10/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 01:07
Sinan Akyüz’ün İncir Kuşları adlı eserini büyük bir ilgiyle okudum ve kitap beni derinden etkiledi. Roman, 1992-1995 yılları arasında Bosna’da yaşanan savaşın acı gerçeklerini etkileyici bir anlatımla gözler önüne seriyor. Kitabı okurken savaşın en büyük mağdurlarının kadınlar olduğunu bir kez daha gördüm. Ancak tüm yaşadıkları acılara rağmen Bosnalı kadınların gösterdiği direnç, cesaret ve hayata tutunma gücü hayranlık uyandırıcıydı. Bu yönüyle eser, yalnızca savaşın yıkıcılığını değil, insan ruhunun gücünü de anlatıyor. Romanın gerçek olaylardan esinlenerek yazılmış olması, anlatılanları daha da etkileyici ve sarsıcı kılıyor. Kitap boyunca, bir insanın kaderinin bazen bir gün, hatta birkaç saat içinde tamamen değişebileceğini düşündüm. Bu sorunun cevabını eser çok güçlü bir şekilde veriyor: Evet, insanın kaderi bir anda değişebilir. Tarihî gerçekleri duygusal ve akıcı bir dille okuyucuya aktaran Sinan Akyüz’ü bu değerli eserinden dolayı tebrik ediyorum. Kalemine ve emeğine sağlık.
Duygu ve Düşünce
İncir KuşlarıSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 202433,3bin okunma
Odanın Ortasına Oturan Bir Cehennem.
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 142. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 23:22
Yazıya nereden başlasam bilemiyorum. Akşam saat beşten beri kitap elimde; yarım saatte bir açıp okuyorum, dayanamayıp kapatıyorum, sonra yine elime alıyorum. Belli ki bu gece bitireceğim. Beni az çok tanıyanlar bilir; 19. yüzyıla, Rönesans dönemine ve özellikle de İkinci Dünya Savaşı’na acayip bir ilgim var. Nazi Almanyası’nın o tıkır tıkır işleyen bürokratik deliliğini, toplama kamplarının arkasındaki lojistiği, kimin hangi cephede ne hamle yaptığını hemen hemen ezbere bilirim. Konunun külliyatına bu kadar hakimken, bu kitaba bu kadar geç başlamış olmak kendime kızdım. Ama iyi ki de şimdi okumuşum. Gerçek edebiyat insanı her zaman, ne yapıp edip bir yerinden yakalıyor ve kazanıyor zaten. Bu kitapta da tam olarak bu oldu. Gece’de hiçbir süslü dil, edebi bir şov ya da ağdalı tasvirler yok. Canımı en çok yakan, beni sarsan da bu çıplaklığı oldu. Kitap bağırmıyor, sadece fısıldıyor. Çünkü bunca zaman okuduğum o tarih kitapları, belgeler, rakamlar bir noktadan sonra insanı hissizleştiriyor. "Toplama kampı" diyorsun, gaz odası diyorsun ve geçiyorsun. Ama Wiesel seni o buz gibi gerçekle baş başa bırakıyor. Kitapta kampa ilk adım attığı gece tanık olduğu o sahne zihnimden çıkmıyor mesela: Kamyonlardan o koca ateş çukurlarına dökülen, diri diri yakılan o küçücük çocuklar, bebekler... İnsan bunu okurken bildiği tüm o teorik bilgileri, stratejileri unutup kalakalıyor.Tam o anı anlatırken kitapta geçen şöyle bir cümle insanın içine işliyor; "O geceyi, kamptaki ilk gecemi asla unutmayacağım; hayatımı yedi kez kilitlenmiş tek bir uzun geceye dönüştüren o geceyi. O dumanı asla unutmayacağım. Küçük çocukların bedenlerinin sessiz bir gökyüzü altında alevlere dönüşmesini asla unutmayacağım. İnancımı sonsuza dek tüketen o alevleri asla unutmayacağım." İşte bu yüzden kitabın adı Gece.
GeceElie Wiesel · Koridor Yayıncılık · 20242,025 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Puan vermedi·144 syf.··
2026 27. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 18:19
Mavi Köpeğin Gözleri, Marquez’in henüz büyük eserlerini yazmadan önce kaleme aldığı öykülerden oluşan bir kitap. Bu açıdan yazarın gelişimini görmek hem de büyülü gerçekçiliğin ilk izlerini yakalamak açısından önemli. Tabii bunu yeni öğrendim, belki daha önce okumam gerekirdi. Kitaba adını veren “Mavi Köpeğin Gözleri” öyküsü, yalnızca rüyalarda buluşabilen iki insanın hüzünlü hikâyesini anlatıyor. Gerçekle düş arasındaki sınırın nasıl silikleşebileceğini gösteren etkileyici bir metin. “Eva Kedisinin İçinde”, gerçeklikten kopan bir karakterin zihnine girerken; “Üç Uyurgezerin çilesi” ve “Ölümün Öteki Kaburgası” gibi öyküler ölüm, yalnızlık ve yabancılaşma temalarını işliyor. “Saat Altıda Gelen Kadın” da daha gerçekçi anlatım var. Bir cinayetin etrafında gelişen bir diyalogtan oluşuyor. Bu açıdan diğer öykülerden ayırlıyor zira çok fazla diyalog yok diğerlerinde. “Macondo’da Yağmuru Seyreden Isabel’in Monoloğu.” Öyküsünde de Marquez’in hayali kasaası Macondo’yu görüyoruz. Sonuç olarak Marquez’in hayal gücünün ilk örneklerini görmek açısından güzel bir eser. Rüya, ölüm ve yalnızlık temaları oldukça etkileyici işlenmiş. Olumsuz tarafından bakarsak da öyküler arasında kalite ve etki bakımından belirgin farklılıklar var. Birkaç öykü zayıf kalmış. Tabii ister istemez diğer kitaplarla da kıyaslayınca yazarın sonraki eserlerine göre anlatım yer yer ham kalabiliyor. Olay odaklı hikâyeler bekleyen okurlar için fazla soyut ve kapalı gelebilir.
Mavi Köpeğin GözleriGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 20222,320 okunma
Zamanın Vicdanında Yaşamak
Puan vermedi·400 syf.··
2026 24. kitabı
Zaman Zaman İçinde, bir yönetmenin notlarından çok daha fazlasıdır; sanatın, yalnızlığın, inancın ve insan olmanın bedeline dair derin bir varoluş günlüğüdür. Tarkovsky bu metinlerde yalnızca sinema üzerine düşünmez; zamanı, hafızayı ve insan ruhunu anlamaya çalışır. Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken şey, Tarkovsky'nin modern dünyanın hızına karşı geliştirdiği sessiz direniş oldu. Ona göre insan, teknolojiyle güçlenirken anlamla bağını yitirmektedir. Bu nedenle günlükler boyunca tekrar eden mesele aslında sinema değil; insanın ruhunu koruma mücadelesidir. Felsefi açıdan eser, fenomenoloji ve varoluşçulukla güçlü bağlar kurar. Tarkovsky'nin zaman anlayışı, nesnel saat zamanından çok yaşanmış zamana dayanır. Bu yönüyle metinlerde Martin Heidegger'in varlık düşüncesinin, Henri Bergson'un süre kavramının ve hatta Søren Kierkegaard'ın içsel hakikat anlayışının izleri hissedilir. İnsan, ancak kendi yalnızlığıyla yüzleşebildiği ölçüde hakikate yaklaşabilir. Tarkovsky'nin günlükleri aynı zamanda sanatçı ile toplum arasındaki gerilimin de kaydıdır. Sansür, sürgün, anlaşılmama korkusu ve yaratma sancısı satır aralarında sürekli dolaşır. Ancak yazar hiçbir zaman kolay bir iyimserliğe sığınmaz. Aksine, acıyı insan olmanın ayrılmaz bir parçası olarak kabul eder. Çünkü ona göre sanatın görevi insanı eğlendirmek değil, vicdanını uyandırmaktır. Kitabı bitirdiğimde geriye kalan duygu hayranlıktan çok bir sorgulamaydı: Modern insan gerçekten yaşıyor mu, yoksa yalnızca tüketip hızla ilerlediğini mi sanıyor? Tarkovsky'nin metinleri bu soruyu doğrudan sormaz; fakat her sayfada hissettirir. Zaman Zaman İçinde, sinemayla ilgilenenler kadar felsefe, psikoloji ve insan ruhunun derinlikleriyle ilgilenen okurlar için de benzersiz bir metin. Bu kitap bana göre bir yönetmenin günlüğünden çok,
Sinema/Felsefe
Zaman Zaman İçindeAndrey Tarkovski · Agora Kitaplığı · 2011397 okunma
8/10
·432 syf.··
2026 37. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 14:58
Ölüm Beni Bulana Dek kitabının yoluyla geldim. Genel olarak çok sevdim. Yazarın iyi bir kızın cinayet rehberi serisi zaten favorilerimdendir. Bu kitap da şaşırtmadı. Konusu kısaca Jet, bir saldırıya uğruyor. Saldırı sonrası uyandiginda beyninle bir saat bombayla yaşadığını ve bir haftalık bir ömrünün kaldığını öğreniyor. Jet ve çocukluk arkadaşı Billy’nin,cinayeti çözmek adına bir hafta boyunca verdikleri mücadeleyi okuyoruz. Spoiler vermemek adına çok detaylı yorum yazmayacağım. Gerçekler böyle patır patır ortaya çıkarken son 100 sayfa özellikle çok iyiydi. İlk kısımlar biraz sıkıcı ilerliyor. Bir de kalbiniz kırık bir şekilde okuyorsunuz çünkü Jet her türlü ölecek. Ama güzel bir ters köşeydi. Sadece eleştirdiğin bir kısım böyle yüzleşme sahnesi okumak isterdim, o yoktu. Bir de Luke karakteri gerçekten beni şaşırttı. Yazarın şu huyunu da seviyorum, çok güzel kurgular yazıyor. Ama okurun isteyebileceği bir son değil kendi istediği bir son yazıyor. Bu yüzden bir parça kalbimiz hep kırık oluyor. Bu tür sevenler kesinlikle şans vermeli.
Ölüm Beni Bulana DekHolly Jackson · Epsilon Yayınevi · 202636 okunma
7/10
·72 syf.··
2026 16. kitabı
Jack London'dan 100 yıllık olağanüstü bir kehanet! Eserde büyük bir salgın sonrası oluşan Dünya aktarılıyor, 2012 de başlayan "kızıl veba" adlı virüs mikropu insanların bedenine sızdığı anda hızlıca etki ediyor, önce ten rengini kızıla dönüştürüyor ve sırayla organlara sızarak en son kalbe ulaşıp kişiyi 2 saat ile 1 gün arasında öldürüyor. 100 küsur yıl önce yazılan kitabın zaman diliminde güncel bir salgın olmamasına rağmen , yazarın günümüz dünyasında yaşanan korona virüsü tahmin etmişcesine yazdığı konu ve etkileri inanılmazdı. Kitabın başrol karakteri Profesör Smith(Granser) salgından yıllar sonra 2070 yılında salgını görüpte hayatta kalan son kişi olup ormanlarda torunlarıyla birlikte ilkel bir hayat yaşıyor ve bu ilkel yaşamın bir gününde torunlarını toplayıp bir ortam oluşturup geçmişteki salgında yaşadığı anıları anlatırken biz de bu anılara tanıklık ediyoruz
Kızıl VebaJack London · Türkiye İş Bankası kültür Yayınları · 202447,7bin okunma