindiba gibi üfledikçe uçup giden bir çiçektir arzu ve mutluluk. Oysa acı ve ıstıraplar bir dikendir ayakları yaralayan, kendinden
Felsefe-Düşünce
Hayatın AnlamıArthur Schopenhauer · Say Yayınları · 20103,840 okunma