“Bana uzun uzun sarıl bi sarıl olur mu kocaman ve uzun” dedi. Olur dedim ama sstım yüzümü. Noldu neden astın yüzünü diye sordu..
İnsanlığın Sağır Duvarı Gece yarısı... Dünya derin bir uykuya dalmışken ya da öyle zannederken, kalbi sızlayan bir insanın feryadı düştü satırlarıma. Oturdum, yeryüzünün her köşesinden yükselen o
Frankie and Johnny
Frankie and Johnny, yalnızlık, güven ve duygusal savunmalar üzerinden ilerleyen bir aşk hikâyesi anlatır. Film, dışarıdan bakıldığında basit bir romantik ilişki gibi görünse de aslında iki insanın geçmiş yaralarıyla nasıl baş etmeye çalıştığını merkezine alır. Johnny (Al Pacino), hayata yeniden tutunmaya çalışan, duygularını açıkça ifade etmekten çekinmeyen bir karakterdir. Frankie (Michelle Pfeiffer) ise tam tersine, geçmişte yaşadığı hayal kırıklıkları nedeniyle duygusal olarak kendini kapatmış, mesafeli ve temkinli biridir. Bu zıtlık, filmin temel gerilimini oluşturur. Frankie’nin çekingenliği aslında bir duygusuzluk değil, aşırı hissetmenin yarattığı bir korunma biçimidir. İnsan bazen “git” derken bile “kal” demek ister; ancak sevgiye açık olmak, incinme ihtimalini de beraberinde getirdiği için bu duyguyu doğrudan ifade etmek zorlaşır. Film, bu içsel çatışmayı oldukça yalın ama derin bir şekilde işler. Johnny’nin ısrarı ile Frankie’nin geri çekilmesi arasındaki bu duygusal çekişme, aşkın sadece iki insanın birbirini sevmesi olmadığını; aynı zamanda güvenmeyi, teslim olmayı ve geçmişle yüzleşmeyi de gerektirdiğini gösterir. Film, sevginin varlığından çok, sevgiye izin verebilmenin zorluğunu anlatır. Sonuç olarak Frankie and Johnny, romantik bir hikâyenin ötesinde, insanın kendi duvarlarıyla olan mücadelesini ve duygusal yakınlıktan kaçarken aslında en çok ona ihtiyaç duymasını anlatıyor.
Film
neymiş "aganta burina burinata"?
gemini diyor ki: "Aganta burina burinata", denizcilikte kullanılan ve "Yelkenleri fora et, alabildiğine rüzgârla doldur ve pupa yelken tam yol ileri git!" anlamına gelen bir komuttur. İtalyanca kökenli denizcilik terimlerinden dilimize geçmiştir. Edebiyattaki Yeri ve Önemi: Bu ifade, Türk edebiyatında ikonik bir yere sahiptir. Halikarnas Balıkçısı (Cevat Şakir Kabaağaçlı) ile özdeşleşmiştir. Roman: Halikarnas Balıkçısı'nın 1946 yılında yayımlanan ve Bodrumlu denizcileri, sünger avcılarını, denizin cazibesini ve deniz insanlarının doğayla olan mücadelesini anlatan ünlü romanının adıdır. Sembolik Anlamı: Eserde ve genel kullanımda bu söz; sadece bir denizcilik komutu değil, aynı zamanda "özgürlüğe kaçış, maceraya atılış, engellere meydan okuma ve yaşama sevinciyle dolup taşma" arzusunun sembolüdür. Denizin o gizemli ve büyüleyici çağrısını temsil eder. Aganta Burina BurinataAganta Burina Burinata
Tozlu Raflar....
" ANLADIM... Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını, kendimi bulduğumda anladım.
Şiir
depresyon
Kronik ailevi sorunlara maruz kalan, yeni bir yerde yeni bir hayata başlayan, tek yaşayan ama ailevi problemler uzakta diye onu etkilemiyor olmayan biri kronik depresyonla boğuşuyor. Ne önerirsiniz? Önerebileceğiniz kitap var mıdır saygıdeğer 1000kitap sakinleri? Mutlu ol, huzurlu ol, kendin ol bla bla safsataları içermeyen iyi gelen bir kitap önerisi istiyorum. Harekete geçmek istiyorum ama hareket edecek mecalim yok gibi. Zamanı sadece öldürüyorum. Çalışıyorum ama hayatı sadece işe git gel ye iç şeklinde geçiriyorum. Telefonla takılarak geçiyor kalan zaman...
Psikoloji