1/10
·192 syf.··
2026 1. kitabı
Kitabı keyifle okuyordum ta ki 8. bölüme gelene kadar. Bu bölümde anlatılan William Herines vakasını okurken bi gariplik sezdim ve internette ufak bir araştırma yaptım. Geçenlerde de TLC Suç ve Araştırma kanalında "Rujlu Katil" belgeseline denk gelince kafamdaki taşlar iyice oturdu ve bu incelemeyi yazmak istedim. Bence Heirens büyük ihtimalle tamamen suçsuz. Çocukcağızı sodyum pentatol (doğruluk serumu dedikleri şey) vererek tam 6 gün boyunca avukatsız sorgulamışlar. Zaten çocuk elektrikli sandalyeden, yani idamdan kurtulmak için en son suçları kabul etmek zorunda kalmış. Olay yerindeki parmak izi mevzusu da baya şaibeli; inceleyen uzmanlar bile ilk defa olay yerinde bu kadar net ve pürüzsüz bir parmak izi gördüklerini söylemişler. Resmen polis gidip izi oraya kendi yerleştirmiş gibi duruyor. Dahası, Heirens'tan önce cinayeti herşeyiyle itiraf eden başka biri var ama polis adamı resmen görmezden gelmiş. Görgü tanıklarının olay yerinde gördüğü adamın eşkali de Heirens'a zerre benzemiyor. Tamamen o dönemki medyanın ve halkın baskısını azaltmak için, polis işin kolayına kaçıp tüm suçları bu çocuğun üstüne yıkmış. Zaten işlenen 3 cinayetin de yöntemi birbirinden tamamen farklı. Bir katilin aynı dönemde hem bıçaklayıp, hem vurup, hem de profesyonel cerrah gibi ceset parçalaması piskolojik olarak neredeyse imkansız. 3 cinayetin katilinin aynı kişi olma ihtimali bile bu kadar düşükken, Alan Bentham'ın kitabına alabileceği dünya kadar net seri katil varken, Heirens'ı %100 suçluymuş gibi buraya koyması kitabın kalitesine ve araştırmasına hiç yakışmamış. Büyük bir rasyonellik kusuru.
Eleştiri
Seri Katillerin İç DünyasıAlan Bentham · Olympia Yayınları · 2016565 okunma
Puan vermedi
Bir insanı tanımak istiyorsanız onun geçmişiyle gerçek hikayesini bilmelisiniz! Hırs ve Esaret @_nehir.güzel Doktor Ekin kariyeriyle göz dolduran, bir psikiyatrist, ünlü bir iş insanının kızıyla evli ama eşinin ailesinden hak ettiğini düşündüğü saygıyı bir türlü göremiyor, yazdığı kitap da tutmuyor, Dr. Salih egitim hayatı boyunca ona hem dostluguyla hem de maddi manevi desteğiyle hep yanında olmuş, Ekin bunun bile farkında değil kendine şefkati yok, değersiz hissiyle kendimi sevemiyorum itirafıyla hırslarına da yenik düşmeye meyilli narsöçist birbkışilık, eşinın de evi terketmesi olayları tetikliyor. Erhan, baba siddetıyle büyümüş, lisedeyken bir kazada babasını kaybediyor, anne yatağa mahkum, yardımsever komşu Mehtap ın Erhan' a bir kitap hediye etmesiyle yazma yeteneğini keşfediyor, onu yazmaya teşvik eden de Dr. Ekin çünkü Mehtap onu psikolojik tedavi görmesi için Ekin' in calıştığı hastaneye yatırıyor, tedavinin sona yaklaştığı bir dönemde Erhan hayatını kaybeder. Bu şaibeli ölümü araştıran Komser Tuna kanıtları bulmasıyla bir puzzle gibi parçalar yerine oturacak. İlk kez sevginin yüreklerini kıpırtattıği kaderleri ayni iki genç insan Funda ve Erhan, her ikisine sevgiyle yaklaşan Ekin in de asistanı Şule, öğrendiği sırlar mı terastan atılarak hayatını kaybetmesine sebep oldu, Erhan' ın odasının kameranın kör noktasına denk gelmesi, ayni kamerada Şule' nin terastan düşmesinde de görüntü kaydetmemiş. Salih'in hayatı boyunca sahip çıktığı Ekin' i çözmesi, peki vicdanının sesine kulak verebilecek mi? Kanıtlar tek bir kişiyi işaret ediyor okurken bunu biliyoruz ama satranç tahtasında ilerleyen taşlar yerine Komiser Tuna sayesinde oturacak? Yazardan okuduğum ikinci kitaptı, psikolojik ve polisiye türü kaleme alan
Hırs ve EsaretNehir Güzel · Çınaraltı Yayıncılık · 20269 okunma
Reklam
Puan vermedi·520 syf.··
2018 107. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 10 Kasım 2018 00:00
Okuyan kadinlar kulubu olarak 29 Ekim - 10 Kasım arası Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili kitaplar okuma kararı alıp #izindeyizokuyoruz dedik. @okumacemberiolusturalim etkinliğime de böyle bir kitap kattığım için çok mutluyum. Okuyup raflara sığdırabileceğim bir kitap olmadığı kesin. Devasa bir hayata tanık oldum @yilmazozdil_ sayesinde. Mustafa Kemal Atatürk'ü, fikirlerini, zaferlerini, yaptıklarını, görüşlerini hepimiz biliyoruz. Ben bilmediğim yönleriyle Kemal'e de aşık oldum... Gözümüzün önündeki resmine değil, beynimizin içinde ki fikrin ile Ne Mutlu Türküm Diyene Sakin bir bebekliği, ağırbaşlı bir çocukluğu vardı. Dobraydı, dürüst cevapları severdi, gambazlıktan haz etmezdi. Soğuk kanlıydı, tehlikelere karşı papuç bırakmazdı. Mütevazı, esprili, hazırcevaptı. Takım çalışmasına inanırdı. Kimseyi ihmal etmezdi, vefalıydı. Hesap adamıydı. Sakin bir özgüvene sahipti. Gücünün farkında ama kibirli değildi. Pratik ve idealistti. İletişim dehasıydı, kod adı Nuh'tu. Asil ve ince ruhluydu. 21 Kasım 1925 kayıtlarına göre 1.74 boyunda, 74 kiloydu. 42 numara ayakkabı giyerdi. Karizmaydı. Açık renkleri sever, kol düğmesi, yaka iğnesi, bağcıklı siyah rugan ayakkabı kullanırdı. Köstekli saat takar, tespihi aksesuar olarak taşırdı. Fanilasında taşıdığı minik zincirli iki muskası vardı. Uyanınca çıngıraklı zilini çalardı, gazeteleri ve kahvesi getirilirdi. Yanlızken divana bağdaş kurup otururdu. Parfüm kullanmaz, kolonya sürerdi. Akşamları pijama üstüne şal yakalı robdöşambr kullanırdı. Omuzlarına masaj yaptırmaktan çok hoşlanırdı.Sofrada müşkülpesent derecesinde dikkatliydi. Kuru fasulye ve bamya severdi. Patlıcan kızartmasını sever, karnıyarığı pilavla karıştırarak yerdi. Kavun ve üzüm severdi. Tatlıyla arası yoktu ama gül reçeline hayır diyemezdi. Yaz kış soğuk su içer,
Mustafa KemalYılmaz Özdil · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201815,7bin okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2026 19. kitabı
Evlilik Portresi, Maggie O'Farrel tarafından yazılan 16. yy İtalya'sında geçen tarihi bir roman. Eserde 15 yaşında iken bir dük ile evlendirilen Lucrezia de'Medici'nin hayat hikayesini okuyoruz. Kitabın çıkış noktası gerçekte evlendikten bir sene sonra hastalıktan ölen Lucrezia'nın, ölümünün biraz şaibeli olması çünkü kocası Alfonso'nun onu öldürmüş olabileceğinden kaynaklı şüpheler mevcut. Yazar düşes hakkında yazılan bir şiirden ve tarihsel kaynaklardaki eksikliklerden yola çıkarak bu romanı kaleme alıyor. Aslında ablası Maria'nın evleneceği kişi olan Alfonso, ablasının ölümü ile birlikte onunla evleniyor ve biz başından beri kocasının onu öldüreceğini biliyoruz. Biz bunun sadece nasıl olacağını okuyoruz kitap boyunca. Bu süre zarfında Lucrezia'nın resim sevgisi ile hayata tutunuşunu, erkek egemen bir toplumda kendini kurtarma mücadelesini görüyoruz. Ben kitabı çok beğendiğimi söyleyebilirim. Tarihte önemli bir yer tutan Medici ailesinin biraz da karanlık yönlerine eğilmiş. Yazar aynı zamanda Antik Yunan tarihine vakıf, kitapta bunu güzel bir şekilde gösteriyor. Rönesans dönemi yapılarını ve saray yaşantısını, kıyafet isimlerine kadar okuyucuya aktarıyor. Kadınların metalaştırılması ve damızlık bir hayvanmış gibi muamelesi görmesi çok iyi işlenmiş. Kitabın beğenmediğim tek kısmı yazarın betimlemeleri fazla uzatmış olması. Gereksiz tasvirlere yer verip kitabı fazla uzatmış gibi geldi. Bence yaklaşık bir yüz sayfa çıkarılsa kitap yine güzel olur ve bir şey kaybetmezdi. Yazarın üslubunun güzelliği kitabı yine de okutuyor. Tarihi bir gizeme dair bir edebi eser okumak isterseniz kesinlikle tavsiye edebilirim.
Evlilik PortresiMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20231,502 okunma
6/10
·99 syf.··
Beğendi
·
2026 115. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 16:07
Bu eser bana ilk başta bir tutku hikâyesi gibi göründü fakat beni şaşırtarak aslında insanın güzellik, arzu ve takıntı karşısındaki çözülüşünü anlatıyor. Ağır ama etkileyici bir dili var. Özellikle Gustav von Aschenbach'ın iç dünyası ve Venedik'in giderek kararan atmosferi kitabın en güçlü yanlarından birisi. Thomas Mann'den başka bir eser okur muyum çok şaibeli.
Duygu ve Düşünce
Venedik'te ÖlümThomas Mann · Adam Yayınları · 19824,666 okunma
10/10
·192 syf.··
2026 10. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 00:00
Çürümeye sebep gerçekten Henry miydi; yoksa Dorian kendisi dahi fark etmeden ruhunun derinliklerinde sinsice kabaran ve sonunda vahşet dağına dönüşen kibrinin duvarına mı tosladı? Kitabımızın başına denk düşen gençliğinde taze, duru, ilahi güzelliğiyle Dorian Gray; ahlaki temizliğiyle, saflığıyla beraber baştan ayağa mükemmeliyetin temsili, vücuda gelmiş hali olarak tasvir ediliyor. Bana ve muhtemelen her okura göre gerçekdışı ve inanılması güç bir anlatım var tabii bu oluşumda, ancak arkadaşı Basil Hallward’a göre durum hiç öyle değil. Portremizin ressamı Basil, Dorian’ı gördüğü ilk anda vuruluyor ona. İlişkilerinin akışı boyunca taşkın övgüler, masumiyeti şaibeli sözler ile delikanlıyı mest ediyor, ruhunu okşuyor sürekli. Kitap bu yönüyle “eşcins*llik” mevzuuna dair tefrite kaçmamakla birlikte imadan fazlasını barındırıyor. Ancak eserin 19. yüzyıl Victoria Dönemi İngiltere’sinde yayınlanmış olması göz önünde bulundurulduğunda olay tam bir meydan okumaya, başkaldırıya, manifestoya dönüşüyor diyebiliriz. Yazar bu konuda sahici cesur davranmış. Gelgelelim, bu mükemmeliyet temsilini, harikalık abidesini sanatına akıtmaya; Dorian’ın bir portresini yapmaya karar verdiğinde başlamış oluyor her şey. Portreye Dorian’ın dış güzelliğinden ziyade kendi içindeki ona olan aşkına dair o kadar çok şey katıyor ki; delikanlıya olan duygularını, tablodan dışarı sicim gibi taşan aşkını bir başkası fark edecek, hissedecek diye portreyi sergilemekten, ilan etmekten dahi korkar hale geliyor. Bu konuda şu ayrıntıya da değinmek istiyorum. Yazarın bizzat ifade ettiği üzere Basil’ı kendini temsilen yazdığını biliyoruz. Yazar bu eserinde kendine dair böyle bir gerçeği cesurca ilan edebilmişken acaba Basil’ı neden bu cesaretten yoksun ve aciz bıraktı? Olay örgüsüne dönelim. Sonraki
Edebiyat
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Can Yayınları · 201899,2bin okunma
Reklam
Reklam