ophelia

ophelia
@saden_ce
tembelliğin bahçesinde mazeret çalıları, olmuyor dikenleri, ne yapalım taşları, öncelik bostanı ve üzgünüm peyzajı. hepsi de naylon.
Si vis ista, quibus urgueris, effugere, non aliubi sis oportet, sed alius. "Altında ezildiğin şeylerden kaçmak istiyorsan, başka bir yerde değil, başka biri olmalısın"
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
En yüksek tepelerin doruklarına ne diye tırmanasın ki, sonra inmek zorunda kalacak olduktan sonra; inince de yaşamını oraya nasıl çıktığını anlatarak geçirmemen mümkün mü? Ne diye yaşar gibi görünesin? Neden sürünesin? Başına gelecekleri şimdiden bilmiyor musun sanki? Olman gereken her şeyi daha önce olmadın mı.
Düşüncelerimin dağınıklığını anlatmayacağım. Kafamın içi akşama kadar baştan başa bekleyişle doluydu. Isabelle'i gerçekten sevebilir miydim? Şüphesiz hayır, ama yüreğime işleyen o zorlu dürtüye bakılırsa, yanılmış olamaz mıydım?Merakımın içinde tutkunun bütün sabırsızlığını, canlılığını, insanı ürperten sıcaklığını görüyordum. Keşiş'in son söyledikleri beni büsbütün kışkırtmıştı. Gratien vız gelirdi bana. Dikenli çitlerden aşar, kızgın korlar üstünde yürüyebilirdim artık.
Edebiyat
beni anlamalısınız. çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz. yaşarken anlaşılmaya mecburum
Sen bir saksı çiçeğisin. Yapraklarını birbirine sürterek varlığını duyamazsın. Bir ormanda olmalıydın. Ölünceye kadar yerinden kımıldamayacağını bilen bir ağacın rahatlığını duymalıydın