8/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
bu kitabi nereden gordum kimin onerisiyle kitapligima ekledim bilmiyorum ancak kendi inisiyatifime kalmadigina eminim. baslamadan once 100 sayfalik bir kitap meh beni ne kadar etkileyebilir ki diye dusunuyordum ve oyle bir ters kose oldum ki yorum yazmaya verdigim uzun arayi sonlandirmaya niyetlenecek kadar buyuk bir ters koseydi. yazmaya, kitap okumaya yeniden basladigim ve bunun ozellikle dogum gunume denk gelmis olmasi cok huzurlu hissettiriyor. sanki kalemim de dilim gibi tutukluk yapmisti. bugun bunu ufak da olsa kiracak bir adim atmanin gururu var uzerimde. ama kitaba donecek olursak oyku kitaplarini sevmedigimi sanirdim. kendine baglayacak kadar uzun olmamasi beni dehsete dusururdu. belki dizileri filmlere tercih edisim de bundandi. ama iyi bir oyku okuyana kadarmis sanirim, bu kitaba kadarmis. ask kitaplarini cok seviyorum, ucuz ask romanlarini da yuksek perdeden yazilmis hikayeleri de. yazarin aska olan bakis acisini kitabinda hemen hissediyorsunuz, genel tavrini da kendimle cok ozdeslestirdim. bu sozler buraya benim zihnimden cikip gelmis olmali diye dusundum. ozellikle boyle konularda yalniz dusunmedigini bilmek cok rahatlatiyor. feminist bir kadin yazar! o zamanda olacak is mi eyvah! icinde bulundugu doneme ragmen ustaca kaleme almis kitabini. nispeten duragan sayilabilecek bir hikayede sayfalari nasil heyecanla cevirdim ben de bilmiyorum. son sayfada tuylerim diken diken oldu. yeni bitirdigim halde hemen suan tekrar okumak istemem saka degil. kendime diger kitaplarini da okuyacagimin sozunu vermekle yetinip uyuyacagim zira saat 04.00'e geliyor‍‍
LaviniaGeorge Sand · Can Yayınları · 20211,295 okunma
10/10
·344 syf.··
2026 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 01:52
Ne okudum ben!!! İnanılmaz güzeldi, sonu daha farklı olabilirdi katil başkası çıksın isterdim, tahmin edemeyelim diye zorlama birini seçmiş gibi yazar. Amaaaaa konusu, ilerleyişleri, 3 kişi ağzından anlatılması çok iyiydi. Toplu tecavüz hem de daha çocuk olan kızlara, hayvan katli, madde kullanımı ve aşırı alkol alkol alkol olmasa güzel olurdu. Bu kısımlar beni psikolojik olarak çok yordu okurken, özellikle o 16. Doğum günü gecesi olanları nasıl unuturum bilmiyorum, korkunçtu. Tam katil evet bu diyorum o da ölüyor, bir başkası için bu diyorum o da ölüyor. En sonunda tamam bu dedim eminim artık benim diye anlatıyor tak yine değişti, son 5 sayfada bile olaylar olaylar. Priya Patel olayı tam bağlanmamış, havada kalmış bence. Hikayesi fazla eksik geldi bana. Jack’i eve davet ettiği gece 1 saat boyunca nereye gitti? Neden bütün olaylar olurken gizli bir şekilde Anna’nın annesinin evine gitti? Neyden şüphelenmişti, ne düşünüyordu? Keşke onun ağzından da hiç değilse bir bölüm okuyabilseydik her şey yerli yerine otururdu bence. Polisiye, gerilim seven herkese tavsiyedir.
Edebiyat
Ne Yaptığını BiliyorumAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20226,9bin okunma
Reklam
Puan vermedi·101 syf.··
2026 24. kitabı
“Bu belki de sevilmediğini bilmekten doğan bir elem, belki de sevildiğini bilmekten doğan bir hainliktir.” Sait Faik ‘in ilk ve son öykülerinden oluşan, 19 öykülük bir derleme. En çok Gümüş Saat öyküsünü beğendim. Kitabı okurken 70-80 yıl önce kullanılan ve cümle içinde inci gibi duran kelimeleri artık kullanmadığımıza içerledim.. Bu toprakların yetiştirdiği, kelimeleri satırlarda dans ettiren nice yazarlarlar, şairler varken, biz “aynen” demeye devam..
Az ŞekerliSait Faik Abasıyanık · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20202,892 okunma
8/10
·312 syf.··
2026 36. kitabı
Emma, iki çocuğu ve eşi ile birlikte normal bir hayat süren bir avukattı. Boşanma davalarıyla ilgilenen, kariyerinde başarılı bir kadındı. Doğum gününün yaklaştığı şu son zamanlar sayılmazsa tabii. Annesi, tıpkı onun gibi kırk yaşına gelmeye yakın normal olmayan davranışlar sergilemeye başlamıştı. Bir uykusuzlukla başlayan ve sonrasında bilinç kaybı ile devam eden esrarengiz olaylar zinciri, Emma’nın yıllar sonra bile hala ilk günkü gibi hafızasında yerini koruyor. Emma da tıpkı annesi gibi önce uykusuzluk çekmeye başlıyor. Günde bazen iki saat uyuyor bazen hiç uyumuyor. Gündüzleri ise hiç farkında olmadan uzun ya da kısa süreki olarak bilinç kaybı yaşıyor. Bir yerde takılıp kalıyor ve hiç kımıldamıyor bile.. Kendine geldiğinde ise yaptığı hiçbir şeyi hatırlamıyor. Kırk yaşına yaklaştığı her gün bu durum daha kötü bir hal alıyor. Halüsinasyonlar görmeye başlıyor, neyin gerçek neyin hayal olduğunu anlayamıyor. Ailesine hayal gördüğü zamanlarda zarar verdiğini düşünüyor. Uykuları tamamen bitiyor; ablası, çocukları ve çevresindeki herkes ondan kaçmaya başlıyor.. Etrafında meydana gelen her olaydan onu sorumlu tutuyorlar.. Peki gerçekten Emma bunları bilincini kaybettiği zamanlarda yapıyor mu, insanlara ve hatta kendi oğluna zarar veriyor mu? • Bir kadının uykusuzluk çekmesiyle başlayan olaylar zinciri içinden çıkılamayacak bir kabusa dönüşüyor. Uzun süren uykusuzluk sonrası başlayan bilinç kayıpları ve halüsinasyonlarla hayatı daha da içinden çıkılamayacak bir hale geliyor.. Soluksuz bir şekilde merak ederek okudum. Okuyunuz, güzel bir psikolojik gerilimdi. Keyifli okumalar
Uyku YokSarah Pinborough · Yabancı Yayınları · 202678 okunma
Giyotinin Gölgesinde Bir İnsan
9/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 20:50
"Kitap bittikten sonra insan kendine şu soruyu sormadan edemiyor. "Bir insanı öldürmek yanlışsa, bunu bir bireyin yapmasıyla bir devletin yapması arasındaki fark tam olarak nedir?" Bu soru, kitabı bitirmeme rağmen peşimi bırakmıyor..." Bu kitap, aslında bir idam hikâyesi değil ölümün gölgesinde insan kalabilmenin hikayesidir. Hugo mahkûmun ne suç işlediğini özellikle söylemiyor. Çünkü onun amacı suçu yargılamak değil cezanın kendisini sorgulatmaktır. Kitabı okurken bir katilin bir hırsızın ya da bir suçlunun zihnine değil, yaklaşan ölüm karşısında titreyen bir insanın zihnine gireriz. Kitap boyunca en çarpıcı nokta idamın yalnızca birkaç saniyelik bir infaz olmadığı gerçeğidir. Asıl idam kararın açıklandığı gün başlar. Mahkûm her geçen saat biraz daha ölür. Her çalan saat, her açılan kapı, her ayak sesi onu giyotine birkaç adım daha yaklaştırır. Hugo fiziksel ölümden çok psikolojik işkenceyi anlatır. Kitabın en sarsıcı taraflarından biri de insanın ölüm karşısındaki çaresizliğini bütün çıplaklığıyla göstermesidir. Mahküm bazen umutlanır, bazen inkar eder, bazen öfkelenir, bazen de kaderine teslim olur. Bu yönüyle kahraman sadece bir mahkûm değildir. O ölümün geleceğini bilen ama zamanını bilmeyen her insanın sembolüdür. Son sayfalarda kızına duyduğu özlem ve geride bırakacaklarının ağırlığı, kitabı siyasi bir metnin ötesine taşır. O noktada artık bir suçlu görmeyiz. Bir baba görürüz. Bir insan görürüz. Ve Hugonun vermek istediği mesaj tam da burada ortaya çıkar. Devlet bir bedeni öldürebilir ama hiçbir zaman bunu insani bir eylem hâline getiremez.
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,5bin okunma
Görmek
10/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 18:31
Görmek orijinal adıyla Ensaio sobre a Lucidez , kelime anlamı: Berraklık Üzerine Deneme, Nobel ödüllü Portekizli yazar José Saramago’nun 2004 yılında yazdığı politik bir kitaptır ve Körlük kitabının da devam niteliğindedir. 2006 yılında İngilizce diline çevrilmesiyle 25 dile de çevrilmiştir. Ülkede seçim yapılmaktadır ve sağanak yağmur nedeniyle kimsenin gelmediği görülür ve eşe dosta haber edilir. Akşamüstü saat 4 gibi hava açsa da çok az katılım olur bundan dolayı iki saat daha uzatırlar. Başbakan sonuçları açıkladığında yüzde 75’ten fazla beyaz oy çıkar yani boş oy atılmıştır. Bir hafta sonra yine seçime gidilir, bu olay bana 2015 yılında koalisyon kurulamadığından tekrar seçime gidilmesini hatırlatır, seçimde bu sefer % 83’ten fazla çıkar ve sağ/sol oyları yine güdük kalır. Hükümet halkın arasına ajanlar sokar ve beyaz oyun bulaşıcı olduğunu düşünür. Hatta hükümet başkenti değiştirmek ve emniyet güçlerini de çekmek ister. Kaos olması için metro istasyonuna bomba koyarlar iç işleri bakanının bundan haberi vardır ama belediye başkanı bunu hükümetin yapmasından şüphelenir ve onları suçlar. Hatta metronun karşısındaki parka ölenler için anıt yaparlar ve ölenlerin ailelerine yardımda bulunurlar. Dört yıl önce körlük hastalığı ile ilgili ilk kör olan Cumhurbaşkanına mektup yazar ve o da bunu başbakanla paylaşır. Karantinaya alındıklarında doktorun eşinin kör olmadığını ve kadının makasla cinayet işlediğini söyler. Ayrıntılı bilgi isterler adamdan o da 6 kişi ve bir köpeğin bulunduğu fotoğrafı verir. Kendi eski eşi de vardır ama artık onunla da görüşmediğini ifade eder. Günümüzde de demokrasi yolu tıkandığında yönetenlerin yargı eliyle kendi yerlerini korumak adına mutlak butlana sığındığını çok yakından gördük. İç işleri bakanı ve Komiser: deniz papağanı ve albatros kod
1000Kitap
GörmekJosé Saramago · Kırmızıkedi Yayınevi · 202422,8bin okunma
Reklam
Reklam