Si vis ista, quibus urgueris, effugere, non aliubi sis oportet, sed alius.
"Altında ezildiğin şeylerden kaçmak istiyorsan, başka bir yerde değil, başka biri olmalısın"
En yüksek tepelerin doruklarına ne diye tırmanasın ki, sonra inmek zorunda kalacak olduktan sonra; inince de yaşamını oraya nasıl çıktığını anlatarak geçirmemen mümkün mü? Ne diye yaşar gibi görünesin? Neden sürünesin? Başına gelecekleri şimdiden bilmiyor musun sanki? Olman gereken her şeyi daha önce olmadın mı.
Düşüncelerimin dağınıklığını anlatmayacağım. Kafamın içi akşama kadar baştan başa bekleyişle doluydu. Isabelle'i gerçekten sevebilir miydim? Şüphesiz hayır, ama yüreğime işleyen o zorlu dürtüye bakılırsa, yanılmış olamaz mıydım?Merakımın içinde tutkunun bütün sabırsızlığını, canlılığını, insanı ürperten sıcaklığını görüyordum. Keşiş'in son söyledikleri beni büsbütün kışkırtmıştı. Gratien vız gelirdi bana. Dikenli çitlerden aşar, kızgın korlar üstünde yürüyebilirdim artık.
Sen bir saksı çiçeğisin. Yapraklarını birbirine sürterek varlığını duyamazsın. Bir ormanda olmalıydın. Ölünceye kadar yerinden kımıldamayacağını bilen bir ağacın rahatlığını duymalıydın