Sahte Din adamlarına gitsin ..
Eğer onlara ! (Hoca kıyafetli sahte din Alimlerine) karşı Benim şahsımdan bir şey anlamak İsterseniz , derim ki Ben şahsen onların düşmanıyım . Onların menfi istikamette Atacakları bir adım, yalnız benim Şahsıma değil, yalnız benim Gayeme değil , O adım Benim milletimin kalbine Havale edilmiş zehirli bir Hançerdir. Benim ve benimle hemfikir Arkadaşlarımın yapacağı Şey mutlaka o adımı atanı Tepelemektir ....
Alıntı
"Ben şeref ve haysiyetimi istelemeden değil kendi şahsımdan alırım."
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
​Karıştı toprağa o narin çiçek, Dünyaya güvenmek beyhude emek... ​Ölüm, öyle bir değirmen ki, nice başları öğütüp un etti. Gaye, ölüm geçidinde ölümsüzlüğe ermek... Ömür ırmaklarını kevserleştirip cennet gölüne akıtabilenlere ne mutlu... ​ ​“Dost, öyle bir dosttur ki, ona başka bir denk ve kalbimizden başkası için zevk ve nasib yoktur. Gerçi kendisi şahsımdan ve gözümden kayıptır ama, içimden ve gönlümden asla ayrılmamıştır!..” ​“Bir gün Allah Resûlü’nün huzurlarında idim. Âlemin Fahr-i Kâinatın Efendisi onu işaret ederek dediler ki: Bu kişi ve onun Ehl-i Beyt’i cennetin direğidir!..” ​ ​“Hayır görmüşündür inşaallah!.. Fâtıma, bir oğlan doğuracak, sen de ona oğlun Kusem’in sütünü emzireceksin...” ​“Bir gün Hüseyin’i alıp Allah Resûlü’ne götürmüştüm. Allah’ın Resûlü’nü görünce üzerine atıldı. O da onu öptü, saçlarını tel tel okşadı, tatlı tatlı sevdi. Sonra eteğine oturttu. Oturunca, Âlemin Fahrinin kucağına akıttı. ​– Ey Ümmü Fadl, dedi; al tut oğlumu, üzerime akıttı. Mini mini Hüseyin’i hemen aldım ve çıkıştım: ​– Resûlullah’ın üzerine akıttın da üzdün onu... ​Çocuk ağlamaya başladı... ​– Ey Ümmü Fadl! Allah iyiliğini versin, Allah seni esirgesin. Sen oğlumun canını acıtıp ağlatmakla beni üzdün, dedi. ​– İhramını çıkar, başka bir elbise giy de yıkayayım. ​– Oğlan çocuğunun sidiği bulaşan yere su saçılır, akıtılır. Kız çocuğunun sidiği bulaşan yer de yıkanır...” ​Gaye insan ve Ufuk Peygamber bir gün mini mini Hüseyin’in ağladığını duydu. Muhterem kızı Hazret-i Fâtıma’yı ihtar etti: ​“(Yâ Fâtıma!) Onun ağlamasına üzüldüğümü bilmiyor musun?” ​ ​ ​“Allahım! Ben onu seviyorum. Sen de sev! Onu seveni de sev!” diye dua ederdi. ​“Hasan ve Hüseyin’i seven, beni sevmiş, beni seven de Allah’ı sevmiş olur.” ​“Onlar, benim dünyada öpüp kokladığım iki reyhanımdır.” ​“Hasan ve
Dost, öyle bir dost ki, ona denk yok, Âlemde bu hicran gibi bir cenk yok! Ne zevk, ne şevkin var kalbimde yeri, Unutur muyım hiç ben o günheri! Şahsımdan, gözümden siliktir ama, İçimde gönlümde yaşar dâima!
Sayfa 207·Kitabı okudu
Nurlar, âdi şahsımdan değil, Kur'an güneşinin menbaından nurları alıyor.
“Artık kimse öyle hoca kıyafetli sahte alimlerin yalan dolanına ehemmiyet verecek değildir. Eğer onlara karşı benim şahsımdan bir şey anlamak isterseniz derim ki ben şahsen onların düşmanıyım. Onların olumsuz istikamette atacakları bir adım milletimin kalbine havale edilmiş zehirli bir hançerdir. Benim ve benimle hemfikir arkadaşlarımın yapacağı şey mutlaka ve mutlaka o adımı atanı tepelemektir. Sizlere bunun da üzerinde bir söz söyleyeyim. Farzımuhal eğer bunu temin edecek kanunlar olmasa, bunu temin edecek meclis olmasa, öyle olumsuz adım atanlar karşısında herkes çekilse ve ben kendi başıma yalnız kalsam yine tepeler ve yine öldürürüm.” Gazi Mustafa Kemal
Tarih